31 Mart 2008 Pazartesi

D.PF GÜCÜMÜZÜ GÖSTERELİM


From: altuncuoglu
Subject: GÜCÜMÜZÜ GÖSTERELİM
Date: Tue, 1 Apr 2008 09:18:47 +0300

www.hukukcumhuriyeti.org

EVET SEVGİLİ YURTTAŞLARIM,  

ARTIK BU KAMPANYAYA DAHA SIKI DESTEK VERMELİYİZ.

HEPİMİZİN BİLDİĞİ GİBİ ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU KABUL EDİLDİ.

AKP ve YANDAŞLARI BUNDAN SONRA HERTÜRLÜ ÇALIŞMAYA BAŞVURACAKTIR.

BUNUN İÇİNDİR Kİ;

BU ve BU ANLAMDA YAPILMIŞ HER TÜRLÜ EYLEME KATILACAĞIZ.

AKP YİNE MAĞDURU OYNAYACAKTIR.

ÇEVREMİZDE  O DÜŞÜNCEYİ SAVUNAN İNSANLARA

DURMADAN….YILMADAN, AKP GERÇEĞİNİ ANLATACAĞIZ.

YEREL SEÇİMLER İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ.

İNSANIMIZA BEN'i DEĞİL, BİZ'i ANLATACAĞIZ.

GÜCÜMÜZÜ HERYERDE GÖSTERECEĞİZ.

BU DUYGU ve DÜŞÜNCELERLE,

SEVGİ ve SAYGILARIMI SUNUYORUM.

T.C. VATANDAŞI

Muhlis ALTUNCUOĞLU

 



Pahalı telefon faturaları? Windows Live Messenger'dan ücretsiz ve sınırsız bilgisayardan bilgisayara aramalar - buradan ÜCRETSİZ yükleyin! Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF DEMİRTAŞ CEYHUN




Demirtaş Ceyhun

İzmir Attila İlhan Kültür Merkezi'nde

 

Söyleşi ve İmza günü

 
 

2 Nisan 2008

Çarşamba

 

Saat: 19.00


 


Ailenizi, arkadaşlarınızı en son ne zaman gördünüz? Windows Live Messenger'dan ücretsiz Görüntülü Aramalar - buradan ÜCRETSİZ yükleyin! Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF BAŞBAKAN BAŞSAVCIYI ABD’YE ŞİKÂYET ETTİ


 
From : Mehmet Ali Güller

 

 

BAŞBAKAN BAŞSAVCIYI ABD'YE ŞİKÂYET ETTİ

 

 

AKP'nin kapatılması davası, geçen hafta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney arasında gündeme gelmiş. Cheney'ye partisine açılan kapatma davası hakkında bilgi veren Başbakan Erdoğan, kendisinin iddianamede "ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanı" olarak gösterildiğini söylemiş. (Milliyet, 31 Mart 2008)

Milliyet'in konuyla ilgili sorusunu basın sözcüsü Kathy Schalow aracılığıyla yanıtlayan ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson da şunları söylemiş: "Sözü edilen konu Başkan Yardımcısı Cheney tarafından gündeme getirilmemiştir. Başbakan'ın sözlerini ise Türk tarafından öğrenmeniz gerekecektir."

Wilson'un yanıtına göre, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, ülkesinin bir iç konusu hakkında, ülkesini bir başka ülkeye resmi bir ikili görüşmede şikâyet etmiştir! Değilse, Başbakanlık ABD Büyükelçiliğini biran önce yalanlamalıdır! Hatta devlet gibi devletsek, Başbakanlık yalanlamayla yetinmemeli, maksatlı şekilde yalan beyanda bulunduğu için ABD Büyükelçisi Wilson'la ilgili başka tedbirler de almalıdır.

Ancak herhangi bir yalanlama yapılmaması Erdoğan'ın ülkesinin başsavcısını ABD'ye şikâyet ettiğini maalesef doğruluyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 3 Kasım 2002'de başlatılan tasfiye girişiminin geldiği boyuttur bu!

Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP ile ilgili iddianamesinde "Bir ABD projesi olan ve kapsamındaki ülkeleri ılımlı İslami rejimlerle yönetmeyi amaç edinen Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu her fırsatta tekrarlayan Başbakan Erdoğan..." ifadesini kullanmıştı.

İddianameden daha önce de İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek tarafından gündeme getirilen bu "görev", Erdoğan tarafından yalanlanmaya çalışılmıştır! Erdoğan, kendisinin BOP değil, BM çerçevesinde İspanya Başbakanı ile birlikte yürüttüğü Medeniyetleri Uzlaştırma Projesi'nin eşbaşkanı olduğunu söylemiştir.

Ancak Başbakan'ın ve kurmaylarının bu düzeltme girişimleri gerçeği değiştirememiştir! Başbakan Erdoğan BOP eşbaşkanı olduğunu tam 7 kez dile getirmişti:

1. Erdoğan, 16 Şubat 2004 gecesi, Kanal D'de, Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında aynen şöyle dedi: "Şu anda Amerika'nın da Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir merkez, bir yıldız olabilir. Bunu başarmamız lazım."

2. Erdoğan 28 Temmuz 2004 günü, İran'da bir gazetecinin "Büyük Ortadoğu Projesi'nde ortak hedef olarak İran gösteriliyor. Bu konu gündeme geldi mi?' sorusu üzerine "Demokratik ortak olarak Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi içinde, bu projenin eşbaşkanları arasında yer aldığını" ifade etti. (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=4808)

3. Erdoğan 8 Haziran 2005 günü basın mensuplarının sorusu üzerine, "Geniş Büyük Ortadoğu Projesi'nde demokratik ortak olarak bir görev üstlendiğini ve bu görevle birlikte eş başkanlığın verildiğini" anımsattı ve devamla çeşitli ülkelere yaptığı ziyaretlerin bu görev kapsamında olduğunu belirtti: "Şu anda Ortadoğu coğrafyası üzerindeki ülkelere yapmış olduğumuz ziyaretler ve onlarla yapmış olduğumuz görüşmelerde, bu konulara özellikle yaptığımız vurgular hep bunun açık, net örnekleridir. Yani bizim sınırdaşımız, komşumuz olan örneğin bir Suriye, bir Ürdün, bir Lübnan, Kuzey Afrika ülkeleri, Fas, Tunus, bunlara yaptığımız ziyaretler, hepsi bunun birer adımıdır ve bu da devam edecek." (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=10522)

4. Erdoğan, 21 Şubat 2006 günü TBMM'de AKP Grup Toplantısında şöyle dedi: "Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika projesindeki rolümüz bize özellikle Ortadoğu'da önemli görevler yüklemektedir."

5. Erdoğan, 4 Mart 2006 günü AKP İstanbul Bayrampaşa İlçe Kongresi'nde şöyle dedi: "Türkiye'nin Ortadoğu'da bir görevi var. Biz Büyük Ortadoğu Projesi'nin eş başkanlarından biriyiz. Bu görevi yapıyoruz." (http://www.akparti.org.tr/haber.asp?haber_id=11245)

6. Erdoğan 30 Mayıs 2006 günü, TBMM'de AKP Grup Toplantısında "Eşbaşkanlık görevini kabul ettik." dedi.

7. Erdoğan 27 Temmuz 2006 günü CNN'de Larry King Show'da şöyle dedi: "Daha önce Geniş Ortadoğu ve Kuzey Afrika girişimi içerisinde zaten yer almıştık. Burada gerek barış, gerek huzur, gerek insan hakları, hukukun üstünlüğü, ileri demokrasi için bir eşbaşkanlık görevi üstlenmiştik."

Peki, Erdoğan 16 Şubat 2004'ten beri tam 7 kez dile getirdiği görevini şimdi neden yalanlıyor! Yalanlama girişimi son birkaç gündür olsaydı, "Başsavcının kapatma davası nedeniyle" yorumu yapılabilirdi. Ancak davadan da önce başladı bu yalanlama girişimleri…

Bir zamanlar övünerek dile getirilen bu görev yalanlanmaya çalışılıyorsa, demek ki ABD ve Büyük Ortadoğu Projesi ciddi bir şekilde inişe geçmiş!

"Ergenekon" tertibi de bu inişin bir telaşı zaten!

31 Mart 2008  




 


Aileye katılmanın tam zamanı! Windows Live Messenger'ın 2008 versiyonunu yükleyin! Ücretsiz! Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF “ULUSALCI TEHLİKE!”


 
from:Nadir Eyinnen

Olmak ya da olmamak

                  

"ULUSALCI TEHLİKE!"

 

Mehmet Bedri Gültekin

31 Mart 2008

        

2005 yılı Temmuz ayında Talat Paşa Komitesinin önderliğinde Türkiye'nin 200 kadar seçkin aydını Lozan'a gitti. Lozan Antlaşmasının yıldönümünde, Antlaşmanın imzalandığı tarihi binada, bir kez daha tarihi bir konferans gerçekleştirildi.

Aynı gün gene Lozan'da, Avrupa'nın çeşitli ülkelerinden gelen yaklaşık beş bin kadar yurttaşımızla birlikte büyük bir miting de yapıldı.

Miting ve Konferans, İsviçre basınında büyük yankı yarattı. Daha bir ay öncesinden başlayarak İsviçre gazetelerinin çoğunluğu "Türk nasyonalistlerinin yapacağı eylemden" bahsetmeye başladılar. Hatta bazı gazeteler daha da ileri gidiyor ve "ırkçı milliyetçiler" tabirini kullanıyordu.

Etkinliklere ev sahipliği yapan İsviçre'deki Atatürkçü Düşünce Dernekleri'nin basın toplantıları, gazetelere yaptıkları ziyaretler ve diğer çabalar fayda etmedi. Talat Paşa Komitesi Avrupalılar tarafından "nasyonalist", "ırkçı milliyetçi" olarak damgalandı. Komite'nin daha sonraki yıllarda Berlin, Paris ve bir kez daha Lozan'da gerçekleştirdiği eylemler sırasında da aynı suçlamalar devam etti.

Yaşayarak gördük ki, emperyalistlerin bugün muhalifleri için kullandığı "küfür" "Nasyonalizm"dir. Yani Milliyetçilik, yani ulusalcılık…

         Yakın zamana kadar emperyalistlerin muhalifleri için kullandığı küfür bilindiği üzere "Komünist" idi. Ama Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra bu küfrü modası geçti. Komünizmin yerini artık nasyonalizm (ulusalcılık) almıştır.

Elbette ırkçılıkla özdeşleştirilen Nasyonalizm sözcüğünün seçilmesinde, dünya halklarının Hitlerin Nasyonal Sosyalist Partisine ilişkin yargısından yararlanma açıkgözlülüğü de var.

 

AŞIRI MİLLİYETÇİLİK

Emperyalistlerin, Türkiye gibi ezilen bir Dünya ülkesinin anti emperyalist devrimcilerini "nasyonalist" veya "ırkçı milliyetçi" olarak karalamaları anlaşılır bir tavırdır. Çünkü ezilen dünyanın ve Türkiye'nin ulusal bağımsızlıktan yana devrimcileri, emperyalist sömürüye karşı tavır almakta, mücadele etmekte, deyim yerindeyse bu ülkelerin çıkar çarklarına çomak sokmaktadırlar.

Mustafa Kemal, Anadolu'yu dört bir yandan işgal eden ve İstanbul'da karargâh kuran emperyalist devletlerin gözünde "eşkiya", "Bolşevik" idi.

Benzer suçlamalar, 20. yüzyılda dünyanın dört bir yanında emperyalizme karşı vatanlarının kurtuluşu için savaşan bütün yurtseverlere yöneltildi.

Bütün bunlar anlaşılır. Ama 29 Mart tarihli Milliyet gazetesinin haberinden öğrendiğimize göre, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Emniyet Genel Müdürlüğü de ulusalcılığı; terörist faaliyetler içinde ele alan bir değerlendirme yapmıştır. Gene Emniyet Genel Müdürlüğüne göre ulusalcılık, "aşırı milliyetçiliktir."

        

EMNİYETİN TERÖR TARİFİ

22 Temmuz seçimlerinden sonra İçişleri Bakanlığına atanan Beşir Atalay'ın göreve başlamasının ardından, kendisine sunulmak üzere bir dosya halinde hazırlanan kurumsal brifingde ulusalcılık; Terörle Mücadele ve Harekât Dairesi Başkanlığı'nın faaliyetleri altında değerlendirilmektedir.

Peki nedir ulusalcıların terörist faaliyetler kapsamında ele alınmalarını gerektiren büyük suçu? Raporda, "aşırı sağ faaliyetler" kapsamında değerlendirilen "ulusalcılık" akımının ifade ettiği "suç"; şöyle tarif ediliyor:

 "Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadırlar".

Böylece Doğu Perinçek ve arkadaşlarının, terörle mücadele ekipleri tarafından neden sabaha karşı yapılan baskınlarla gözaltına alındıkları ve neden terör hükümlülerinin tutulduğu F tipi ceza evlerine konuldukları anlaşılmaktadır.

 

EMPERYALİSTLERİN PENCERESİ

Neyin terör olduğu, neyin terör olmadığı, olaylara nereden baktığınıza bağlıdır. Milli bağımsızlık hareketleri, emperyalistlere göre "terör"dür. Oysa dünyanın bütün mazlum milletleri, emperyalizme karşı direnişi ve savaşı, terör olarak değil, Kurtuluş Savaşı olarak değerlendirir.

Emperyalistler, ezilenler dünyasında giriştikleri işgal hareketlerini yüzyıl önce "medeniyet götürmek", bugün ise "demokrasi ve özgürlük götürmek" olarak değerlendiriyorlar.

Oysa yüzyıl önce de bugün de emperyalistlerin giriştikleri işgal hareketleri terörün daniskasıdır.

Amerika, Irak'taki direnişçiyi terörist olarak görür. Irak halkına göre ise terörist, işgalci Amerikan askeridir.

Tuhaf olan Türkiye Cumhuriyeti Emniyeti'nin, "terör" tanımını tıpkı Avrupalı ve Amerikalı emperyalistler gibi yapmasıdır.

Bu tuhaflığın da bir açıklaması vardır: Açıklama; kaderini emperyalistlerle birleştirmiş olan AKP iktidarının varlığıdır.

AKP iktidarı gelişmelere Türkiye'nin penceresinden değil, emperyalistlerin penceresinden bakmaktadır.

 "Irak'ta savaşan kahraman kadın ve erkek Amerikan askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için duacı olduklarını" söyleyen Tayip Erdoğanlar, Türkiye'nin ulusalcılarını doğal olarak "terörist" olarak göreceklerdir.

Şimdi bu yeni tanım ile birlikte milletimizin tamamına yakını, "terörist" ilan edilmiş olmaktadır. Malum, halkımızın yüzde 92'si Amerika'ya, yüzde 75'i Avrupa'ya karşı.

mbgultekin@ip.org.tr

        



 


Ailenizi, arkadaşlarınızı en son ne zaman gördünüz? Windows Live Messenger'dan ücretsiz Görüntülü Aramalar - buradan ÜCRETSİZ yükleyin! Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Re: ateşkes ilan etti

o dağdaki çoban dediğinin, kardeşi oğlu babası kanıyla canıyla kurtardı bu ülkeyi, halen şimdi bile pkk ile savaşıyor askerliğini yapıyor, kayacı lar kralı,
sen ne yapıyosun, iki soyunuyosun, iki defile yapıyosun milyarları löp löp yutuyosun vergi veriyomuş ta,
sen git bir, -30 derecede 2 saat nöbet tut

 
31.03.2008 tarihinde malcolmx <malcolmxelhaccmalikellsahbaz@gmail.com> yazmış:
"AK Parti'yi iktidara ayak takımı getirdi" diyen Kayacı: "Herşeye televizyonda cevap vereceğim."
 "AK Parti'yi iktidara ayak takımı getirdi" diyen Aysun Kayacı ateşkes ilan edip eleştirilere TV'de cevap vereceğini söyledi..
Tv'de canlı yayınlanan "Haydi Gel Bizimle Ol" programında yaptığı açıklamalar yüzünden eleştirilen Aysun Kayacı, ateşkes ilan etti. Güzel sunucu, Pınar Kür, Müjde Ar ve Çiğdem Anad'la birlikte sunduğu programın son bölümünde, "Dağdaki çobanla benim oyum niye eşit" ve "AK Parti'yi iktidara ayak takımı getirdi" deyince eleştirilmişti. Sözlerinin arkasında olduğunu söyleyen Aysun Kayacı, "Bütün söylediklerimin arkasındayım. Hiçbir şeyden korkum yok. Ben vatansever bir Türk genciyim. Her şeyi sorgulamaya hakkım var" dedi. Kayacı, tüm eleştirilere NTV'de yayınlanan programında cevap vereceğini kaydetti. Öte yandan AK Partili vekiller Kayacı'yı eleştirmeye devam etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Necati Çetinkaya "Bu milleti hor görüyorlar" derken, Dengir Mir Mehmet Fırat'ın yorumu "Halkı küçük gören civcivler var" oldu.




--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Re: BAŞBAKAN'IMIZIN SERVETİ

zenginin malı züğürdün çenesini yorar, onu bunu bırak ta, aydın doğan gibi yalan haberlerle zengin olan, ergenekonlardan büyük rantlar getirenlere bakın.

2008/3/31, YILMAZ KARAHAN <yenidenergenekon@gmail.com>:

SAYIN BAŞBAKANIMIZ,

DÜNYADAKİ TÜM DEVLET VE HÜKÜMET BAŞKANLARI ARASINDA SEKİZİNCİ ZENGİN

SERVETİ 2 MİLYAR ABD DOLARI

List of heads of government and state by net worth

From Wikipedia, the free encyclopedia

Jump to: navigation, search

This is a list of heads of state and government by the net worth, mostly of their liquid assets. This list should not include property and other material goods (although these are sometimes difficult to separate depending on the source).

Name

Title

Net Worth

Country

Hassanal (Bolkiah)

Sultan

$30 billion

Flag of Brunei Brunei

Abdullah (Saud)

King

$21 billion

Flag of Saudi Arabia Saudi Arabia

Khalifa bin Zayed Al Nahyan

President

$19 billion

Flag of the United Arab Emirates United Arab Emirates

Mohammed bin Rashid Al Maktoum

Prime Minister

$14 billion[citation needed]

Flag of the United Arab Emirates United Arab Emirates

Henri (Nassau)

Grand Duke

$5 billion[citation needed]

Flag of Luxembourg Luxembourg

Beatrix (Orange-Nassau)

Queen

$4.7 billion[1]

Flag of the NetherlandsNetherlands

Hans-Adam II (von und zu Liechtenstein)

Prince

$3.9 billion[citation needed]

Flag of Liechtenstein Liechtenstein

Recep Tayyip Erdoğan

Prime Minister

$2 billion[2]

Flag of Turkey Turkey

Albert II (Grimaldi)

Prince

$1 billion[citation needed]

Flag of Monaco Monaco

Teodoro Obiang Nguema Mbasogo

President

$600 million[citation needed]

Flag of Equatorial Guinea Equatorial Guinea

Elizabeth II (Windsor)

Queen

$500 million[3]

Flag of Antigua and Barbuda Antigua and Barbuda
Flag of Australia Australia
Flag of the Bahamas Bahamas
Flag of Barbados Barbados
Flag of Belize Belize
Flag of Canada Canada
Flag of Grenada Grenada
Flag of Jamaica Jamaica
Flag of New Zealand New Zealand
Flag of Papua New Guinea Papua New Guinea
Flag of Saint Kitts and Nevis Saint Kitts and Nevis
Flag of Saint Lucia Saint Lucia
Flag of Saint Vincent and the Grenadines Saint Vincent and the Grenadines
Flag of the Solomon Islands Solomon Islands
Flag of Tuvalu Tuvalu
Flag of the United Kingdom United Kingdom

Harald V (Oldenburg-Glücksburg)

King

$240 million[citation needed]

Flag of Norway Norway

Mswati III (Dlamini)

King

$50 million[citation needed]

Flag of Swaziland Swaziland

Călin Popescu-Tăriceanu

Prime Minister

$18-20 million[4]

Flag of Romania Romania

Ferenc Gyurcsány

Prime Minister

$16 million[5]

Flag of Hungary Hungary

George W. Bush

President

$15 million[citation needed]

Flag of the United States United States

Margrethe II (Oldenburg-Glücksburg)

Queen

$10 million[citation needed]

Flag of Denmark Denmark

Carl XVI Gustaf (Bernadotte)

King

$9 million[citation needed]

Flag of Sweden Sweden

Helen Clark

Prime Minister

$8 million[citation needed]

Flag of New Zealand New Zealand

Hosni Mubarak

President

$7 million[citation needed]

Flag of Egypt Egypt

Gloria Macapagal-Arroyo

President

$1.3 million[citation needed]

Flag of the Philippines Philippines

[edit] References

  1. ^ Forbes 2005 estimate.
  2. ^ Forbes 2005 estimate.
  3. ^ #46 Queen Elizabeth II - Forbes.com
  4. ^ (Romanian) "Cei mai bogaţi români valorează o cincime din PIB" ("The Wealthiest Romanians Are Worth a Fifth of [Romania's] GDP"), Evenimentul Zilei, November 3, 2006.
  5. ^ Átrendeződött az első 10 hely a leggazdagabb magyarok listáján

Retrieved from "http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_heads_of_government_and_state_by_net_worth"

Categories: Lists of people by wealth | Lists of current office-holders | Lists of heads of state




--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Re: Fwd: GARIBAN TAYYIP DUNYANIN EN ZENGIN BASKANLARI SIRASINDA 8INCI

adam hırsızlık mı yapmış, yaptıysa kanunlar mahkemeler ne güne duruyor, çalışmış biryerlerden işi rast gitmiş, sen onu bunu bırak ta demokrasi elden gidiyor, türbanlı türbansız kürt türk  diye vatandaşlarımız arasına fitne sokuluyor, bölmek isteyen dış güçlerin ekmeğine yağ sürülüyor, çocukların bile güldüğü gazete küpürleri ile bir milletin yarısının itibar ettiği parti kapatılıyor neymiş şeriat mış, şeriat isteyen insan AB ye girmek için en büyük adımı atmaz, sevgili sibel,
bunlar Türkiyenin ilerlemesini istemeyen her 10-15 yılda ayaklarına prangalar takmak isteyen güçlerin işidir.

 
31.03.2008 tarihinde Sibel Ersoy <sibersoy@gmail.com> yazmış:


Toplam servetinin 7 milyar $ olduðu söyleniyor bildiðim  kadarýyla...
Listeyi dikkatli incelerseniz Tayyip Erdoðan'ýn kimlerden sonra 8. sýraya
yerleþtiðini görürsünüz.. Hepsi petrol zengini olan Arap ülkelerinin krallarý ve
Hollanda ve Lüksemburg Krallarýnýn ardýndan.. Üstelik bu zenginlerin hiç biri
sonradan zengin olma deðil.. Köklü zenginler.. 6 senede milyarder olan bir
devlet adamlarý yok... Þimdi baþýmýza nasýl bir bela sardýðýnýzýn farkýna vardýnýz mý?
6 milyar dolar için bu ülke IMF karþýsýnda maymuna döndü, hükümetler yýkýldý...
sadece Tayyip Erdoðan 7 milyar $ götürdüyse varýn gerisini hesaplayýn..
Bunlara siz sebep oldunuz siz.. Siz AKP'ye oy verenler.. Doðmuþ doðmamýþ
tüm nesillerin hakkýný yedirdiniz, geleceðimizi kuruttunuz...
Saygý ve sevgilerimle
Sibel Ersoy

NERIMAN YUCE <> wrote:
Subject: [AmerikadakiAyYildiz] GARIBAN TAYYIP DUNYANIN EN ZENGIN BASKANLARI SIRASINDA 8INCI



 
Gariban Tayyip, zenginlik siralamasinda ancak sekizinci olabilmis.
Forbes'in 2005 yili tahminine gore garibanimizin sahsi serveti 2 milyar dolar.
Sadece nakit para olarak.
Gayrimenkuller ve diger mallar haric net servet.
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
 
Kaynak:
 
 
 

List of heads of government and state by net worth

From Wikipedia, the free encyclopedia

Jump to: navigation, search

This is a list of heads of state and government by the net worth, mostly of their liquid assets. This list should not include property and other material goods (although these are sometimes difficult to separate depending on the source).
Name Title Net Worth Country
Hassanal (Bolkiah) Sultan $30 billionâ–²  Brunei
Abdullah (Saud) King $21 billionâ–¬  Saudi Arabia
Khalifa bin Zayed Al Nahyan President $19 billionâ–²  United Arab Emirates
Mohammed bin Rashid Al Maktoum Prime Minister $14 billionâ–¬[citation needed]  United Arab Emirates
Henri (Nassau) Grand Duke $5 billion[citation needed]  Luxembourg
Beatrix (Orange-Nassau) Queen $4.7 billion[1] Netherlands
Hans-Adam II (von und zu Liechtenstein) Prince $3.9 billion[citation needed]  Liechtenstein
Recep Tayyip Erdogan Prime Minister $2 billion[2]  Turkey
Albert II (Grimaldi) Prince $1 billion[citation needed]  Monaco
Teodoro Obiang Nguema Mbasogo President $600 million[citation needed]  Equatorial Guinea
Elizabeth II (Windsor) Queen $500 million[3]  Antigua and Barbuda
 Australia
 Bahamas
 Barbados
 Belize
 Canada
 Grenada
 Jamaica
 New Zealand
 Papua New Guinea
 Saint Kitts and Nevis
 Saint Lucia
 Saint Vincent and the Grenadines
 Solomon Islands
 Tuvalu
 United Kingdom
Harald V (Oldenburg-Glücksburg) King $240 million[citation needed]  Norway
Mswati III (Dlamini) King $50 million[citation needed]  Swaziland
Călin Popescu-Tăriceanu Prime Minister $18-20 million[4]  Romania
Ferenc Gyurcsány Prime Minister $16 million[5]  Hungary
George W. Bush President $15 million[citation needed]  United States
Margrethe II (Oldenburg-Glücksburg) Queen $10 million[citation needed]  Denmark
Carl XVI Gustaf (Bernadotte) King $9 million[citation needed]  Sweden
Helen Clark Prime Minister $8 million[citation needed]  New Zealand
Hosni Mubarak President $7 million[citation needed]  Egypt
Gloria Macapagal-Arroyo President $1.3 million[citation needed]  Philippines

[edit] References

.

__,_._,___


Special deal for Yahoo! users & friends - No Cost. Get a month of Blockbuster Total Access now



--
Sibel Ersoy



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Devlet Eliyle Kumar Uluslararası Hale Getirildi

AKP Hükümetinin karnesine Zina'yı suç olmaktan çıkarma,
Domuz üretimine serbestlik sağlanması,
12 yaş altındaki çocuklara Kuran'ı Kerim eğitiminin yasağından sonra
ülke insanımızın inanç, örf ve adetlerine ters düşen at yarışı bahislerini uluslar arası hale sokması eklendi

Devlet Eliyle Kumar Uluslararası Hale Getirildi

"Artık yurt dışındaki at yarışlarına da bahis oynanabilecek"

İşte Bakanlar Kurulu Kararı ve Resmi Gazetede yayını.



Konunun  Belgeri ve yorumlarınız için TIKLAYIN

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF OYUNU BELLİ EDEN HAŞİM KILIÇ ÇEKİLMELİDİR!


from:Nadir Eyinnen



HABER ÖZETLERİ :

 

BAŞLIKLAR:

1.     OYUNU BELLİ EDEN HAŞİM KILIÇ ÇEKİLMELİDİR!

2.     YAYIN YÖNETMENİMİZ İLSEVER: "OPERASYON, İP OPERASYONUNA DÖNÜŞTÜ"

3.     KANADOĞLU: "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPMAK AYRI BİR KAPATMA DAVASI"

4.     CHP: "DAVANIN KABULÜ BEKLENEN BİR KARARDI"

5.     TERTİP DÖNEKLERE KALDI

6.     FORBES'İN ZENGİN LİDERLER LİSTESİNDE ERDOĞAN 8'İNCİ

 

Anayasa Mahkemesi 10 üye, 1 temsilci ile toplanıyor:

OYUNU BELLİ EDEN HAŞİM KILIÇ ÇEKİLMELİDİR!

   

AKP İddianamesinin değerlendirileceği Anayasa Mahkemesi toplantısından önce bir açıklama yapan İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Cengiz özetle şunları söyledi:

Anayasa Mahkemesi bugün toplanarak, AKP'nin kapatılmasına ilişkin İddianamenin kabul edilip edilmemesini görüşecek.

"Karşı devrimciler iktidardadır" denilen İddianame kamuoyunda günlerdir tartışılıyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca AKP iktidarının icraatlarını "BOP eşbaşkanı" sıfatıyla sürdürdüğü vurgulanmış, ABD'nin "ılımlı İslam" dayatmasının "BOP eşbaşkanı" Erdoğan'dan güç aldığı belirtilerek "laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline gelen AKP'nin kapatılması" istenmiştir.

27 Mart 2008 günü televizyonlardan izledik. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, " İddianamenin reddedilmesi gerekir" anlamına gelecek ve böyle algılanacak açıklamalar yaptı.

Haşim Kılıç'ın sonra tevil etmeye çalıştığı bu açıklamaları ile aynı gün Bülent Arınç da Star TV'de Uğur Dündar'la konuşurken, Anayasa Mahkemesi'ne talimat verircesine "İddianameyi reddetmeleri gerekir" türünden açıklamalar yapıyordu. Uğur Dündar "yargıya talimat olmuyor mu? " demek zorunda kaldı ki haklıydı.

Anayasal yargıyı abluka altına alma girişimleri dikkat çekici ve bu koşullarda Haşim Kılıç'ın, Anayasa Mahkemesi Başkanı sıfatıyla oyunu belli eden açıklamalarda bulunması kaygı vericidir.

Bugün toplanacak olan Anayasa Mahkemesi'nin 10 üye ve 1 temsilci ile toplanacağı anlaşılmaktadır. Bu durumda "ihsas-ı rey"de bulunmuş, yani oyunu önceden açıklamış olan Haşim Kılıç'ın AKP'nin kapatılmasına ilişkin bu davadan çekilmesi gerekir. Kendisini çekilmeye davet ediyoruz.

 

YAYIN YÖNETMENİMİZ İLSEVER:

"OPERASYON, İP OPERASYONUNA DÖNÜŞTÜ"

 

Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit İlsever, Avrupa Parlamentosu'nun son Türkiye rapor taslağıyla ilgili cezaevinden bir açıklama yaptı. Raporda, AKP'nin kapatılmaması talimatının yanı sıra ''Ergenekon konusunda soruşturmanın sonuna kadar sürdürülmesi'' ve ''devlet içindeki uzantılarının temizlenmesi'' isteği yer almıştı. Ferit İlsever'in açıklaması şöyle:

Raporun son bölümünde, bu konularda 'AP, Türk makamlarını cesaretlendirir' deniyor. Böylece 'Ergenekon' operasyonunun, ABD-AB Gladyosu'nun eseri olduğu açıkça ilan ediliyor. O kadar sahipleniliyor ki, operasyonu yüzüne gözüne bulaştırıp tecrit olan kuvvetler cesaretlendiriliyor.

Okyanus ötesinde planlanan ve 'cesareti' bile dışardan aşılanan tertip, Türkiye kayasına ve onun hammaddesi olan Atatürk Devrimi'ne çarpmıştır. 'Operasyonun sonuna kadar gidilmesi' talimatının şifresini çözen AKP ve Fethullahçı Gladyo, İşçi Partisi'nin üzerine gidiyor. Ergenekon Operasyonu bir İşçi Partisi operasyonuna dönüştü.

Zaten esas hedef de başından buydu. İçinde bulunduğumuz ve giderek derinleşecek kriz koşullarında milletin öncüsünü baskı altına almak!. 'Devlet içindeki uzantılarının temizlenmesi'yle de TSK'nın milli gücünün tasfiye edilmesi emrediliyor. Böylece, Ergenekon operasyonunun hedefi açıkça ortaya çıkmıştır: Milli Devlet'in tasfiyesi!

Yargıtay Başsavcısı'nın AKP'nin kapatılması talebine başta Schröder olmak üzere hakaretlerle tepki gösteren Avrupa, şimdi Türkiye'yi parlamento kararıyla tehdit ediyor.

Herşey çok açık: ABD ve AB Türkiye'yi bölmek ve dize getirmek için yükleniyor. Bizim de İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'ndeki sorgumuzda, 'bu operasyonun ABD ve AB'nin emriyle yapıldığı' şeklindeki ifademizin ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

 

KANADOĞLU: "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ YAPMAK AYRI BİR KAPATMA DAVASI"

Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP'ye açılan kapatma davasının ardından Anayasa değişikliği yapılmasının ayrı bir kapatma davası olacağını söyledi. Değişikliğin "açılmış bir davayı etkisiz hale getirmek" olacağını ifade eden Kanadoğlu, AKP'nin değişiklikle "ben bu eylemlere devam edeceğim" vurgusunu yaptığını söyledi.

Kanadoğlu, Kapatma davasının bir ceza davası olmadığını söyleyerek, "kendine özgü bir dava açılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin bu iddianameyi reddetme yetkisi yoktur. Çünkü İddianame Mahkemeye verildiği anda açılmıştır. Yapılacak iş eksiklik yoksa davalı partiye savunma için süre vermektir" dedi.

Açılmış bir davanın ardından Anayasa'yı değiştirmenin davayı etkisiz hale getireceğini söyleyen Kanadoğlu, " Anayasa'yı değiştirmeye kalkmakla şunu söylemiş oluyorsunuz: ben bu eylemlerime devam etmek devam etmek niyetindeyim. Laik cumhuriyet ilkesine aykırı eylemlerin odağı olma ilkesini değiştiriyorum. Buda ayrı bir kapatma davası olur" dedi.

Ergenekon tertibiyle de yargının bağımsızlığının tartışıldığını belirten Kanadoğlu şöyle konuştu: "Görüyoruz ki bu olayda yürütmenin egemenliği altında, bir kısım basının yol göstericiliği ile yargı bir tarafa bırakılmış durumda. Emniyet tarafından başlatılan bu soruşturma, sonradan savcıya verilmişse orada yargının bağımsızlığından bahsetmek mümkün değil" dedi.

 

CHP: "DAVANIN KABULÜ BEKLENEN BİR KARARDI"

 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, Anayasa Mahkemesi'nin AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davaya ilişkin iddianameyi kabulü konusunda, "beklenen bir karardı" dedi. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay da,  "AKP'ye tavsiyem şudur: Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmadığının savunmasını yapsınlar" diye konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, özel bir televizyon kanalında yapılan programa katılarak şunları söyledi:

"Beklenen bir karardı. Aksi yönde karar alınabilrmiş havasını AKP yanlıları veriyordu. Bugüne kadar pek çok parti kapatma davası açıldı, görüşülmesi kabul edildi.

Oybirliğiyle görüşülmesine karar verilmesi oy birliğiyle kapatılacak anlamına gelmez. Sayın Gül bir partide siyaset yapmadığı için onu etkilemeyecektir. Cumhurbaşkanlığından önceki eylemlerinden sorumlu olduğu için onun da sorumlu tutulması gerektiği yönünde bir karardır. Diğerlerinin milletvekilliği de düşecektir. Başbakan olarak da göreve devam edemez ama ara seçimle bağımsız seçilebilir. 5 yıl hiçbir partinin üyesi olamaz. Görülmekte olan bir davayı etkileyecek bir düzenleme hukuka aykırı olur"

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay da,  "AKP'ye tavsiyem şudur: Laikliğe aykırı eylemlerin odağı olmadığının savunmasını yapsınlar" dedi.

Okay, siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin gündeme gelmesi halinde, değişikliğin 367'nin altında ve330'un üzerinde bir oyla kabul edilmesinin, referandum sonucunu doğuracağını anımsattı. Okay, yasamanın, yargıyı etkisizleştirmeye yönelik bir düzenleme yapmasının, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayacağını dile getirdi.

AKP hakkındaki davanın da laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği iddiasıyla açıldığına işaret eden Okay, bu nedenle yapılacak anayasa değişikliğinin toplumda yeni gerginlik ve kırılganlıklara neden olacağını, laikliğin oylanmasına dönüşeceğini söyledi. Böyle bir anayasa değişikliklerinden vazgeçilmesini isteyen Okay, CHP'nin değişikliğin Genel Kurulda kabul edilmesi halinde Anayasa Mahkemesine başvuracağını bildirdi.

 

TERTİP DÖNEKLERE KALDI

 

Toplumda itibar sahibi hiçbir şahsiyetten destek bulamayan Ergenekon tertipçileri, döneklere sarıldı. Sabah Gazetesi'nde tam sayfa röportajı yayımlanan Ergin Cinmen, ordu içinde temizlik yapılmasının şart olduğunu söyedi. Ertuğrul Kürkçü ise, Akşam gazetesindeki röportajında, Türk Ordusunu, Fethullahçı gladyonun safında gösterme gayretindeydi.

Fethullahçı Gladyo, operasyonun ikinci haftasında Taraf ve Vakit gazetelerine hapsoldu. Toplumda itibar sahibi hiçbir şahsiyetten destek bulamayan Ergenekon tertipçileri, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan Ergenekon operasyonunun bu aşamasında, döneklere sarıldılar. Avukat Ergin Cinmen, Ergenekon tertipçilerinden daha ateşli çıktı.

Sabah gazetesinde yayımlanan röportajda Cinmen, "Ergenekon soruşturması gereği gibi yapılmazsa, Türkiye'nin başka Ergenekonlar, başka Şemdinliler ve başka Hrant Dink cinayetleri göreceğini öne sürdü. Ordu mensuplarının sivil yargı tarafından yargılanmasını isteyen Avukat Cinmen, Ergenekon'un sol ayağının İşçi Partisi olduğu yalanını üfürdü. 

Fethullah tarikatının yayın organı Aksiyon dergisi ve Yeni şafak'ın sayfalarını sık sık açtığı Cinmen'in, eşcinsel haklarından Abdullah Öcalan savunuculuğuna, kadar önemli(!) icraatların altında imzası var.

Cinmen, Ergenekon tertibinden aylar önce Orgeneral Yaüşar Büyükanıt'ı çete kurmakla suçlayan, Fethullahçılığı açıkça saptanan ve meslekten ihraç edilen Şemdinli savcısı Ferhat Sarıkaya'ya sahip çıkıyor ve  Hükümet'e akıl veriyor. "Bu operasyonları yaparsa siyasi iktidar yapar". Cinmen, böylece Ergenekon tertibinin içinde olduğunu da itiraf etmiş oluyor.

Eski döneklerden Ertuğrul Kürkçü de Akşam gazetesinde, Fethullahçı gladyonun Türk Ordusuyla ittifak halinde olduğunu ileri sürüyor. Kürkçü, Ergenekon operasyonunun Orgeneral Yaşar Büyükanıt ile Tayyip Erdoğan arasında yapıldığı ileri sürülen Dolmabahçe mutabakatına dayandığını yalanını savuruyor.

Tetikçi Taraf gazetesi ise Dink Ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin'in ağzından "Sıra askerdeki Ergenekon'da" başlığıyla yayımlandı.  

 

FORBES'İN ZENGİN LİDERLER LİSTESİNDE ERDOĞAN 8'İNCİ

 

Dünyaca ünlü iş çevreleri dergisi Forbes'te yayınlanan bir listeye göre, Tayyip Erdoğan, dünyada en zengin devlet ve hükümet başkanları arasında sekizinci sırada. Tayyip Erdoğan, Forbes'in 2005 yılı tahminiyle 2 milyar dolarlık servetiyle prens ve kralları geride bıraktı.

Yoksul Tayyip Erdoğan dünya zenginler listesinde. Oğluna gemicik alabilen Tayyip Erdoğan'ın zenginlik sırasındaki tırmanışı sınır tanımamış olacak ki, dünyaca ünlü iş çevreleri dergisi Forbes'in listesinde bile sıralamaya girmiş.

Forbes'in hazırladığı listede Tayyip Erdoğan 2 milyar dolarlık  tahmini servetiyle krallar, prensler ile  devlet ve hükümet başkanlarını geride bırakıyor.  Erdoğan'ın listede geride bıraktıkları arasında 17 ülkenin kraliçesi ünvanını taşıyan İngiltere kraliçesi, Monako Prensi, Norveç kralı ve Amerikan Başkanı Bush da var.

 

 

ULUSAL KANAL

İstiklal Cad. Deva Çıkmazı No:7/7 34430 Beyoğlu İstanbul

Tel : 0 (212) 251 50 90 ulusal@ulusalkanal.com.tr

 Ulusal Kanal (C) 2007 

http://www.ulusalkanal.com

 

 


Aileye katılmanın tam zamanı! Windows Live Messenger'ın 2008 versiyonunu yükleyin! Ücretsiz! Buraya tıkla!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF İmam Hatipliler ve Başörtülüler (Yani parti kapatma suç unsurları)

Kapatma davasıyla ilgili birçok televizyon programı yapılıyor. Tartışma programları sabahlara kadar devam ediyor. Köşe yazarları konuyu işliyor. Hukukçular farklı farklı görüşler belirtiyorlar.

Ancak ilginç bir şey var. Birkaç istisna dışında "iddianame"yi doğru dürüst okuyan yok. Hatta program sunucuları davetlilerin içinde pertavsızla "iddianame"yi okuyan adam arıyorlar. Katılımcılar gazetelere düşen cümleler dışında 160 sayfalık metni okumaya gerek görmemişler. Gazetelere düşen bilgi kırıntıları ile iktifa edilmiş. Hâlbuki bu kadar popüler bir dokümanın insanlar tarafından didik didik edilmesini beklerdik. Ama merak edilmemiş.

Artık Anayasa Mahkemesi de dava açmayı kabul etti. Eğer iktidar partisi kendini koruyacak formüller bulamazsa kapatmayla yüz yüze kalacak gibi görünüyor. Parti kapatmak bir kurum için ölümle eşdeğer sayılabileceğine göre tarihte Akparti'nin durumunu biraz da kara mizah yoluyla anlatan şu misali zikretmeden geçmeyelim.

"Büyük Moğol istilası sırasında Moğolların dehşeti ve insanların ürkekliği o noktaya gelmişti ki, bazan bir Moğol bir sokağa giri­yor, orada yüz tane adam olduğu halde hiç kimse­nin o tek kişiye bir şey söylemeye cesareti olmuyor; o, tek kişi ise teker teker hepsini öldürüyordu da hiçbiri elini bile kaldıramıyordu. Bir Moğol kadın, erkek kılığı­na girerek bir eve girdi ve tek başına ev halkının hepsi­ni öldürdü. Sonra yanına esir aldıklarından biri bunun kadın olduğunu hissetti de onu öldürdü. Bir keresinde bir Moğol birini esir etti ve ona, şu taşa başını koy ben hançer getirip başını keseceğim, dedi ve adam orada öylece kaldı. Kalkıp kaçmaya mecali kal­mamıştı. Nihayet o adam şehirden hançeri alıp geldi ve o adamı orada kesti. "


İbn Esir, el-Kâmil, c.12. Dâiretü'l Maârif

Elbette bu misalde Anayasa Mahkemesini Moğol istilacılarına benzetiyor değiliz. Ama elinde kurtulma imkânı olan adamın trajikomik durumuna işaret ediyoruz. Yani Akparti mutlaka uluslar arası normlarda anayasal düzenlemeleri yapmalıdır. Bu işin şakaya gelir tarafı yoktur.

Hafızamızı yokladığımızda hiç unutamadığımız bir aşağılanma aklımıza geliyor. Refah Partisi'nin kapatılma davasında parti yetkilileri, ekleri ile birlikte 5000 sayfalık bir müdafaaname vermişlerdi. Aynı gün, zamanın Cumhuriyet Başsavcısı o müdafaanameye karşılık 70 sayfalık mütalaa verdi ve basınla paylaştı. Yani Refah Parti'sinin 5000 sayfalık müdafaanamesinden tek satır okumamıştı. Bu sorulduğunda ise "ben zaten onların ne diyeceklerini tahmin ettiğimden mütalaamı hazırlamıştım" mealinde şeyler söyledi. "Onursal Başsavcı" o zaman belki ironi yapmıştı. Sanki davanın akıbetinin baştan belli olduğu ironisi. (Şunu merak ediyoruz; Vural Savaş "Onursal Başsavcı" ise, Sabih Kanadoğlu'nun unvanı nedir? Şimdiki başsavcı emekli olduğunda ona nasıl hitap edilecektir?) O yüzden bu davada da müdafaaname verilmesinin çok işe yarayacağını sanmıyoruz.

Fazilet Partisi'nin kapatılması ise 28 şubat havasında zaten gürültüye gitti. Gerekçeler yine inanılmazdı. Hatta gerekçeler değil, gerekçe. Dünyanın hiçbir yerinde problem olmayan "başörtü veya türban". Akparti davasının da ana teması o.

Bir de 367 hadisesi yaşadık. Halk arasında 9-2 formülü konuşuldu uzun süre. Hatta Akparti yoğurda ak dese ve CHP kara dese ve mahkemeleşseler sonuç 9-2 "kara" çıkar diye espriler üretildi.

Ülkemizde hukuka saygı yeniden tesis edilmelidir. Çünkü devletler ancak adaletle ayakta durabilir. Halk arasında Hâkim Karakuş diye "mevhum" (vehmedilmiş, uydurulmuş) bir Kadı'nın hikayeleri anlatılır. Makul bulunmayan veya sindirilemeyen bazı mahkeme kararları için mizahi hikayelerdir bunlar. İşte onlardan birisi:

BİR adamı öldüren katili yakalayıp getirmişler, Kadı Karakuş "Asın!" demiş, uyarmışlar:
"Efendim, bu adam çok iyi bir nalbanttır, onu asarsak, sizin atları nallayacak kimse kalmaz!"
Kadı Karakuş'un aklı yatmış:
"Kale kapısının yanındaki kafesçiyle bir alışverişimiz var mı?"
"Hayır efendim!"
"O halde nalbant kalsın, kafesçiyi asın!"

Elbette Anayasa Mahkemesi "Karakuşi Hükümler" vermeyecektir. Yukarıda anlattığımız misaller de mahkemeye hakaret ve davaya müdahale amacı taşımamaktadır. Tıpkı Salim Başol gibi hâkimlerin "Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor" benzeri hitapları ile karşılaşmayı da ummadığımız gibi.

Amerika'da yeni seçilen başkan görevine başlayana kadar eski başkanla 4 ay birlikte görev yaparmış. Bu durumdaki eski başkana "Topal Ördek" denirmiş. Yani artık eski başkanın güçlü ve müessir olmadığına işaret. Hükümete açılan bu kapatma davası da onları içeride ve dışarıda aynı duruma düşürecektir. Yabancı ülkeler ilişkilerinde uzun vadeli ve irade isteyen konulara girmeyecektir. Yabancı sermaye istikrar konusunda tereddüde düşecektir. İçeride bürokrasi artık emir ve talimatlara çok fazla riayet etmeyecektir. Bakan ve milletvekillerinin hizmet azmi kırılacaktır. Neticede bu süreçte ülke çok ciddi zararlar görecektir. Unutmamakta fayda var. 28 Şubattan sonra memleket 4 senede %30 küçülmüştü. Onbinlerce insan iflas etmiş, birçokları intihara teşebbüs etmiş veya intihar etmişlerdi. Nereden baksanız en az 10 sene geri gitmiştik. Birçok kurumumuz bedava el değiştirmişti.

Dünyanın krizlere gebe olduğu bugünlerde eğer bu davanın gölgesi ülkemizin üzerinde durmaya devam ederse çok büyük bedeller ödemeye hazır olmamız gerekecektir.

Layık olduğumuz şeylere elbette kavuşacağız. Gecikmeler ümidimizi kırmaz. Ama artık boşuna bedel ödemekten de yorulduk açıkçası. Bazen Nazım'ın şu ümitsiz mısralarını bile Cem Karaca'nın ağzından terennüm ettiğimiz günler oluyor:

"Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın..."

Aklıselim galip gelecektir. Normalleşeceğiz. Buna inanıyor ve potansiyel suç olarak görülmediğimiz günleri sabırla bekliyoruz.

İmam Hatipliler ve Başörtülüler (Yani parti kapatma suç unsurları)


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
*Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :

www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ***ORQUIDEAS../ SESLİDİR..... DOGA***



--
Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com

boş kuyulara boş kovalar sarkıtıyorum...
biliyorum...
ama bazen;
boş kuyulardan yusuflarda çıkar!!!!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Need For Speed Underground 2-- NFS2










NFS2 kurulum gerektirmez. partları indirip açmanız yeterlidir


Need For Speed Underground 2-- NFS2
Need For Speed Underground 2-- NFS2
Need For Speed Underground 2-- NFS2

--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Kapatma Davasına da Yayın Yasağı Konmalı


Neval Kavcar

¬
Neval Kavcar

Kapatma Davasına da Yayın Yasağı Konmalı

 Tarih : 30.03.2008 03:10:42

 
 
 
Kapatma Davasına da Yayın Yasağı Konmalı
 

AKP ye açılan kapatılma davasının ilk tepkileri hatırlayın. "Tarafsız " konumda olması gereken Abdullah Gül"ün demeci ne idi?

 

"Meclis'te bu kadar çoğunluğu olan bir parti hakkında kapatma davası açılması konusunda Türkiye ne kazanır ne kaybeder herkes iyi düşünsün."( A.Gül-14 Mart 2008)

 

Yargıtay Başsavcısını düşünmeden hareket eden bir konuma getiren Abdullah Gül"e göre, AKP için açılan kapatma davası yanlıştır. Kendisine göre bir partinin mecliste çoğunluğu varsa kapatılamaz. Çoğunluğu olan partiler kapatılırsa Türkiye kaybeder fakat parti küçükse kapatılabilir, bundan Türkiye kazanır. Bu cümlenin anlamı budur.

 

Tarafsız Abdullah Gül, "16,5 milyon seçmen bana oy verdi istediğimi yaparım" diye diye dolaşan Başbakan Erdoğan"a bu işin sonu kötüye gidiyor diye uyardı mı dersiniz >>>TIKLAYIN<<<



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF LAİKLİK VE EKÜMENİKLİK


Hasan YILMAZ

¬
Hasan YILMAZ

LAİKLİK VE EKÜMENİKLİK

 Tarih : 30.03.2008 06:42:57

 
 
 
LAİKLİK VE EKÜMENİKLİK

 

     Cumhuriyetimizin kuruluşunun 85. Yıldönümünü kutlarken, Cumhuriyetimizden bize kalanlar,nelerdir,ne durumdadır,83 yıldır hangi gelişmeler olmuştur. Maalesef ulu önder Mustafa Kemal in ölümünden sonra pek fazla bir gelişme olmamıştır. Üstelik onun koyduğu ilkeler  gösterdiği hedefler ve inkılaplar bizzat savunucuları tarafından halkın gözünde alçaltılmış cumhuriyet karşıtları ile birlikte yıllardır altı oyulmaktadır.

 Bu gün  Laiklik ilkesini ve başına gelenleri irdeleyeceğim. Şöyle bir zihin jimnastiği yapalım; >>>TIKLAYIN<<<



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF BAŞBAKAN, BAŞGÖREN OLABİLSEYDİ ! MUhlis Altuncuoğlu


MUhlis Altuncuoğlu

¬
MUhlis Altuncuoğlu

BAŞBAKAN, BAŞGÖREN OLABİLSEYDİ !

BAKTIĞINI GÖREMEYEN, GÖRDÜĞÜNÜ ANLAMAYAN,  ANLAMADIĞINI YORUMLAYAN,  YORUMLADIĞINDA İSE, SUÇU HEP KARŞIYA ATAN BİR BAŞBAKAN.

NORMAL ŞARTLAR ALTINDA PARTİ KAPATILMASINA KARŞIYIZ.  FAKAT YASALARIMIZDA SUÇ OLARAK BELİRTİLEN  EYLEM ve SÖYLEMLERİ YAPTIYSA DA KAPATILMALIDIR. 

ŞİMDİ BAZILARI ÇIKIP DİYOR Kİ,  EFENDİM PARTİ KAPATILMASIN SUÇU İŞLEYEN KİŞİLER CEZALANDIRILSIN. BENDE O ZAMAN DİYORUM Kİ,SUÇ OLDUĞUNU BİLEREK SADECE MENFAATLERİ İÇİN SUSANLAR,   BU SUÇA KARŞI ÇIKMAYARAK  DESTEK VERENLER, BU SUÇA ORTAK OLMUŞLARDIR. MEŞHUR ANEKDOT, BİRŞEY YAPMAYANLARDA, YAPANLAR KADAR SUÇLUDUR.    BU NEDENLERDEN DOLAYI AKP KAPATILMALIDIR.

AKP'den SEÇİLEN VEKİLLER, SAKIN MİLLETİN VEKİLİ OLDUKLARINI SÖYLEMESİNLER. ONLAR TAYYİP ERDOĞAN'IN MEMURU'DURLAR.   BÖYLE OLMASAYDI >>>TIKLAYIN<<<



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF BATI'DAN SAÇMALIKLAR! Cengiz Önal Tarakçıoğlu


Cengiz Önal Tarakçıoğlu

¬
Cengiz Önal Tarakçıoğlu

BATI'DAN SAÇMALIKLAR!

 Tarih : 28.03.2008 22:03:28

           BATI'DAN SAÇMALIKLAR!

    Türkiye'de, toplumsal anlamda en ufak bir kıpırdanma olduğunda; nedense ilk konuşanlar, hep Batı'nın uyanıkları ve sivri akıllıları olmaktadır. Atatürk'ün ebediyete intikalinin ardından zaman içinde ortaya çıkan bu gerçek, günümüzde daha da artarak varlığını sürdürmektedir…

    Neden?

    Cevabı oldukça basit; güçlü otoritelerin olmadığı yerde, elbette önüne gelen ileri-geri konuşacaktır.

    Engelleyen mi var ki?

    Daha dün sayılabilecek bir zamanda ABD Büyükelçisi'nin, sömürge valisi edasıyla yaptığı saçmalıkları ne çabuk unuttuk! 

 

    AB'NİN HER DAİM YAPTIĞI

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın, AKP'nin kapatılmasına ilişkin açtığı davanın ardından Batı'nın Delileri yine ötmeye başladılar…

    -Almanya eski Başbakanı Schröder, sanki hiç kimse yokmuş da görev ona kalmış gibi >>>TIKLAYIN<<<



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF KUŞ GRİBİ GEYİĞİ Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat


Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

¬
Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat

KUŞ GRİBİ GEYİĞİ

 Tarih : 28.03.2008 00:28:17

 
 
 

KUŞ GRİBİ GEYİĞİ

Ortada olup bitenler o kadar sür'atle gelişiyor ki, bu yazımda sâdece geyik yapacağım. Israrla ve inatla Ergenekon'dan da bahsetmeyeceğim, tamam mı!

***

"Geyik yapmak" yeni nesillerin bir tâbiri; menşeini bilmiyorum ama cinsellikle uzaktan akraba olduğunu, sûreten de şakalaşmak anlamında kullanıldığını biliyorum ve bütün bunları göze alarak, bir "lapsus Freudien" mâhiyetinde değil, bilinçli olarak "geyik yapacağım".

Efendim, geçen gün gazetelerden öğrendik ki, kuş gribi sebebiyle karantina altında olan bir köyümüzdeki 17 yaşında yağız bir delikanlı komşusunun tavuğuna sevdâlanmış.

Sevdâsı o derece ileri gitmiş ki, >>>TIKLAYIN<<<



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Türkiye ağlıyor!


Türkiye ağlıyor!
Türkiye ağlıyor!

 Tarih : 31.03.2008 02:50:10


Türklerin bağrı yanıyor, içi sızlıyor! Türkler evlatlarını bayrağa sarılı tabutlarla son yolculuğa uğurluyor! Ağzı olan konuşuyor, Türkler susuyor…

 

Türkiye ağlıyor! Türklerin bağrı yanıyor, içi sızlıyor! Türkler evlatlarını bayrağa sarılı tabutlarla son yolculuğa uğurluyor! Ağzı olan konuşuyor, Türkler susuyor…

Düşman gözümüzün içine baka baka, bizi köyümüzden kasabamıza, mahallemizden büyük şehrimize, belediyemizden büyük meclisimize kadar her yerde kuşatıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kendilerine tanıdığı "eşit yurttaşlık" hakkı ile yetinmeyerek etnik haklar talep edenler, bir yandan da "büyük Kürdistan" kurmak için her yolu deniyorlar. Uzaktan kumandalı mayın, roketatar, A4-C4 tipi plastik patlayıcı, kaleşnikof, molotof kullanan bir saldırı gücüne sahipler… Mecliste kendilerini temsil eden vekillere sahipler… Bizim ödediğimiz vergilerle alınan ambulanslarda terörist leşi taşıyan belediyelere sahipler… Büyük şehirlerimizde gasp, kapkaç, kaçakçılık, haraç, uyuşturucu, mafya gibi yollarla Türkleri korkutup sindiren ve kayıt dışı ekonominin bütün köşe başlarını tutmuş olan çetelere sahipler… İmralı'da tutuklu olmasına rağmen, avukatları aracılığı ile bütün bu organizasyonu yöneten bir lidere de sahipler… Pekiyi, biz Türkler neye sahibiz?>>>

DEVAMI

--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps

Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps
Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps
Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps
Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps
Eşref Saati 19.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ÖNCE KRİPTO GENÇLİK YARATTILAR, TIPKI 80 ÖNCESİ GİBİ



ÖNCE KRİPTO GENÇLİK YARATTILAR, TIPKI 80 ÖNCESİ GİBİ
http://www.cihanturkolsun.org/haberdetay.asp?bolum=60&uyeid=0

 Tarih : 31.03.2008 02:44:07


http://www.cihanturkolsun.org/haberdetay.asp?bolum=60&uyeid=0
Bir Yazar/Bir Yapıt…. "Sivil Casus" adlı yapıtıyla sivil toplum örgütlerinin işlevlerini ortaya koyan genç araştırmacı yazar Kaan Turhan bu kez "Kripto-Devşirme Gençlik AEGEE" adlı yapıtında şu tarihsel uyarı ve saptamalarla karşımızda:

 

Sunuş…

Bir Yazar/Bir Yapıt….

"Sivil Casus" adlı yapıtıyla sivil toplum örgütlerinin işlevlerini ortaya koyan genç araştırmacı yazar Kaan Turhan bu kez "Kripto-Devşirme Gençlik AEGEE" adlı yapıtında şu tarihsel uyarı ve saptamalarla karşımızda:

"Milli politika kaygısı duymayan AKP iktidarının TBMM'den geçmemesi gereken yasaları geçirmesi; ulusal çıkarlarımızla bağdaşmayan, taban tabana zıtlıkla uzlaşmaz bir çelişki oluşturan uygulamaların gerçekleştirilmesi, Mütâreke basınından Ali Kemal'leri aratmayacak yerli işbirlikçilerin güdümündeki kitle iletişim araçlarının çıkar amaçlı güdüleme etkinlikleri, Türkiye'nin içeriden kuşatılmışlığının habercisidir.

Kimi NGO'lar, Ulusal değerler dizgesiyle bağdaşmayan, bağdaşmamasına koşut bir yönelimle ulusal değerler sistemini yıpratmaya; her türlü etnik, dinsel, kültürel ve siyasal alt kimlikleri kışkırtmayı bir görev bilmektedir. Bugün Avrupa'nın 270'den fazla kentinde örgütlenen,>>>DEVAMI

http://www.cihanturkolsun.org/haberdetay.asp?bolum=60&uyeid=0

--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps

Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps
Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps
Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps
Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps
Pars Narko Terör 10.Bölüm [720*544][500MB-24.03.2008] Download + Caps


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]

Bu resım kucultulmustur.Gercek boyuta donmek ıcın tıklayın.704x528.



Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]
Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]
Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]
Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]
Kavak Yelleri - 42. Bolum [Rip By Dulcidine] 28.03.2008 [704×528 - 470 MB]


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps



Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps
Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps
Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps
Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps
Kurtlar Vadisi Pusu 31.Bölüm [720*544][500MB avi-27.03.2008] Download + Caps


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps



Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps
Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps
Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps
Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps
Asi 22. Bölüm (28.3.08) + Caps


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Sıla 65.Bölüm [720*544][500MBi-28.03.2008] Download + Caps




RapidShaRe.CoM
RapidShaRe.CoM
RapidShaRe.CoM
RapidShaRe.CoM
RapidShaRe.CoM

--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Hatırla Sevgili 58.Bölüm [720*544][500MB avi-21.03.2008] Download + Caps



RapidShare.CoM
RapidShare.CoM
RapidShare.CoM
RapidShare.CoM
RapidShare.CoM


--
Yeni Açmış oLduğumuz SevdamCafe MaiL Grubumuza DavetLiSiniz

http://groups.google.com.tr/group/SevdamCafe

Her Türlü İstek Ve ŞikayetLeriniz İçin ; only@forumsevdam.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Re:Perinçek kimdir?

 

 Sayın Hüsrev ÖZEL (akkartal), yazınız başlangıcında sarı renk ile puntaladığınız yazı benim yorumumdan cımbızla çekilmiş bir bölüm, bunun tamamı şu şekildedir.
 
-----Daha dün değilmiydi Türkiye"yi kan gölüne çevirdikleri, insanların gözlerini oydukları !!!

ERDOĞAN ne kadar değiştiyse PERiNÇEK"te okadar değişmiştir.
bunların geçmişi geleceklerinin teminatıdır.

GEÇMiŞLERi NE Ki GELECEKLERi NE OLSUN !!!-----
 
Öncelikle bunu belirtmiş olayım...
Diğer konu ise;
KiŞiLiK BOZUKLUKLARI

Bu son derecede tartışmalı diyagnostik kategoriyle ilgili olarak bilgi aktarmadan önce, bâzı temel taraflarımızı, davranışsal özelliklerimizi özetlemeliyiz. İnsan, kendisini meydana getiren natürel (doğal: tabiî), nurtürel (eğitim, öğretim, görgü vs.) ve kültürel girdilerin ortasında duran, üstelik de kendi farkındalığının farkında olan en mütekâmil varlık (malûm, türümüzün adı Homo sapiens sapiens, yâni farkında olduğunun farkında olan adam). Yâni kişiliği târif etmeden önce, onu meydana getiren bileşenleri iyi tanımak, hele bozukluğundan veya hastalığından bahsederken mutlaka bunları iyi tahlil etmek gerekir. İnsan biyo-psiko-sosyo-kültürel ve ontolojik bütünlük içerisindeki bir Geştalt'tır ve her birey eşsizdir. Kaynakça kısmını boş görenlere ise "lûtfen şaşırmayın" diyeceğim. Bunlar ders notları ve literal malûmata ulaşmak günümüzde artık çok kolay. On senelerin tecrübesi ve birikimiyle, tabii ki kitaplara da bakarak, bu ders notu hazırlanmıştır.

NATÜR

Bütün canlılarda ortak olarak yaşama ve yaşatma, öldürme ve ölme, çoğalma temel itici güçleri vardır ve diğer bütün davranışlar da bunlara indirgenebilir. Yaşama-yaşatma yönünde işleyen temel itici güce Eros, ölme-öldürme yönünde işleyene de Thanatos ismi verilmiştir. Türün devamı için de, bu iki impetustan [itici güçten] kaynaklanan cinsellik [enerjisi libido] ve saldırganlık [enerjisi destrüdo veya destructo] bütün canlılarda ortaktır. İçgüdü ve dürtü kavramları üzerindeki bâzı tartışma­lara değinmek isti­yo­rum. Freud eserlerinde Almanca "Triebe" kelimesini kullanmış, sonradan diğer lisanlara yapılan tercümelerde kavramsal ve terminolojik tartışmalar doğ­muştur. İçgüdü [instinct], târifi üzere, tü­rün devamını sağlamaya yönelik ve o türe has, doğuştan mev­cut stereotipik eğilimleri ifâde eden bir terimdir ve Freud'un da çok etkilendiği Darwin ekolünün kazandırdığı bir kavramdır. Dürtü [drive] ise benzer amaçlara hizmet eden, bi­yolojik kaynaklı psişik itici güçleri ifâde eden bir terimdir. Bu iki kavramın iç içeliği sebebiyle, içgüdü­sel dürtü­ler [instinctual drives] gibi te­rim­lerin hâlen de kullanıldı­ğını görüyoruz. Evcil hayvanların, tıpkı insanlar gibi, içgüdülerini kontrol etmeyi öğrene­bildiklerini biliyoruz. Freud bu temel eğilimlerin evrim yoluyla tevârüs edildiğini kabûl etmekle beraber, Jung gibi bir tahlile girmemiştir. Evrim skalasında yükseldikçe, içgüdüsel davranışla öğrenilme yoluyla ka­za­nılan davranış den­gesi ikincisi lehine değişmektedir. Gene de, içgüdüsel eğilimlerin tamamen kaybolduğunu söylemek de facto müm­kün de­ğildir. Bütün hayvanlardan farklı olarak, "kendini aşa­bilme kapasitesinde, mecburiyetinde, hâttâ mahkûmiyetinde olan" tek varlık insandır. Bâzı kişilik özelliklerinin kalıtsal olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir.

Homo sapiens sapiens'in, yâni "farkında olduğunun farkında olan adamın" 4.6 milyar senelik dünya tarihinde 100.000 senedir varlığını sürdürmekte olduğu bilinmektedir. İnsan genomunda 35 ilâ 40.000 civarında gen bulunduğu, bunların yarısından fazlasının "sessizce" durdukları anlaşıldı. Acaba gerçekten öyle mi? Mâdem canlılık tarihi 4 temel baz, 20 temel amino asid ile yazılmıştır ve türden türe, nesilden nesle bilgi intikali bunlar vasıtasıyla gerçekleşmiştir, canlılık öncesi dönemden de bâzı bilgilerin evrimsel süreç içerisinde bize kadar ulaştığı varsayımının bilimsel düşüncenin nedensellik [causality: illiyet] ilkesine göre doğru olması, olmamasından daha muhtemeldir. Bu da, hepimizin genomunda sâdece canlıların değil, evrenin tamamının evrimiyle ilgili bilgilerin şu veya bu derecede muhafaza edilmiş olacağını düşündürür. Holografik evren anlayışı da bu yöne ışık tutmaktadır.

E. Coli bakterisiyle insanın "sessiz" gen havuzları arasında ciddi bir fark yoktur. Freud'un her şeyi doğumla başlatmasına ve bireysel bilinçdışından bahsetmesine mukabil, Jung doğuştan evrimle getirilen ortaklaşa bilinçdışından [collective unconscious] söz etmişti. Günümüzde buna filogenetik psişe [phylogenetic psyche], hâttâ varoluşun temelini de kapsayacak şekilde, ontogenetik psişe [ontogenetic psyche] denmektedir.

Aynı şekilde, "ontogenetik bilinçdışı [ontogenetic unconscious] veya "ontogenetik bilinç [ontogenetic conscious]" kavramı da söz konusudur; bu da klâsik mantıkla düşünmeye alışmış bilimsel paradigmayı sarsmakta, işin içine erekselliği [teleology] katmaktadır; bundan hoşlananlar da, hoşlanmayanlar da var. Jung'un psişe modeli, işin içine kompleksleri, arketipleri ve ortaklaşa bilinçdışını kattığı için, Freud'unkinden daha mı az değerli veya geçerlidir? Meselâ Freudiyen yaklaşımın dinî inançları birtakım ego savunmaları sâyesinde geliştirilen en azından "nörotik" bir adaptasyon gibi görmesine karşılık, Jung yaklaşımının ortaklaşa bilinçdışı muhtevasını kabûl edilebilir hâle getirdiği için bunların faydalı ve gerekli olduğunu iddia etmesinden hangisi daha doğrudur? Bu iki büyük mütefekkirin bitmeyen kavgasının çağdaş yansımaları olan genetik mühendisliğin ve psikobiyolojinin, sonuçta da evrimsel psikiyatrinin son gelişmeleri altında arke­tipler ve filogenetik psişe kavramlarına çok daha yakın ve sıcak bakmaya başlan­ma­sının sonucu ne olacak? Ortaklaşa bilinçdışını Tanrı arke­tipine açılan yol olarak gören Jung, libido kavramını da cinsellik­ten çok daha aşkın bir hayatî (vital) enerji olarak ele almıştır.

Zâten ortodoks veya yenilenmiş psikanaliz(ler)in de, psikiyatrinin de uğraştığı şey zihin, yâni psi­şedir ve organı [donanımı: hardware] da beyindir. Bütün bunları dikkate alınca, binlerce senedir mistiklerin, peygamberlerin ve şimdiki anlayışımıza göre bâzı "psikotiklerin" bahsettikleri evrensel – küllî bilginin [tasavvuftaki Levh-i Mahfûz] içimizde mevcut olduğundan, en azından ona ulaşacak beyinsel holografik mekanizmaların varlığından bahsetmek mümkündür. Ulaşım da meditatif aktiviteler [transcendence: mistik, artistik yaşantılar, vecit hâlleri], birtakım özel teknikler ve sembolik-allegorik düşünce ile mümkündür. Oraya kortikal lineer – rasyonel – seri işlemli mantıkla ulaşılamaz. Mistik ve meditatif disiplinlerin hepsi bu bölgeyi bombardımana tâbi tutarak düzenleyen, ayarlayan tatbikatlardır: Zikir, ritüeller, ritüelik grup aktiviteleri, bireysel veya kollektif trans hâlleri, yoga vs. Hz. Muhammed'in de, Buda'nın da, Lao Tse'nin de, pek çok "psikotiğin" de yaptıkları da oraya ulaşmaktı. Bu sâyede bütün evrimsel yâni küllî bilgiyi tattılar. Ama Hakikat konuşma lisanına dökülemez ki! Hallâc'ın "En-el Hakk'ını", hani ifâde yerindeyse Allah'ı [isteyen buna Tanrı, God, Yehova, İç Gerçeklik vs. diyebilir] târif etmek, yâni hippokampal ve üst kortikal konuşma lisanına tahvil etmek gayri mümkündür. Yaşantılar [experiences] söze dökülemez ama birer ruh hâli [psychic state] olarak yaşanabilir ancak.

Nitekim sinirbilimin öncülerinden Joseph, kitabında şu başlığı verdiği bir bölüm yazmıştır: "Limbik Sistem ve Amigdala: Tanrı'ya Uzanan Transmitter". Bu olağanüstü yaşantılar psikotik addedilemeyecek büyük mistiklerde, peygamberlerde yaşanmıştır. Günümüz sinirbiliminde buna yol açabilecek bir mekanizma bilinmektedir: Çözülme [dissociation]. Ben bu patolojik olmayan, mistik yaratıcılıkla sonlanan dissosiyasyonlara "assosiyatif dissosiyasyonlar [associative dissociations]" diyorum. Patolojik olanlardan farklı olarak, bunlar bir eserin yaratılışıyla sona eriyor. Psikotik mani atağından sonra Tanrı'yı keşfeden bir hastamda da aslında yazılı veya çizili olmayan bir eser var: Kendini aşmak. O takdirde, psikotik olanla "sağlıklı" olanın turnusol kâğıdı da belirsiz! Buradaki en önemli anahtar kelime işlevselliktir.

Cloninger ve arkadaşlarının çalışmalarıyla evrimsel kökenli sebatkârlık, yenilik arama, zarardan kaçınma ve ödül bağımlılığı şeklinde dört temel huyumuz [temperament] olduğunu ortaya koydu (bunlara mizaç da deniyor; Araplar mizaç kelimesini "mood" yâni duygudurum karşılığı kullanıyor, bizde ise anlam değişmiş. Gene de, "can çıkar, huy çıkmaz" atasözünden mülhem, huy kelimesi tam oturuyor).

Akiskal ve arkadaşları da duygulanımsal huyları [affective temperaments] târif ettiler. Bunları şöyle özetleyebiliriz:

Hipertimik Huy: Erken başlangıç (<21 yaş); Nâdiren araya giren ötimiyle birlikte aralıklı eşik altı hipomanik özellikler; Az uyuma alışkanlığı (<6 saat/gün, hafta sonları da dâhil); İnkârın çok fazla kullanılması. Schneiderian hipomanik kişilik özellikleri: İrritabl, neş'eli, aşırı iyimser veya coşkulu; Saf, kendine fazla güvenen, övüngen, abartılı, gösterişli; Gayretli, çok plân yapan, tedbirsiz ve bitmez tükenmez bir itkiyle koşuşturan; Aşırı konuşkan; Sıcakkanlı, insan arayan veya dışa dönük; Aşırı karışan ve başkalarının işine burnunu sokan; Baskılanmayan, uyaran arayan veya rastgele cinsel ilişkide bulunan.

Siklotimik Huy: Erken başlangıç (<21 yaş); Nâdiren ötiminin olduğu, sık, kısa döngüler; Bir fazdan diğerine öznel ve davranışsal görünümler arasında âni geçişlerin olduğu iki dönemli tablo; Öznel görünümler: Letarji X Ötoni, Kötümserlik X İyimserlik, kafa karışıklığı X Keskinleşmiş ve yaratıcı düşünce, Düşük kendine güven X Aşırı kendine güven arasında değişen kendilik saygısı; Davranışsal görünümler: Azalmış sözel dışavurum X çok konuşma; Hipersomnia X Uyku ihtiyacının azalması; Sebepsiz sulu gözlülük X Aşırı şakacılık; İçedönük kendini soyutlama X Sınırsız insan arama; Üretkenlikte belirgin değişkenlik.

İrritabl Huy: Erken başlangıç (<21 yaş); Nâdiren ötimik, çoğunlukla karamsar (irritabl ve çabuk kızan olma); Derin düşüncelere dalmaya meyil; Aşırı eleştiren ve şikâyet eden; Aksi şakalar yapan; İstenmediği hâlde sokulup sıkıntı veren; Disforik yerinde duramama; İtkisellik; Antisosyal kişilik bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu veya epilepsi ölçütlerini karşılamaz.

Eşikaltı Distimik Huy: Erken başlangıç (<21 yaş); Başka bir duruma ikincil olmayan aralıklı, düşük şiddette depresyon; Çok uyuma alışkanlığı (>9 saat/gün); Derin derin düşünme, anhedoni ve psikomotor enerji azlığına meyil (hepsi sabah saatlerinde daha belirgin); Schneiderian depresif kişilik özellikleri: Ümitsiz, kötümser, neşesiz veya eğlenmeyen; Sessiz, pasif ve kararsız; Şüpheci, aşırı eleştiren veya şikâyet eden; Derin derin düşünen ve endişelenen; Vicdanlı, kendi kendini disipline eden; Kendini eleştiren, kendini cezalandıran, kendini küçülten; Başarısızlıkları, yetersizlikleri ve olumsuz olaylar hakkında aşırı kafa yoran.

Bütün bunlar evrimsel olarak gelişmiş adaptif davranış örüntüleridirler.

Psişik fakültelerin tekabül ettikleri merkezî sinir sistemi (MSS) yapıları, en basit işlevden en kar­maşığa doğru, basamaklar hâlinde aşağıdaki şekilde özetlenmiştir:

Temel davranışsal özelliklerimiz daha döllenme sırasında belirleniyor. Evrimsel psikologların iddia ettikleri nihaî-esas sebep [ultrimate causation] düşünüldüğünde neredeyse bir alınyazısı [mukadderat: predestinaton] söz konusu. İyi de, her şeyi buna indirgeyebilir miyiz? Jerry Fodor'un belirttiği gibi, bu beyinde de belli davranışların yürütüldüğü özel amaçlı işlevsel sinirsel ağlar, yâni zihinsel modüller var. Hâttâ Chomsky'nin lisanla ilgili olarak ortaya koyduğu "lisan iktisap aygıtı" [LAN: language acquisition device] ve David Marr'ın ortaya koyduğu özel görerek tanıma yeteneği insan türüne özgüdür. Karşılıklı diğerkâmlık [reciprocal altruism], baskın heteroseksüel sistem, toplumsal hiyerarşi ve mertebeleşme, canlının kendi cinsini veya kendisini barındıranı tanımasını sağlayan doğal eylem [imprinting], bağlanma sistemi [attachment system] gibi arketipal davranış stratejileri ise evrimsel skalada yükseldikçe rastlanan davranış örüntüleridir. Ama donanımda yüklü olan bu stratejilerin faâliyete geçebilmesi için öğrenme, eğitim gerekiyor.

NURTÜR

Cloninger ve arkadaşlarının modelinde de önceleri iki karakterden bahsedilmiştir: Başına buyrukluk ve işbirlikçilik; sonradan, insan türüne özgü olan kendini aşma özelliğini de katmıştır.

Eğer türümüze özgü temel işletim programlarını birer yazılım [software] olarak ele alırsak, bu temel program belli kritik – epikritik dönemlerde belli yeni yazılımların ve/veya güncelleştirmelerin yapılmasını talep eder. Yâni natürün nurtürden hayat boyu beklentileri olur. Meselâ oral dönemde annenin sütünden çok sevgisi, ten temâsı ve okşayışı önemlidir. Anal dönemde ise özerkliğin ve dış dünyayla ilişkilerin düzenlenmesinin yazılımları devreye sokulmalıdır. Bunlar yeterince yapılmaz, abartılı yüklenir veya hatalı yazılımlar devreye sokulursa, ortaya psikopatolojiler çıkacaktır. Bu da, natür ve nurtür [yâni bakım veren, âile ve çevre] arasındaki mütemâdi etkileşimler sâyesinde gerçekleşecektir, yakın süreçler [proximate processes] sâyesinde hissedilen "iyilik hâli" ile bireyin "şekillenmesini" sağlayacak, genotipler fenotipe dönüşecektir. Hâttâ potansiyel genetik bozuk predispozisyonların bu etkileşimler sâyesinde bir miktar düzeltilebilmesi [fenotipe dönüşmemesi] dahi mümkündür.

İzoseksüel ortamda yetiştirilen erkek veya dişi rezus maymunlarındaki saldırganca davranış örüntüleri arasında belirgin farklılık bulunmamış ama heteroseksüel ortamdakilerde erkeklerin daha saldırgan, dişilerin daha baş eğici oldukları gözlenmiştir. Bu da, eril ve dişil rollerdeki farklılığın yakın sebep olarak sâdece hormonlarca düzenlenmediğini ama toplumsal etkileşimin bu farklılığı tetiklediğini, yakın sebep olarak hormonal faâliyetin davranışsal etkisinin erkeklerde daha fazla ifâde edildiğini gösterir. Keza yeni doğan erkek maymunlarda androjenlerin baskılanması cinsel açıdan dimorfik davranışı etkilememiş, prenatal androjen verilmesinin ise genotipik dişi bireylerde saldırganlığı arttırdığı bulunmuştur; bütün bunlar doğum sonrası dönemden ziyâde prenatal dönemdeki hormonal etkileşimlerin davranış çizgilerinin [traits] oluşmasında rol oynadığı, postnatal etkileşimlerin çok etki yaratmadığı görülmüştür.

Benzer bulgular özellikle fötal hayatın ilk 1.5–3 ayında fötüsün genotipi XY olsa da, kendi androjenlerine direnci eskiden testiküler feminizasyon denen androjen duyarsızlığı sendromuna yol açtığı, bu çocukların dişi fenotipiyle dünyaya geldikleri bilinmektedir. Daha hafif durumların ise erkek hemcinsselliğine, XX fetüslerde fazladan androjene mâruziyetin de lezbiyenliğe yol açtığı gösterilmiştir. Burada natürle nurtür karışmaktadır çünkü özellikle annenin stresi ve/veya aldığı ilâçlar bunu doğrudan etkilemektedir ve anne rahmindeki çocuk bir zamanlar zannedildiğinden çok daha reseptiftir. İşitme, kısmen de görme duyusu aktiftir. Doğum sonrası dönemdeki hatalı yazılım yüklemeleri de müsâit patolojik zemine âdeta hizmet etmektedir.

Natür – nurtür etkileşimlerini incelerken aşırı basitleştirme veya çabucak birtakım izahlar icat etme açmazından kurtulmak epey zahmetli bir iştir ve indirgeyici değil çok yönlü olarak ele alınması gerekir. Çoğu makalede toplumsal etkileşimler üzerinde durulup, natür kısmı ihmâl edilmiştir. Bâzılarında ise değer hükümlerine bağlı tarafgirlik görülür. Eisenberg, natür ve nurtürün zıtlık değil karşılıklılık hâlinde ele alınması ve bu ikisinin ortasına uygun ortamın da [niş: niche] konması gerektiğini vurgular. Nöronların ve sinapsların aşırı bereketli bir şekilde büyüyüp çoğalması, sonra da evrimsel bir program dâhilinde ölmeleri [apoptosis] ve budanması [synaptic pruning] şeklindeki gelişme boşuna değildir; öğrenme in utero başlar ve ölüme kadar da sürer. Bu aradaki etkileşimlerin uygun ortamda ve iyi bir şekilde gerçekleşmesi her iki süreci de doğrudan etkiler; hangi sinapsların ve nöronların yaşayıp hangilerinin öleceği üzerinde doğrudan etkiye sâhiptir.

Büyüme ve gelişme farklı şeylerdir. Çocuklar aynı zaman ve sırayla büyümez ve/veya gelişmez. Bu da donanımın gelişmesi, yazılımların nispeten daha erken veya geç talep edilmesi, donanımın reseptif gücüne göre yazılımın doğru yüklenmesi gibi sorunsalları gündeme getirir. Bâzı çocuklarda beynin belli bölgeleri geç ve/veya yetersiz gelişir. Bunun en tipik örneği klâsik genel ismiyle disleksilerdir. Daha hafif olanlar ise konuşmada, yürümede veya daha spesifik işlevlerdeki gecikme veya erken olgunlaşmalardır. Bu çok kritik-epigenetik dönemlerde çocuğun yakından takibi, onun bireysel özelliklerine göre natür - nurtür etkileşiminin ayarlanması özel bir önem taşır. Meselâ çekirdek cinsel kimliğin oturmasında da bu olgu esasî derecede öneme hâizdir. Saldırganlığın düzenlenmesi ve organizma ile çevre arasında seri, seçici [selective] ve yeni akomodasyonların kurulması açısından da hem genetik hem de çevresel etkenler temel tâyin edici bir rol oynar; toplumsal uzlaşma için bu akomodasyon birincil dereceden öneme sâhiptir.

KÜLTÜR

Her ne kadar üst primatların da bir nev'î kültürlerinden söz ediliyorsa da, kültürel evrimi biyolojik evriminin önüne geçmiş bilinen tek canlı türü Homo sapiens sapiens'tir. Kendi habitatını kendi aleyhine ve bilinçli olarak değiştirebilen tek türüz. Yâni melek de, şeytan da biziz. Yâni bizim bir de memetik [kültürel genlerimiz] yönümüz var ve psikiyatrik hastalıkların ortaya çıkışında bunun da önemli rolü söz konusu.

İngilizler'in hipomanik diyeceği İtalyan, İtalyanlar'ın şizoid diyeceği İngiliz örnekleri pek fazladır. Çağımızın en büyük sorunsallarının başında gelen açlık, sefâlet, temel güven duygusu eksikliği, hem ulusal hem de uluslararası göçler, âidiyet mensubiyet duygusunun kaybolması ve yok mekânların [non-places] yok insanları [none-people], içi boşalmış kendilikler ve yabancılaşma başta depresyon ve sınırda-kişilik salgını olmak üzere, her türlü psikopatolojiye ve hastalığa zemin ve vasat oluşturmakta.

Değişik kültürlerde Batı tıbbının "delilik" âddettiği hâller normâl veya ârızî geçiş dönemleri olarak telâkki edilir. O derece ki, Çinliler Batı icadı DSM ve ICD sistemlerini reddedip, kendi nozolojilerini ve taksonomilerini kurmuşlardır. Bu olguyu yeterince fark eden Batılı bilim adamları kültüre bağlı sendromlar diye bir kategori icat edip, bunu alt gruplarda sınıflamışlardır.

Bu sendromların çoğunun DSM veya ICD sistemlerinde kendilerine tekabül eden bir entite yoktur, bâzıları ise benzerler. DSM-IV'te (1995) en az yedi kategori târif edilmiştir:

1. Organik bir sebebe bağlanamayan, o bölgede bir hastalık olarak kabûl edilen ve herhangi bir Batı hastalığına benzemeyen âşikâr psikiyatrik hastalık: Meselâ Malezya'da görülen amok.

2. Organik bir sebebe bağlanamayan, o bölgede bir hastalık olarak kabûl edilen, bir Batı hastalığına benzeyen ama bölgesel olarak Batı hastalığından çarpıcı derecede farklılıklar gösteren âşikâr bir psikiyatrik hastalık: Meselâ Çin'in nevrastenisi denebilecek olan shenjing shaijo'nun semptomları Majör Depresif Bozukluğa çok benzer ama somatik yönü çok önde gelir ve çökkün duygudurum hemen hiç görülmez. Keza, Japonlar'a mahsus bir sosyal fobi benzeri tabloya da taijin kyufusho denir.

3. Henüz Batı tıbbı tarafından fark edilmemiş farklı bir hastalık: Yeni Gine'deki yamyam kavimlerde görülen kuru hastalığı Creutzfeldt-Jakob, deli dana hastalığı gibi bir prion demansıdır.

4. Organik sebebi olabilen veya olmayan, bir Batı hastalığının alt grubuna benzeyen veya Batı tarafından hastalık kabûl edilmeyen semptomları olan bir hastalık; başka bir ifâdeyle, pek çok kültürel düzende rastlanan ama sâdece bir veya birkaçında hastalık olarak kabûl edilen bir fenomen: Genital organların gömülüp kaybolması şeklinde kendini belli eden koro buna bir örnektir; bâzı kültürlerde fobi, bâzılarında hezeyan olarak görülür.

5. Batı tarafından kabûl edilmiş mekanizmalara, Batı deyimlerine uymayan ama kültürel olarak kabûl görmüş olan, Batı'da uygunsuz düşünce, hezeyan veya hallüsinasyon olarak telâkki edilen birtakım izahlar, inanışlar: Büyücülük, Karayib Adaları'ndaki köklerle büyü, Akdeniz havzası'nda ve Lâtin Amerika'da yaygın olarak inanılan kem gözlülük [nazara uğrama] bunlara örnektir. Bizim ülkemizde de bu tür inançlar ve bunlara inananları sömürenler [medyumlar, büyücüler, üfürükçüler] yaygındır.

6. Sıklıkla trans veya pozesyon hâlleriyle karakterize olarak ortaya çıkan ve Batı kültüründe psikoza, hezeyana veya hallüsinasyonlara delâlet eden ama o kültürde kabûl gören bir hâl veya davranışlar serisi: Ölüleri veya onların ruhlarını görme, seslerini işitip onlarla konuşma, kaybettiği sevdiğinin rûhuyla temâsa geçme gibi…

7. Belli bir kültür ortamında iddialara göre bulunduğu söylenen ama aslında var olmayan, ama bir psikiyatra yâhut antropologa bildirilebilen bir sendrom: Anglokian Kızılderilileri'nde rastlandığı söylenen windigo [bir yamyamlık takıntısı türü, mevcudiyetine itirazlar yükselmiştir] buna bir örnektir. Tıpkı büyücülük, cadılık iddialarının savunmalarında olduğu gibi kullanılabilir.

Bütün bu "hastalıklar" Batı Tıbbı'na göre kişilik sorunları olarak da ele alınabilir.

KİŞİLİĞİN TÂRİFİNE DOĞRU

Freud'un hemen hepsi Avrupa orta ilâ üst sınıfından gelen hastalarına dayanarak ve kendi annesiyle yaşadığı aşkı ve silik baba figürüne olan öfkesini inanmadığı Yehova'yla mezcedip, teorisine Oidipus karmaşası, süperego ve immatür, pasif ve mazokist kadın psişizması olarak yansıttığı pek çok otorite ve müellif tarafından kabûl edilmiştir. Babanın ve kültürün çocuğun psikososyal gelişimindeki rolünü büyük ölçüde göz ardı etmesinde kendi izole hayatındaki çevreyi bütün dünya zannetmesinin büyük rolü olmuştur. Kendi varsayımlarını a priori doğru kabûl ederek, gözlemlerinin sonuçlarını da bunlara göre yordamak (prediction) ve yorumlamak (interpretation) hatasına düşmüştür ki, yanlışlanabilirlik ilkesine tamamen ters düşen bu yaklaşımı psikanalizi bilim değil bir yeni çağ dini, bir edebiyat akımı hâline sokmuştur. Çoğu kimse, Freud'un hiçbir hastasının iyileşmediğini bilmez, ama gerçek budur. Adasal'ın tâbiriyle insanı Homo sapiens sapiens olmaktan çıkarıp, Homo libidinous hâline getirmesi olmuştur. Öte yandan, gerek Freud'un gerekse takipçilerinin dinamik psikiyatrinin kurulmasında ve insanı daha iyi anlamamızda bir boşluğu doldurduğu da inkâr edilemez. Kabûl ve teslim etmek gerekir ki, insanoğlunu anlama konusunda Freud'un attığı adımın müsbet bilime birçok katkıları olmuştur. Ayrıca bir nev'î yeni dünya dini, ahlâkı veya edebiyatı, kısacası bir yeni dünya görüşü ve hayat tarzı olarak imzasını attığı da bir vâkıadır.

Bağlanma sisteminin temellerini sâdece birtakım çatışmalara indirgeyerek mes'elenin evrimsel ve toplumsal yönlerini de önemsememiştir. Zâten daha ilk dönemlerinde havârilerinin hemen hepsiyle yolları tamamen ayrılmıştır. Vefatının akabinde kızı Anna Freud ile Melanie Klein arasındaki sürtüşme dini iki ana mezhebe bölmüş, daha sonra da yeni tarikatlar kurula gelmiştir. Hâttâ, kendi narsisizminden ve paranoid özelliklerinden dolayı çok fazla çattığı narsisizm kavramını teoriyi âdeta yeniden kurarak egonun yerine kendilik [self] kavramını koyan Kohut yepyeni bir mezhep kurmuştur.

Yerde hızla hareket eden bir şeyden, yüksekten, karanlık ve dar mekânlardan, âni ses veya ışıktan korkma gibi davranışların tamamen evrimsel kökenli olduğunu, travmalar veya pekiştirilmelerle fobi hâline geldiğini biliyoruz. İnsanı daha iyi anlamaya ve tahlil etmeye [çözümleme: analysis] yönelirken, bütün bu natürel, nurtürel ve kültürel bağlamların dikkate alınması gerekecektir. Psikanalizde hâli hazırda nurtüre fazla önem atfedilmektedir. Psikanalizin rûya, sürç-i lisan [lapsus] ve şakaların yorumu ve serbest çağrışım modeli filogenetik ve ontogenetik psişeye açılan ilk kapılardı.

İlginç bir not olarak, Batı lisanlarında kişilik anlamına gelen "personality" kelimesinin hâlen tiyatronun da sembolü olan maskelerin adı olmasıdır; yâni, kısaca, kişilik maske (persona) anlamından türetilmiştir. Bizde şahıstan gelen şahsiyet kelimesi de kullanılır. Bu da kişilik kavramının kimlik, kendilik ve diğer nüanslarla iç içeliğini ortaya koymaktadır.

Gordon Allport kişiliği belli çizgiler (traits) içerisinde ele alır: 1) Kardinal Çizgi: Kişinin davranışlarını şekillendiren ve yönlendiren çizgidir. Bunlar enderdir çünkü pek çok kişinin hayatında tek bir şekillendirici tema bulunmaz. 2) Merkezî Çizgi: Bir dereceye kadar herkeste bulunan özelliklerdir. Davranışlarımızın çoğunu teşkil eden tuğlalardır ama kardinal özellik taşımazlar. Güzel bir örnek dürüstlüktür. Tâlî (İkincil) Çizgi: Ancak belli durumlarda ortaya çıkarlar (msl. yakın bir arkadaşça bilinen hoşlanmalar veya hoşlanmamalar) ve insanın karmaşıklığını anlayabilmek için mutlaka dikkate alınmalıdırlar. En son olarak da kişiliği "kendiliğin derunî (içsel: inner) organizasyonu" diye târif eder!

Gözlemci psikologlar ise 5 boyutlu bir kişilik modeli öne sürerler: 1) Açıklık, 2) Farkındalık, 3) Dışadönüklük, 4) İkna edilmeye uygun olma, 5) Nörotisizm.

Bütün bunları özetledikten sonra, kişiliğin ne olduğunu şöyle özetleyebiliriz: "Kişilik doğuştan getirilen (natürel: bir ayağı evrimden, bir ayağı anne babadan, bir ayağı da anne rahminde geçirilen dönemden gelen bir üçayak), sonradan kazanılan (nurtürel), kültürle de şekillenen, hayatın ilk beş altı senesinde temelleri atılan, ergenlikte sarsılıp yirmili yaşlarda oturan, kırklı yaşlarda kemikleşen, bir miktar manipülasyona açık olsa da, değişmeye oldukça dirençli, o kişiye özgü davranışlar bütünüdür. Her türlü duygu, düşünce ve motor eylemin birer davranış olduğunu hatırlamak gerekir.

İşte, gerek evrimsel gerekse klinik model açısından ele alalım, bir insanın kişiliği kendisiyle ve çevresiyle olabildiğince barışık ve işlevselse, o kişinin kişiliği o kadar "normâldir"; buna "toplum-merkezci [socio-centric] tavır" da denir. Tam aksine, ne kadar kavgalı ve işlevsellikten uzaksa (disfonksiyonelse) bu kişinin kişiliği "bozuktur"; buna "ben-merkezci [self-centric] tavır da denir.

Tamamen Batı Kültürü kaynaklı bu faydacı târifin hakikatte ne kadar doğru olduğu çok tartışılır. Kültürel faktörlerin öneminden yukarıda bahsedilmişti. Filipinler'deki insanların hemen hepsi Batı kriterlerine göre ya şizotipal ya da şizofren olmalıdır; ama değiller. Bunun daha hafif örneklerini de verebiliriz: İngilizler'in normâl diyeceği bir kişiye İtalyanlar şizoid, Kayserililer'in sağlıklı diyeceği bir insana bir Oflu "durgun" diyebilir. Burada hem genetik hem de memetik faktörler büyük rol oynar. Hele disorder (çok hatalı olarak bozukluk diye tercüme ediliyor; bâri düzensizlik denseydi) kelimesi tam Batı Kafası işidir; yâni bir (pro-faşizan) düzen (order) var, dışına çıktın mı da düzen-dışı (disordered) oluyorsun! Mecbursan (obligation) da, zaruri misin (necessity)? Bence hayır. İnsanın tercih etme hürriyeti olmalıdır; yeter ki başkalarına zarar vermesin… Doğu kültürlerinde, dinî adanmışlıklarda ve benzeri kültürel yapılanmalarda bu tür sıra dışılıklara çok rastlanır ama kimse böyle insanların kişiliklerinin "bozuk" olduğunu söyleyemez (cânileri, canlı intihar bombalarını vs. tabii ki kastetmiyorum).

Kişilik sorunlarının erken yaşlarda tespiti çok önemlidir. Çünkü kişilik sorunları olan kişiler ciddi derecede bir sosyal yük yaratırlar. Bu yük şu başlıklarda özetlenebilir:

—Boşanma, işten atılma ve evsiz kalma;

—Şiddet, saldırganlık, tahripkârlık, öldürme (hayvanlar, insanlar) davranışları;

—Kendine zarar verme davranışları ve intihar girişimleri;

—Âcil servislere ve diğer tıp branşlarına sık müracaat;

—Suça, alkolizme ve diğer maddelerin sûiistimâline yatkınlık…

Kişilik bozukluğu öyküsü olanların anne ve babalarında da başarısız evlilikler, yuvanın dağılması, çocuk istismarı ve ihmâline sık rastlanır. Genel olarak şu alanlarda sorun yaşayan, başlangıcı 18 yaşından önce ise en az 1 senedir süren, aslında genellikle çocukluktan itibâren kendini belli eden ["yedisinde neyse, yetmişinde de odur" - Türk Atasözü], bu ârızaları süreklilik arz eden, toplumsal meslekî ve âilevî alanlarda intibaksızlığa yol açan kişilerin kişilikleri "bozuktur":

1) Bilişte (cognition) ciddi ârızalar: Kendisini ve diğerlerini idrak ediş ve değerlendirişte, hâfızada, muhakemede vs. çarpıtmalar…

2) Duygulanımda ciddi ârızalar: Şiddeti, yaygınlığı, oynaklığı, duruma ve ortama uygun olup olmadığı…

3) Kişiler arası münasebetlerde tutarsızlık ve dengesizlikler.

4) Ciddi itki (impulse) denetimi ârızaları: Fevrîlik, saldırganlık, cinsel veya saldırganca alanlarda düşüncesizce ve ahmakça sapkınlıklar.

Hâlen bize de dayatılan ICD 10 ve ABD'ce kullanılan DSM IV TR sistemlerine göre kişilikler ve onların "bozuklukları (bu terimi kerhen de olsa kullanacağım)" üç kümede toparlanıyor. Bunları uzun uzun anlatmayacağım, isteyen internetten veya mebzûl miktardaki kitaplardan okuyabilir. Daha ziyâde evrimsel ve –tabii ki– kişisel yorumlarımla anlatacağım:

Kişilik bozukluklarının görülme sıklığı %10 ilâ 13 aralığında bildirilmiştir ve gittikçe de artmaktadır. Çocuk ve gençlerde kişilik bozukluğu teşhisinin konması çok güç ve hassasiyet isteyen bir durumdur. Çünkü kişiliğin gelişimi esnâsında özellikle ergenlik döneminde yaşanan kimlik krizi döneminde duygularda, düşüncelerde ve ilişkilerde sürekli olarak bir dengesizlik ve yeni dengeler kurma dalgalanması söz konusudur. Bu dönemde, tıpkı kişilik bozukluğuna benzer şekilde çoğu sahada akomodasyon ve intibak sorunları yaşanır.

A KÜMESİ

Garip, acayip, empati yapılması güç kişilikler. Aslında bunla psikotizm spektrumunun jüvenil, hâttâ fötal başlangıçlı tipleridir:

Şizoid Kişilik: Bunlar tek başına veya pek az arkadaşla yaşayan, kendilerine bakım ve ilgileri düşük yâhut özensiz, duygulanımları künt hâttâ düz, duygusal dışavurumları zayıf kişilerdir. Bu özellikleri çok zengin bir iç dünyaları olmadığı anlamına asla gelmez ama bunu paylaşamazlar. Dış dünyayla aralarında âdeta bir buzlu cam vardır. Ağır vak'alar birer sosyal parazittir ama işlevsel şizoidlerden büyük bilim adamları ve mistikler çıkabilir. Mikroskobunun başında 20 sene geçiren hırpanî bilim adamı bir gün Nobel alıp, gene laboratuarına dönebilir. Temel olarak aşağıdaki özelliklerle karakterize, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, sürekli, toplumsal ilişkilerden kopma ve başkalarıyla birlikte olunan ortamlarda duyguların anlatımında kısıtlı kalma şekli söz konusudur:

—Âilenin bir parçası olamadığı gibi, ne yakın ilişkilere girmeyi ister, ne de yakın ilişkilere girmekten haz duyar;

—Hemen her zaman tek bir faâliyette bulunmayı yeğler;

—Başka biriyle cinsel tecrübe yaşamaya karşı ilgisi olsa bile çok azdır;

—Alsa bile çok az faâliyetten zevk alır;

—Birinci derece akrabaları dışında yakın arkadaşları veya sırdaşları yoktur;

—Başkalarının övgü veya eleştirilerine karşı ilgisiz görünür;

—Duygusal soğukluk, kopukluk veya tekdüze duygulanımları vardır.

Paranoid Kişilik: Aşırı şüpheci, sürekli kötülük edilme beklentisi içerisinde olan, alıngan ve genellikle korkak hâttâ ödlek, bâzen de tam aksine ufacık şey için saldırganlaşabilen, herkesin kendileriyle uğraştığını düşünen kişilerdir. İşlevsel olanlardan büyük detektifler, araştırmacılar, kâşif ve mûcitler çıkar çünkü şeytanın aklına gelmeyecek çağrışımlar kurarak, yeni buluşlara yelken açarlar. Temel olarak aşağıdaki özelliklerle karakterize, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp sürekli bir güvensizlik ve şüphecilik gösterme davranışı vardır:

—Temeli olmadan başkalarının kendisini sömürdüğünden, aldattığından veya zarar verdiğinden şüphelenme;

—Dostlarına veya iş arkadaşlarına güvenememe;

—Söylediklerinin kendisine karşı kötü niyetle kullanılacağından yersiz yere korktuğundan ötürü başkalarına sır vermek istememe;

—Aşırı alınganlık ve hassasiyet;

—Sürekli kin besleme;

—Yersiz yere karakterine veya itibârına saldırıldığı yargısına varma ve öfkeyle karşısındakine tepki gösterme;

—Haksız yere karısının/kocasının veya cinsel eşinin sadakatsizliğiyle ilgili kuşkulara kapılma.

Şizotipal Kişilik: Uçuk kaçık yaratıcılıklarıyla bu grubun en renklileridirler. Her mevsimde Ortaköy'de, yazları Bodrum ve Marmaris gibi taatil yörelerinde sıkça rastlanırlar. Mistik, politik gruplar kurar ve eylemler yaparlar; incik boncuk, sıra dışı resimler veya heykeller yapıp satarlar. Dezorganize tip şizofreniyle ve diğer bütün şizofreni tipleriyle akrabadır. Genç erişkinlik döneminde başlayan, değişik şartlar altında ortaya çıkan, bilişsel veya idrakle ilgili çarpıklıkların ve alışılagelmişin dışında davranışların yanı sıra, ilişkilerde birden bire rahatsızlık duyma ve yakın ilişkilere girebilme becerisinde azalmayla kendini gösteren toplumsal ve kişilerarası yetersizliklerin olduğu sürekli bir durum söz konusudur:

—Kültürel değerlerle uyumlu olmayan tuhaf inanışlara, büyüsel düşüncelere sâhip olma (bâtıl inanç, telepati, altıncı inanç, gâipten haber verme vs. ile uğraşma, çocuklarda ve ergenlerde saçma sapan düşlemler veya bunların üzerinde düşünme);

—Dış görünüş ve fikirlerin "enteresan" hâttâ "acayip" olması;

—Sıra dışı, acayip idrak, düşünce, konuşma ve davranışlar;

—Bir sebebe bağlı olmaksızın insanların kendisi hakkında konuştukları ve dedikodu yaptıklarına dâir düşüncelere sâhip olma;

—Şüphecilik;

—Uygunsuz veya sınırlı duygulanım;

—Birinci dereceden akrabalar dışında yakın arkadaşların veya sırdaşların olmaması;

—Şüpheciliği ve güvensizliği nedeniyle belirgin şekilde sosyal açıdan gerginlik duyma.

Genel olarak diyebiliriz ki, büyük bilimsel ve dinsel yaratıcılar, mistikler, peygamberler A Kümesi kişiliktendir. Tipik bir örnek Einstein'dır. Bunları Yüksek İşlevsellikli Otistikler'den (Asperger sendromu) ayırt etmek çoğu zaman imkânsız, hâttâ gereksizdir.

B KÜMESİ

Karmaşık, kaotik, öfkeli, erotik ve fırtınalı gruptur bu…

Antisosyal (Dissosyal) Kişilik: Ağır vak'alar gerçekten belâdırlar. Özellikle cinsel ve saldırganca suçlar, cinayetler işleyen ve asosyal-şizoid olanlarına sosyopat denir. Empati yapamazlar, sağlıklı ilişkiler sürdüremezler, irritabldırlar, her an patlayacak bomba gibidirler.

Öte yandan, antisosyallerin zeki ve yetenekli olanları bunları gizleyebilir, hâttâ çok etkileyici ve düzgün insanlarmış gibi izlenim bırakabilirler. Antisosyal olmak demek, asla asosyal olmak demek değildir. Banka hortumlayan, hileli iflâsla köşeyi dönen, sûret-i Hakk'tan gözüküp de güçlerinin yettiği herkesi kullanarak toplantılar düzenleyen, başkalarının sırtından büyük paralar kazanıp bir de kendilerini önemli ve değerli adamlarmış gibi pazarlayan, kullandıklarına da methiyeler düzerek içten içe alay eden böyle "kaliteli" antisosyallere beyaz yakalı psikopatlar da denir; her meslekte ve konumda karşınıza çıkabilirler, devlet başkanı dahi olabilirler. Rasyonalizasyon, yansıtma ve "acting out" ego savunma mekanizmalarını çok kullanırlar. İşlevsel antisosyallerden ise suçla, belâyla uğraşan ama sistemden yana olan görevliler çıkar; "dinsizin hakkından imansız gelir" atasözünü hatırlamakta fayda var… 15 yaşından beri süregelen şekilde, başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına saldırma örüntüsü vardır:

—Tutuklanması için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunmakla karakterize, yasalara uygun toplumsal davranış biçimine ayak uyduramama;

—Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma veya kişisel çıkarı, zevki için başkalarını atlatma ile belirli dürüst olmayan tutum;

—İtkisellik veya gelecek için tasarılar yapmama (düşüncesizce davranma);

—Tekrarlayan kavga dövüşler veya saldırılarla belirli olmak üzere sinirlilik ve saldırganlık;

—Kendisinin veya başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık;

—Bir işi sürekli götürmeme veya mâlî yükümlülükleri tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli olmak üzere sürekli bir sorumsuzluk;

—Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış veya başkasından bir şey çalmış olmasına karşı ilgisiz olma veya yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirmeyle belirli olmak üzere vicdan azabı çekmeme (ibret alamama);

—Kişi en az 18 yaşındadır.

Narsisistik Kişilik: Yıkıcı yâhut disfonksiyonel narsisistler dünyaya büyük kötülükler etmiştir. Yapıcı ve işlevsel olanlardan ise büyük liderler, yöneticiler, devrimciler çıkar ve kimin yapıcı, kimin yıkıcı olduğunun kıstasları da muğlâktır. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu (hayâllerde veya davranışlarda), beğenilme gereksinmesi ve empati yapamamayla karakterize sürekli bir psişik örgütlenmenin varlığı söz konusudur:

—Kendini çok "önemli" ve "özel" hissetmek (başarılarını ve yeteneklerini abartma, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün birisi olarak bilinmeyi beklemek, ancak başka özel veya toplumsal açıdan üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine veya sâdece onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanma vs.);

—Sıklıkla kendini "haklı" bulmak, başkaları tarafından kayırılmayı beklemek;

—Başarılı, güçlü ve kusursuz olmayı hedeflemek;

—Çok beğenilmeyi isteme;

—Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanma, kendi amaçları için başkalarının zayıf yanlarını kullanma;

—Başka insanların duygularını ve ihtiyaçlarını anlayamama;

—Kendini beğenmiş tavırlar sergileme;

—Çoğu zaman başkalarını kıskanma veya başkalarının kendisini kıskandığına inanma.

Histriyonik Kişilik: Eğlence ve şov dünyası bu insanlarla doludur. Onlarsız bir dünya çok yavan olurdu! Öte yandan, yuva yıkan "femme fatale" kadınlara bu grupta çok rastlarız. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı gösteren sürekli bir kişilik organizasyonunun varlığı söz konusudur:

—İlgi odağı olmaktan, insanları etkilemekten hoşlanma;

—Fiziksel görünümü ön plâna çıkartmayı tercih etmek;

—Olayları derinden değil, yüzeysel olarak hissetmek, kolay etkilenmek;

—Uygunsuz şekilde başkalarını cinsel yönden ayartma veya baştan çıkarıcı davranışlar sergilemek;

—Başkalarını etkilemeye yönelik ayrıntıya girmeden konuşma hâli;

—Yapmacık davranışlar sergileme, duygularını aşırı bir abartmayla gösterme.

Hudutta (Borderline: Sınırda) Kişilik: Büyük san'atkârane yaratıcıların çoğu bu gruptandır. Stres dönemlerinde kolayca dissosiye olurlar. Manipülatiftirler ve insanlarla oynamaktan özel bir haz duyarlar; kaprislidirler. Her türlü cinsel ve kimliksel karmaşaya, sapmaya açıktırlar. Bu grup ICD 10'da Duygusal Açıdan Sebatkâr Olmayan Kişilik diye de geçer; bu da İtkisel (fevrî: impulsive) ve Hudutta (Borderline) diye ikiye ayrılır. DSM IV TR bu ayrıma girmemiştir. Esasen bâzı vak'alarda kalıtsal etkenler çok önemliyse de, bu kişilerin ortak vasfı travma mağdurları veya mağdureleri olmalarıdır. Bir kısmı jüvenil DEHB, bir kısmı jüvenil bipolar, bir kısmı da bunların karışımı olan çocuklar kaçınılmaz olarak dışlanır ve travmaya pek çok mâruz kalırlar. Bir kısmı da çok küçük yaşta cinsel, fiziksel yâhut duygusal tâcize, tecavüze veya ihmâle uğramış saf travma sekelleridir. Nihaî müşterek yol travma, sağlıklı nesne ilişkileri kurmayı öğrenememe ve ağır narsisistik ego savunmaları kullanılarak (kondansasyon, ayırma, aşırı değer vermeyle değersizleştirme, yansıtma, kendine çevirme gibi) yaşanan bir hayattır. Bu kişilik örüntüsü için Multipl Kompleks Posttravmatik Stres Bozukluğu denmesi de teklif edilmiştir.

Bu kişiler sâbit bir şekilde gayrı sâbittirler. Çoğu "mış" gibi yaşarlar ve san'at, edebiyat yeteneği yüksek olanlarda yaratıcılık çok yüksektir; intihar da… Hekimlerini de baştan çıkarmaya, başaramazlarsa iftira atmaya eğilimlidirler.

Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, kişilerarası ilişkilerde, kendilik idrakinde ve duygulanımda tutarsızlık ve belirgin itkiselliğin olduğu sürekli bir davranış örüntüsünün varlığı söz konusudur:

—Zararı hesap etmeden, fazla düşünmeden davranma (itkisellik), fevrîlik;

—Kuralları sevmeme;

—Diğerkâm davranamama;

—Gözünde aşırı büyütme - yerin dibine sokma huyu ("bir şey ak veya karadır");

—Ruhsal dengenin kolay alt üst olması, kolay sinirlenme, öfkeyi kolay kontrol edememe;

—Fırtınalı ve kaotik ilişkiler;

—Kimlik karmaşası: Kim ve nasıl bir insan olduğunu algılamada tutarsızlık, kendini sürekli olarak boşlukta hissetme;

—Tekrarlayıcı şekilde intihar girişiminde bulunma, bu konuyla ilgili olarak göz korkutma davranışları; kendine zarar verme davranışları.

Sonuçta, B Kümesi kişilikler yaratıcılığın, liderliğin ve atılganlığın grubudur. Evrimsel açıdan da erillik antisosyallikle, dişilik histriyoniklikle karakterizedir ve bu ikisi bir madalyonun iki yüzü gibidirler.

C KÜMESİ

Sıkıntılı insanların grubu…

Obsesif Kompülsif (Anankastik) Kişilik: Her şey tam ve mükemmel olsun isterler. Narsisistlerle karışabilirler ama narsisist bilse de bilmese de tutturur ve bir "sidik yarışı" yaratırken, bunlar herkes için en doğru ve iyi olanın kendi düşünceleri olduğu vehmiyle tartışmacı, eleştiricidirler. Ağır vak'alar "çekilmez adam" numûneleridir. İşlevsel olanlardan ise çok iyi orta-alt düzey idareciler, memurlar, askerler çıkar. İşin iilginç tarafı, psikolojinin bilimleşmesinde büyük hizmeti olan filozof E. Kant aseksüel ve ağır OKK özellikleri gösteren birisiydi; evden çıktığında esnaf saatlerini ayarlarmış! Keza Witgenstein da hem ciddi OKK, hem de bipolarite belirtileri sergilemişti. Muhtemelen analitik ve sentetik düşüncenin temeli olan obsesiflik dehayla birleşince filozoflar doğmaktadır. Bizim kültürümüzden filozof değil de bol miktarda mistik yetişmiş olması bu açıdan da mânidardır.

OKK genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan esneklik, açıklık, verimlilik, mükemmeliyetçilik, kişiler arası ilişkileri kontrol etmede aşırı kafa yormanın olduğu sürekli bir davranış örüntüsünün varlığı ile karakterizedir:

—Yapılan faâliyetin temel amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler, sıralama, organizasyon veya program yapma ile uğraşıp durma;

—İşin bitirilmesini zorlaştıracak düzeyde mükemmeliyetçilik gösterme;

—Çeşitli faâliyet ve arkadaşlıklardan mahrum kalacak düzeyde kendini işe veya üretkenliğe adama;

—Ahlâk, doğruluk veya değer yargıları konusunda vicdanının sesini aşırı derecede dinleme ve esneklik gösterememe;

—Özel bir değeri olmasa da eskimiş veya değersiz şeyleri elden çıkartamama;

—Başkaları tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabûl etmedikçe görev dağılımı yapmak veya başkalarıyla beraber çalışmak istememe;

—Para harcama konusunda hem kendisine, hem de başkalarına karşı cimri davranma, parayı gelecekte ortaya çıkabilecek felâketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak kabûl etme;

—Katı ve inatçı olma.

Çekingen Kişilik: Aşırı ürkek, kendine güvensiz, alıngan, korkak hâttâ ödlek, bâzen de ufacık şey için alınan, rezil olup küçük düşeceklerini düşünen kişilerdir. İşlevsel olanlarından uşak, hizmetçi gibi meslek erbabı çıkar. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, toplumsal ketlenmenin, yetersizlik duygularının ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılığın olduğu sürekli bir davranış örüntüsünün varlığı söz konusudur:

—Eleştirilecek, beğenilmeyecek veya dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişilerarası ilişki gerektiren kişisel girişim veya meslekî faâliyetlerden kaçınma;

—İnsanlarla kolay ilişkiye girememe, yetersizlik duyguları yüzünden sosyal ortamlarda kendisini ortaya koyamama;

—Mahcup düşme veya alay konusu olma endişesiyle yakın ilişkilerde tutukluk gösterme veya yeni faâliyetlere katılmak istememe;

—Toplumsal durumlarda eleştirileceğine veya dışlanacağına dâir kaygı taşıma;

—Kendisini beceriksiz, ilgi çekici olmayan, başkalarından daha alt seviyede birisi olarak değerlendirme.

Bağımlı Kişilik: Çekingenlere çok benzerler ve genellikle iç içedirler. İşlevsel olanlardan sonuna kadar sâdık bendeler, dostlar, dava insanları çıkar. Genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, uysal bir yapıda olma, insanların kendisiyle ilgilenme ihtiyacını çok fazla hissetme, ayrılma korkusuyla insanların üstüne fazlaca düşme ile karakterize sürekli bir davranış örüntüsünün varlığı söz konusudur:

—Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek alamazsa gündelik karar vermede güçlük çekme;

—Hayatının çoğu önemli alanında sorumluluk almak için başkalarına ihtiyaç duyma;

—Destek yitirme veya kabûl görmeme korkusuyla başkalarıyla aynı görüşü paylaşmadığını söylemede zorlanma;

—Güven eksikliği sebebiyle kendi başına bir iş yapmada zorluk çekme;

—Başkalarının desteğini temin etmek amacıyla hoş karşılanmayacak şeyleri dahi yapabilir;

—Tek başına kaldığı zaman kendisini çâresiz hissetme;

—Yakın bir ilişkisi sonlanınca, bakım ve destek kaynağı arayışıyla derhâl başka bir ilişki arayışına girme.

Pasif Agresif Kişilik: Birisini illet etmek veya mutsuz kılmak için hayatına bu kişileri sokun; keza rakiplerinizi bıktırıcı iş görüşmeleri için de uygundurlar. Surat asma, sürekli erteleme, ikide bir unutma, yüz vermeme, sekste aşırı naz etme, küsme, bozum olma ve muhatabının "gıcık" olacağı davranışları inadına yapma tipik belirtilerdir. Meselâ yorgun argın evine gelen kocayı inatla ve ısrarla uykulu gözler ve yağlı saçlarla karşılayan kadınlar bunun mutat örnekleridir.

Depresif Kişilik: Birilerinin sürekli memnuniyetsiz ve münekkit (eştiren) olmasında dâima fayda vardır. Bunların Akiskal'in Eşikaltı Dismik Huy'undan farkı belirsizdir.

Sonuç olarak, C Kümesi kişilikler mükemmelliğin, eleştirelliğin ve muhafazakârlığın evrimsel yansımalarıdır.

ÖTEKİLER (BAŞKA YERDE SINIFLANDIRILAMAYANLAR)

Sadistik Kişilik: Entellektüel sadistler, sıfırcı hocalar bu gruptandır ve gerçek sıklığı meçhûldür.

Kendine Zûlmedici (Mazokistik) Kişilik: Kendini helâk eden, bir şeyler için gereğinden fazla parçalanan insanlar da zaman zaman işe yararlar.

Karmakarışık Vak'alar: Yukarıdaki grupların hiç birine girmeyen ama disfonksiyonel kişilik yapıları bu grupta yer alır.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ

Kolay kolay kimse "benim kişiliğim bozuk" diye psikiyatra gelmez. A Kümesi genellikle yoğun stres döneminde şiddetli İd anksiyetesi veya kısa psikotik hecmelerle, B Kümesi depresif sorunlar veya alkol - madde dertleriyle yâhut ayrılma anksiyetesiyle, C Kümesi de âile, iş ve arkadaş ilişkilerinde sorunlardan dolayı veya süperego anksiyetesiyle müracaat ederler. Bütün ustalık, ruh hekiminin üstteki (1. eksendeki) sorunun altında yatan kişilik düzensizliğini de (2. eksendeki) yakalayabilmesidir.

A Kümesi'nde geliş şikâyetlerine göre yaklaşım yanı sıra, düşük ilâ mutedil dozlarda D2 antagonistleri (2.5–10 mg olanzapin veya eşdeğeri) yanı sıra BDT, İPP ve içgörülü hastalarda dinamik psikoterapi işe arayabilir.

B Kümesi'nde geliş şikâyetlerine göre yaklaşım yanı sıra duygudurum dengeleyicileri (karbamazepin, okskarbazepin, valproat, lamotrijin vs.), bâzı vak'alarda düşük ilâ mutedil dozlarda DA2 antagonistleri verilebilir. Tedaviye riayetleri ve bağlılıkları bozuktur; çok sık yok olup tekrar ortaya çıkarlar. Alkol ve diğer madde sorunları mutlaka dikkate alınmalıdır. BDT ve içgörülü hastalarda dinamik psikoterapi işe arayabilir. İPP kontrendikedir.

C Kümesi'nde geliş şikâyetlerine göre yaklaşım yanı sıra antidepresan-antianksiyete ajanlar uygulanır. BDT, İPP ve içgörülü hastalarda dinamik psikoterapi işe arayabilir; hipnorelaksasyon, meditatif yöntemler devreye konabilir.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat
İÜ Cerrahpaşa TF Psikiyatri AD
Duygudurum Bozuklukları Birimi Başkanı


 
31.03.2008 tarihinde Akkartal <akkartal29@gmail.com> yazmış:
Daha dün değilmiydi, Türkiye"yi kan gölüne çevirdikleri,
insanların gözlerini oydukları !!!

 Sayin Eray,
Burada soz konusu olan bir hukmi sahis, dernek veya parti-fraksiyon degil.
Ismen Dogu Perincek. Bu kisi eger sizin yukarida iddia etmekte oldugunuz suc veya
suclari bilfiil ve sahsen islemis ve bunu ispat edecek delillere sahip iseniz (Simdiye kadar
ortaya cikarilip, fail mahkum edilmemis ve de curmu mechul ise?) savciliga bir dilekce
verip, gerekenin yapilmasini istemis  olmaniz icap etmez mi idi?
Yok boyle bir sey ve siz  sadece duyumlara, zanlara bundan dolayi duydugunu kin ve gareze
istinaden boyle diyorsaniz ki, muhtemelen oyledir, bu olayi ayni sekilde degerlendirmedigimizin
sebebi anlasilmis olsa gerektir.
Biz insanlari  yaptigi isler-eylemler somut olarak belli ise-iken tenkit veya itham ederiz; hak da
hukuk da bunu boyle ister.
Dogu Perincek ve ayni tarz yaklasim sahiplerini, yazilarimizin birini degil, hepsini okumus olanlar bilir ki,
yeri geldikce ve ciddi bir sekilde elestirmisiz, yanlis gordugumuz tutumlarini kamuoyu bakimindan zararli
telakki edip, bundan imtina edilmesine isaret etmisizdir.
Ayrica temel yaklasim olarak asagida ki yazimizi, herkese ithafen ve bilhassa bir seyleri savunanlara hitaben
yazip, uye gruplarimiz ile paylasmisizdir.
Memleket, Milliyetciligi hakkiyla yapmak ne kelime, yuzlerine gozlerine bulastirdiklari degil midir ki bu durumlar tezahur edip, Dogu Perincek bile bu babda faaliyet gostere bilecegine goz kestirmis, ortaya
cikmistir... Onun icin, bize degil, milliyetci gecinen sozde Liderlere gucenmeli, bu ayip ise, onlarin ayibidir,
bilmelisiniz...
Vesselam...


SALDIRMAK VE  SAVUNMAGIN ANATOMISINE TEMEL YAKLASIMLAR...

Malumdur ki, varligina ihtayaca binaen, onem verilen her sey, muarizlarinin, rakiplerin saldirisina ugrar. Bu durumda o her ne ise, onun savunulmasi gerekir lakin bu cagda, bilgi ve teknolojinin akil hudutlarini zorlayan hizli gelisimi, sosyolojik sartlar, saldiri ve savunmaga dair klasik dusturlari adeta tersine cevirecek bir duruma gelerek, esasen saldirmak istenilen sey veya mefhumlarin savunulmasi taktigine bas vurulmaktadir.
Takdir olunur ki, gercek savunmacilar icin bundan daha tehlikeli bir durum olamaz.

 Ornegin, bir kisi veya zumre,  Ataturk'u (veya Peygamberi) isim ve eserleri ile birlikte bu cografyadan kulliyen silip, atmak istiyorsa, bunun en kestirme ve dahi emin yolu, onu sevip, idamesini istiyor, onun icin de korumak istiyor gibi yapmak lakin, turlu aksilikler (?) dolayisi ile, bunda hic bir zaman yeterince basarili olamamaktir...
Onun icin de, bir sey veya mefhuma saldirmadan once, onu kimlerin savunduguna bakilir.
Dolayisi ile, bir seyi-mefhumu hakkiyla savunacagindan emin olmayanlar,
bu ise hic kalkismasinlar daha evladir. Cunki savunulan bir seyi ele gecirenler
somut ve mesru bir sonuca ulasmis sayilirlar.
Savunulmayan bir
seye saldiri olmayacagi icin, alinmasi, ele gecirilmesi veya
fethedilmesi mesru sayilmayip, er-gec, geri verilmesi kacinilmazdir...




--
"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. böyle doğdum, böyle öleceğim.
M.Kemal Atatürk

En iddiasız IDDIACI: H.ÖZEL



--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr

 


 

..::CTO::..

..::CiHAN TÜRK OLSUN::..

 

 
.




--
www.cihanturkolsun.org
http://groups.google.com/group/cihan-turk-olsun?hl=tr
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF MİLLİ MÜCADELE'DE İÇ AYAKLANMALAR

Millî Mücadelede İç Ayaklanmalar

 

image001.jpg

 Osmanlı Devleti'nin girmiş olduğu 1. Dünya Savaşı'nı noktalayan 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile Türk tarihinde Millî Mücadele adı verilen yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönem, mütareke şartlarının uygulanması sırasında yaşanan işgaller, azınlık terörü gibi her türlü olumsuzluğu içeren bir dizi uygulamaya karşı Türk halkının başlattığı direnme ruhu ile alevlenen Kurtuluş Savaşı'nı ve ardından gelen yeni Türk devletinin varlığının ve bağımsızlığının dünya devletlerince kabul edilişini kapsamaktadır.

Mütarekenin imzalanmasından sonra ülke tam anlamıyla bir kaosa sürüklenmiştir. Bütün devlet dengelerinin bozulduğu bu ortamda birbiri ardına kurulan hükümetler uzun ömürlü olamamış, hiçbir kabine bu durumun üzerine yüklediği ağırlığı taşıyamamış ve bu felaketten çıkış için sağlıklı fikirler üretememiştir.

İtilaf Devletleri 1. Dünya Savaşı sırasında kağıt üzerinde paylaştıkları Osmanlı topraklarını bu defa fiilen bölüşmeye başlamışlar ve yürüttükleri işgaller Türk halkı için zor bir dönemin başlayacağını ortaya koymuştur. Bununla birlikte, imparatorluk bünyesinde yüzyıllardır barış ve huzur ortamında yaşamış olan azınlıkların, özellikle Ermeniler ve Rumların Türk topraklarında kendileri için bağımsız yeni yurtlar kurma girişimleri de silahlı çeteler vasıtasıyla yeni bir boyut kazanarak Müslüman ahali ile anılan azınlıklar arasında önemli olayların çıkmasına yol açmıştır.

Böylesine büyük bir otorite boşluğunun oluştuğu bir ortamda, yaşanan olumsuzluklar arasında Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde değişik zamanlarda ve farklı nedenlerle ortaya çıkan iç ayaklanmalar çok önemli bir yer tutmaktadır.


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Tehlikeli Gidişat

Tehlikeli Gidişat

 

Tunahan Dumanlı
 
Türkiye'nin gündemi her zaman yoğun olmuştur. Ancak AKP'nin kapatılması istemiyle başlayan süreç klasik gündemden ayrı tutulmalıdır. İkinci kez iktidar olmuş bir partinin kapatılması olasılığından ayrı olarak, yaşanan tartışmalar Devlet'in bekası adına endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Devlet'in polisi ve Devlet'in savcısı yerine, "bizim polis- sizin savcı" şeklinde tehlikeli bir dönüşümün göstergeleri kaygı ile izlenmektedir. Tartışmaların bu raddeye gelmesinde özellikle Hükümetin sorumsuz açıklamaları etkili olmuştur.
 
Başbakan Erdoğan'ın partisi hakkındaki iddianame ile ilgili olarak "Ergenekon'u çökerttik. Bu yüzden mi üzerimize geliyorsunuz?" şeklinde bir değerlendirmede bulunması, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın da "Asıl önemlisi, bu iddianameyle önemli tartışmaların önü kesiliyor. Devletin içine sızmış bir çeteleşme ile mücadele ediyoruz." açıklaması, tartışmaları alevlendirmesi açısından önemlidir. Ergenekon soruşturması ile AKP'nin kapatılması davasını birbirinin 'neden-sonuç'u olarak göstermek, eğer kasıtlı değilse, büyük bir yanlış olur.
Yazının devamını aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ***şifalı müzikler***




--
Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com

boş kuyulara boş kovalar sarkıtıyorum...
biliyorum...
ama bazen;
boş kuyulardan yusuflarda çıkar!!!!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF **** sen gel diye ey sevgili...***



SEN GEL DİYE EY SEVGİLİ! ! !


Yaradan Rabbimin adıyla okudum
Ey Muhammed seni okudum
Okudum,çoğaldı harflerim,ırmaklarım,yıldızlarım...
Bütün kitaplara Senin isminle yazıldım
Doğdum Muhammed'e doğdum
Aşıksam,Muhammed'e aşığım
Ölürsem,Muhammed'e ölürüm
Gelirsem,Muhammed'e gelirim


Yusuf oldum kuyularda hep Seni bekledim
Hüseyin oldum Kerbela'da
Kuruyan dudaklarımla sayıkladım ismini
Ab-ı hayat akıtsın içime diye bekledim

Bekledim
Kapandı yollarım
Uzattım parmaklarımı Hallac gibi doğrandı ellerim
Hiç Seni söylemedim.
Dağlandı dudaklarım
Yazdım gözyaşlarımla Mekke'nin dağlarına;
Ey Sevgili gel diye...

Ağlama duvarını bir çiban gibi sırtında taşırken
Yorulan kollarıyla taş atan Kudüs'üm ben
Kaldırımlarımda ateşler yükselirken
Geldin öptün benim alnımdan
Serinleyip sarıldım taşlara yeniden:
Ey Muhammed...
Ey Sevgili...
Ey bad-ı sabah
Ey üzerimize Doğan Ay
Ey güzelliklerin Şahikası
Ey şefaat pınarı.....


Her düşmem gül ayaklarına kapanmamdır,
Böğrümden yediğim her kurşunla tutarım ellerinden
Her şarkımda Seni söylerim
Her tebessümüm Senindir
Hep Seni beklerim; Sen bir gelsen diye Ey Sevgili....


Sevgili...
Ben Veysel'im,
Kenan illerinde hasretini soluyan,
Hırkana bürünürüm karanlıkta kaybolduğumda
Dört taraftan vururlar bana
Vururlar da söyletemezler Sensizliği
Sümeyye gibi develer ayırırlar bedenimi...
Hamza'yım Ey Sevgili,
Uhud'dayım tam önündeyim
Vahşi'nin mızrağı deler geçer yüreğimi
Gel de okşa ne olur oyulmuş yüreğimi,
Hind değil hasretin acıtır onu


Ben Grozni'yim,Keşmir'im,Kandahar'ım...
Saraybosna'yım,Hama'yım,Buhara'yım...
Bağdat'ım,Moro'yum,Taşkent'im...
Doğu Timor'um,Türkistan'ım,Ahıska'yım...
Halepçe'yim,Kırım'ım,İstanbul'um...
Ben kurşunlara evlat vermiş anneyim,
Kurşunlardan sakındığı bedeniyle Seni özleyen
Taş atan bir Filistin'liyim.
Gel öp bizi alnımızdan
Gel sev bizi yaralarımızdan
Ey Sevgili...
Ey Muhammed...

Gittin ya gül yüzlü Sevgili
Kırıldım gittiğinden beri,
Kırıldıkça yandı canım.
Çarmıha gerilen benim bedenim,benim ellerim,benim ayaklarım.
Harami sofralarda sergilenen benim başım
Beni bir ağaçta kıstırdılar
Kör bir testereyle biçildim.
Ağladım kurudu göz pınarlarım
Ağladım hasretine türkü yaktım
Ağladım gel diye Ey Sevgili...

Sevgili...
Ömer'im,Ali'yim,Osman'ım...
Vuruldum bir niyaz vaktinde
Kanım dağıldı kitabın sayfalarına
Seni yazdım bir damla kanla
İsminin dolaştığı semaya,bir baştan bir başa
Sen gel diye Ey Sevgili...

Ey Sevgili...
Kırıldı mı dişin?
Dikenler acıttı mı ayaklarını?
Deve işkembeleri kirletti mi elbiselerini?
Medine yollarında yoruldun mu?
Taif'te taşlar kanattı mı gül yanağını?
Kırıldı mı kalbin bize,kırgınmısın Ey Sevgili?

Ne çare Bekirler yok şimdi
Aliler,Osmanlar,Ömerler yok.
Halidler gitti,Mus'ablar gitti
Hatice yok,Zeynep yok,Fatıma yok
Müminlerin annesi sofra açmaz evlerimizde
Kedilerin babası dolaşmaz sokaklarımızda.
Biz ne çok yetim olduk ta,Senin gibi okşayanımız yok artık
Gel bir okşa ne olur
Yaralarımızdaki irinler azdı
Canımız acıdı
Bir merhamet et,bir gülümse Efendim
Bir görün puslu şehirlerin üstünde
Bir ses ver puslu yüreklerimize
Bekler dururuz her şehirde
Sen gel diye Ey Sevgili...

Ey Sevgili...
Buralara bir hal oldu
Ne Yakup inliyor şimdi
Ne Mısır'da rüya görülüyor
Züleyha'lar şaşkın
Yedi adam ne yapsın
Mağaraların kapıları da kapalı
Musa vurunca asasını
Oynamıyor yer yerinden
Yol vermiyor Kızıldeniz
Sakınmıyor İbrahim'i ateşler
Su taşımıyor karınca
Ethem'in balıkları getirmiyor iğneleri denizden
Buralara bir hal oldu
Sen yoksun buralar duman oldu Efendim.
Bir mektubun gelmedi buralara...
Bir Necaşi sormaz halimizi.
Bir yalnızlıktır düştü ocağımıza
Bir karanlıktır çöktü başımıza
Ay aydınlatmıyor,
Gül kokmuyor.
Yokluğun karabasanlar gibi basınca sinemize;
Dağıldı hanemiz,
Dağıldı yüreğimiz,
Dağıldı birliğimiz...

Sevgili affet bizi;
Bir deve olamadık
Hasretinden çatlayıp ölecek,
Bir kuru ağaç olamadık
Yokluğuna kanlı gözyaşları dökecek,
Bir Bilal olamadık
Sensiz ses vermeyecek,
Bir Ebu Zer olamadık
Alıp başını gidecek....

Ey Sevgili...
Ey Şefaat Sahibi...
Affet bizi,
Affet...

Şimdi bir şarkı düşer dilimize
Bir aşk iner yüreğimize
Bir el tutar elimizden
Bir af fermanı gelir ötelerden
Bir Sen gelirsin;
Biz bin seviniriz,
Sevgilim Muhammed diye...
Sevgilim Muhammed diye,meleklerle yarış ederiz...

Gel Sevgili,
Gel öp,kokla ve yeşert bizi
Ve kalbimizi.......

-S.A.V-

ADEM ÖZBAY...

 
.

__,_._,___


--
Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com

boş kuyulara boş kovalar sarkıtıyorum...
biliyorum...
ama bazen;
boş kuyulardan yusuflarda çıkar!!!!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ***Perspektif işte budur...***






SAĞLIK MUTLULUK VE HUZUR DOLU GÜNLER GEÇİRMENİZ DİLEĞİYLE...


 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ***BUNLARI BiLiYORMUYDUNUZ 15.pps***



--
Bana ulaşmak için: dosta333@gmail.com

boş kuyulara boş kovalar sarkıtıyorum...
biliyorum...
ama bazen;
boş kuyulardan yusuflarda çıkar!!!!


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF AKP'nin ve RTE'nin Yaptıklarının Özeti İleti İçindedir( Vicdan Muhasebesi Yapabilenlere )--------------------------------------------------------------------( AB'ye HAYIR )

*BENİM OYUM ÇOK *
*BENİ KAPATMAK DEMOKRASİYİ ZEDELER,*
*CUMHURİYET YARA ALIR.*
*ÇAĞ ATLAYAMAYIZ.*
*DÖNMEMİZ GEREKEN BİRKAÇ *
*KÖŞE KALMIŞTI.*
*ONLARI DA DÖNSEYDİK.*
*NE GÜZEL İDARE EDİYORDUK HER YERİ,*
*TORUNLARIMIZIN GELECEĞİNİ GARANTİYE ALDIK DA,*
*TORUNLARIMIZIN TORUNLARI NE YİYECEK.*
*AB Lİ ABD Lİ DOSTLARIMIZ*
*HADİ GÖSTERİN GARDAŞLIĞINIZI,*
*DİNDEN BİLE FEDAKARLIK ETTİK,*
*HER YERİ SİZE BEDAVADAN VERDİK,*
*TÜRK' ÜN ANASINI BELLEDİK,*
*36 TANE AZINLIK YARATTIK 5 YILDA,*
*KÜRDÜ PALAZLANDIRIP,*
*KÜRDİSTANI BİLE TANIDIK.*
*KIPRISI ANNAN A FEDA ETTİK,*
*KERKÜK ÜZERİNDE LOZAN DA KAZANDIKLARIMIZI VERDİK.*
*BÜTÜN SANAYİ KURULUŞLARIMIZI,*
*YERLİ BANKALARIMIZI SİZE VERDİK.*
*ZİRAAT BANKASINI DA VERECEĞİM SİZE,*
*BİRAZ DAHA DURMAMI SAĞLAYIN*

*ASKERİN KAFASINA ÇUVAL GEÇİRDİNİZ.*
*SUSTURDUK BÜTÜN MİLLİYETÇİLERİ,*
*OLMADI ERGENEKON UYDURDUK*
*TIKTIK HEPSİNİ*
*MÜSADE EDİN BİRKAÇ TANE KALDI.*
*ONLARI DA MANAS OPERASYONU İLE *
*TIKIVEREYİM HATIRINIZ İÇİN.*
*GÖRÜYORSUNUZ BU KOYUN HALKA,*
*İKİ TÜRBAN LAFI EDİVERİYORUM *
*HAYDAAA ARKAMIZDALAR,*
*BENDEN İYİ ÇOBAN BULAMASSINIZ,*
*VALLAHİ İSTEDİĞİNİZ GİBİ GÜDERİM BUNLARI.*
*SEÇİM ZAMANI BİR İKİ DİN LAFI,*
*BİR İKİ ÇUVAL KÖMÜR KANDIRIRIM*
*BİLİYORSUNUZ.*
*DÜNYANIN NERESİNDE VAR BÖYLE UCUZ SEÇMEN?*
*BİLLAHİ BENDEN İYİSİNİ BULAMASSINIZ.*
*NE DEDİNİZDE YAPMADIM HA ?*
*KARIMIN ELİNE SİZE GELİNCEYE KADAR ,*
*NAMAHREM ELİ DEĞMEMİŞTİ,*
*SİZE ÖPTÜRDÜM BİLE YAV,*
*NE OLURSUNUZ SATIN ALIN ŞU YARGIYI.*
*ONLARI DA OVAL OFİSE ÇAĞIRIN.*
*YA DA BÜYÜKELÇİLERİNİZ ŞÖYLE Bİ GÖZÜKÜVERSİNLER.*
*HEPSİ DE BELKİ BENİM GİBİ TIRSARLAR.*
*YOLA DEVAM DEMİŞTİK,*
*BENİ YARI YOLDA *
*HELE HELE TÜRK YARGISININ ELİNDE BIRAKMAYIN.*
*APO YU ASTIRMADIM AMMA *
*BUNLAR BENİ ASARLAR,*
*ASMAMALARI İÇİN SEBEB BIRAKMADIM KİMSEYE.*
*SİZİ NİKAH ŞAHİDİ BİLE YAPTIM.*
*İSLAMDA YOKTU AMA *
*KATOLİK NİKAHI YAPTIĞIMIZ SİZİNLE*
*YENİ DİNİMİZDE VARDI.*
*ELİNİZDEN HİÇ BİŞEY GELMİYORSA*
*NASIL OLSA BENİM BU TÜRKİYEDE ,*
*HİÇ BİŞEYİM YOK*
*AMERİKADA VİLLAMIN OLDUĞUNU,*
*ÇOCUKLARIMIN SİZİN ÜLKELERİNİZDE İŞE *
*SOKULDUĞUNU ZATEN BİLYOSUNUZ.*
*KIYAK EMEKLİ DE OLDUM,*
*NE OLURSUNUZ FETOŞ GİBİ *
*BENİM DE ABD YE* *KAÇMAMA YARDIM EDİN*
*LÜTFEN İSA MUSA BİLİMUM PEYGAMBERLER ADINA*



Nihat Düzgün

http://groups.google.com.tr/group/islamvebilim/browse_thread/thread/6956a28aad79aa99?hl=tr


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Yargıtay başsavcısı, İşçi Partisine kapatma davası açtı :)))))

http://www.youtube.com/watch?v=wsCrZ9v8R3g

--
Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.

http://dava-vatan.blogspot.com/
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Azınlıkların Kurduğu pkk yı Şimdi Kimler Kullanıyor ?

Azınlıkların Kurduğu pkk yı Şimdi Kimler Kullanıyor ?


 

Cumhuriyet tarihimiz boyunca, Türk Milliyetçiliğinin karşısında kendilerine dayanak arayan azınlıklar, önceleri marjinal sol örgütlerin içlerinde yer almışlar; 80'lerden sonra sol örgütlerin zayıflamasıyla ve 90'lardan sonra demirperdenin yıkılmasıyla birlikte ayrılıkçı beklentilerini pkk'ya bağlamışlardır. Ülkemizin topraklarını bölme peşinde koşan azınlıklar Sevr'le yapamadıklarını yeniden elde etmek için, Devletle illegal silahlı mücadelenin simgesi haline gelen pkk'yı kuruluşundan itibaren organizasyon, silah, eğitim ve militan açısından desteklemişlerdir. Bu destek, azınlıkların pkk içinde etkin ve söz sahibi olmalarına sebep olmuştur. Marjinal sol örgütleri kullanarak komünizm ihtilalini başaramayan ve pkk'yı kullanarak topraklarımızı bölemeyen azınlıklar, şimdilerde emellerini içimizdeki uzantılarını kullanarak  gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.

Marjinal sol örgütler ve pkk, Ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğü esas alan üniter devletimizin parçalanabilmesi için, yakın tarihimizde ABD'den Fransa'ya, Yunanistan'dan Rusya'ya, Suriye'den İran'a kadar onlarca ülkenin istihbarat servisleri tarafından kullanılmışlardır. Marjinal sol örgütler ve pkk'nın yabancı servisler tarafından bu kadar rahat kullanılabilmesi zaten, özünü ve çekirdeğini azınlıkların oluşturmasıyla izah edilebilir. Emperyalist devletlerin, Ortadoğu topraklarında İsrail'in yanı sıra kendilerine stratejik ortaklık yapabilecek bir kürdo-judaik devleti oluşturmaya başlamalarıyla birlikte, bölücü terör örgütü pkk bölgede etkin aktör olma özelliğini yitirmiştir. Irak'ın kuzeyinde hakim kılınmak istenen siyasi fahişeler Barzani ve Talabani'nin elinin rahatlatılması için pkk'nın zayıflatılması gündeme gelmiştir. Bebek katili, ABD ve İsrail istihbaratları tarafından ülkemize teslim edilerek bu planın ilk adımı atılmıştır. Bundan sonrası için, bölücü örgütün tamamen tasfiye edilmeyerek, Barzani ve Talabani tarafından Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı kullanılacak bir maşa olarak bırakılması düşünülmektedir.

Doğu ve Güneydoğu bölgesinde yaşayan vatandaşlarımız, pkk'nın azınlıklar tarafından kurulduğunu, yönetildiğini ve emperyalist devletler tarafından kullanıldığı görmüşler; kanlı örgütün baskılarına karşı son yıllarda daha fazla direnç göstermeye başlamışlardır. Bölge halkımız, azınlıkların tüm provokasyonlarına rağmen, Türk Milletinin asırlardır yüreğinde taşıdığı sağduyusunu sergileyerek bu kirli oyunlara gelmemektedir. Bütün kışkırtmalara rağmen Milletimiz, azınlıkların istediği ayaklanma provalarında yer almamaktadır.

Başta bölge halkı olmak üzere, tüm vatandaşlarımızın sağduyu ve kararlılığıyla, pkk'nın ve içimize sızan azınlıkların baskısından Milletimizin kurtulacağı günlerin çok yakın olduğuna inanıyoruz. Emperyalist baskılar karşısında herkes yıkılsa da, bu ülkenin ekmeği ve suyuyla beslenmiş ve bu ülkenin sevgisi damarlarında dolaşan gerçek Türk Milliyetçileri yıkılmayacaktır.




--
-------------------------------------------------------
Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.
-------------------------------------------------------
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF MİLLİYETÇİLİĞİN ULUSALCILIKTAN FARKLARI

  Ulusalcılık(ulusal-solculuk) Osmanlı devlet geleneğine ve ümmet kültürü bahanesiyle dogma addettikleri dine karşı reformist batılı isyancı ve ihtilalcı algısıyla hareket eden sembolik örnekliği manasında bir nevi 19.  ve kısmen 20. yy da ki jakoben Jöntürk hareketi ile İttihat ve Terakki geleneğinin günümüzdeki ideolojik motifselliğinin takipçisi ve devamcılığı iken;  Milliyetçilik ise Osmanlının dağılış ve çözülüş süreci içersinde,  Osmanlı bütünselliğinin birer parçası olan devlet-i aliyyenin şemsiyesi altındaki kardeş milletlerin ayrılık istemeleri ve bağımsızlıklarını tarihsel vakıalar zinciri sonucu ilan etmeleriyle;  Türk'ün yalnızlaşması ve bu ayrılıklar sonucu kendisiyle baş başa kalması gerçeğini yaşamasının sonucunda,  devletin çözülüşü içindeki ölümüne karşı,  yeniden dirilişin sistematiksel kurgusunun tabii sosyal refleksinin adıdır.  

Bu tespitlere dayalı olarak bana göre bugünkü ulusalcılığın kaynağı 19. yy Osmanlısına karşı isyancı ve devrimci,  yıkımcı SEKÜLARİST ittihatçıların anlam ve zihniyetinin geleneğidir. Milliyetçiliğin anlayış kaynağı ise Osmanlı-Türk geleneğiyle barışık bir algının(Ziya Gökalp 'in sosyal tekâmülcülüğünün ve okumasının)çözülüş yalnızlığındaki kendini fark edişin diriliş adresliği görevidir. Böyle olunca ulusalcılık laboratuar mantığıyla pozitivist ve bir anlamda materyalist bir metotla millet, kültür tanımlaması yaparken; Milliyetçilik,  tarihin seyri içersinde sosyal akışkanlığı yaşayan ve kabuk değiştiren Türk toplumunu ihtiyatlı bir şekilde toplumbilimsel yaklaşım ve çıkarımlarla analiz ederek,  sosyal varlık olan milleti şümullü bir tarif ve izahata tabi tutar.

Ulusalcıların kök zihniyeti olan Jöntürkler bir ulusçuluktan ziyade yeni bir devletçilik anlayışı kurmak istiyorlardı. Milleti batıdaki ulusçu akımlara bakarak değiştirip dönüştürmeye çalışıyorlardı, dünyevi bir halkçılıkları,  Fransızcı bir elit jakobenlikleri vardı.  İşte bunun için MHP'nin milliyetçiği CHP'nin Jöntürk bozması faşizan devlet hegemonyasına dayalı elitist burjuva milliciliği diye tariflediğim ulusalcılığına benzemez, benzeyemez.  

 



--
Türk Milletinin üzerine çökmüş karabasan giderek çözülmekte ve zayıflamaktadır. Hainlerin planları bozulmakta, figüranları sürekli açığa düşmektedir. Milletin rağmına sürdürülen derin yolculuk sona yaklaşmıştır. Millet artık egemenliğine, iradesine sahip çıkmaktadır.

http://dava-vatan.blogspot.com/
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Dünyanın En Zengin Sadrazamıydı Arnavut Rüstem




----- Original Message -----
Sent: Monday, March 31, 2008 8:51 PM
Subject: Re: [AmerikadakiAyYildiz].DÜNYA'NIN EN ZENGIN SADRAZAMIYDI ARNAVUT RÜSTEM, Re:GARIBAN TAYYIP DUNYANIN EN ZENGIN BASKANLARI SIRASINDA 8INCI

 
Kanuni Süleyman'ın sadrazamıydı Rüstem Paşa.
Aslen Arnavut'tu..
 
Süleyman kendisine güvenip kızını verip Damat  yapmıştı Saray'a ..
 
Adı, Sadrazam Damat Rüstem Paşa olmuştu..
 
Yıl 1500'ler..
 
Damat Rüstem, bi süre sonra n'oldum lan ben demeye başlamış,
malları depolamaya başlamış, en ufak memuriyetler için bile bir okkalı murassa kılıç veya
kaliteli bir değirmen mülküne katılmadıkça tayin yapmamaya başlamış,
üstüne üstlük Kanuni'ni helâli karısıyla da
ilişki !! olayına başlamıştı, kızı dahi yetmez olmuştu Koca Kanuni'nin Rüstem'e !!!
 
Kanuni'nin yaşlı döneminde aklına gelmiyen başına gelmiş, kızını verdiği
deyyus Osmanlı memalikinde ilk rüşvet olayını başlatmış, bi de karısını götürmeye başlamıştı..
Kanuni rezilleri oynamaya başlamıştı adı halâ Padişah olarak anılsa da ..
 
Tüm, ve de her türden tüm yaşlılık olayının Kanuni gibi adamlardan götüremediği
haslet sonunda küllerinden doğdu.
 
Bu artık Muhteşem değil diyenler,bi sabah ASİTANE'de yani Başkent'de
 şok, şok, şok başlık haberleriyle güne başladı..
 
Yaşlı Kanuni, Saraya çağırdığı Rüstem'i dandik bi saray kapısının dibinde
boğdurmuş ; tüm mal-mülkünü hazineme irad edin bu pezevengin demişti..
 
Rüstem'in avanta-hırsızlıkla bi ömür biriktirdiklerini listeye döküp
sarayda Kanuni'ye okudular ;
 
- 200 değirmen,
- 2.000 Murassa Kılıç
--5.000 Köle,
--adedi sayılamıyan ev, arsa, köşk, yalı
-- Kubbe içini altın varaklar ve çinilerle süslediği,
    henüz minare dikmeye fırsat bulamadığı Cami
    ( Eminönü'deki me'şur Rüstem Paşa Camisi ! )
 
Çok,çok eski bir Türk geleneğidir ;
Hırsızıın, namussuzun, hortumcunun para-mal-mülk
biriktirmesine uzun süre ses çıkarılmaz !
 
Birgün, ama mutlaka birgün bu çalınmış mal-mülk-para,
kuruş sekitmeksizin Devlet hazinesine kesin dönüyor,
yüzlerce yıldır tek istisna yok !!
 
Tarihi,yani geçmişi çok güzel öğrenmemiş olanlar bugünlerde
 neler olup biteceğini öngöremez, anlıyamaz...
 
Aaaaa diye şaşırır !!!!
 
Bugün Padişah yok, ama kapı gibi Türk Geleneği
capcanlı yaşıyor...
 
Bu Memleket ne  pezevenkler  gördü ne pezevenkler..
Bugünküler hikâye, mukallit bile değil !
 
Burhan
 
 
 
 
 
 
----- Original Message -----
Sent: Monday, March 31, 2008 7:15 PM
Subject: [AmerikadakiAyYildiz] Re:GARIBAN TAYYIP DUNYANIN EN ZENGIN BASKANLARI SIRASINDA 8INCI

 
Toplam servetinin 7 milyar $ olduğu söyleniyor bildiğim  kadarıyla...
Listeyi dikkatli incelerseniz Tayyip Erdoğan'ın kimlerden sonra 8. sıraya
yerleştiğini görürsünüz.. Hepsi petrol zengini olan Arap ülkelerinin kralları ve
Hollanda ve Lüksemburg Krallarının ardından.. Üstelik bu zenginlerin hiç biri
sonradan zengin olma değil.. Köklü zenginler.. 6 senede milyarder olan bir
devlet adamları yok... Şimdi başımıza nasıl bir bela sardığınızın farkına vardınız mı?
6 milyar dolar için bu ülke IMF karşısında maymuna döndü, hükümetler yıkıldı...
sadece Tayyip Erdoğan 7 milyar $ götürdüyse varın gerisini hesaplayın..
Bunlara siz sebep oldunuz siz.. Siz AKP'ye oy verenler.. Doğmuş doğmamış
tüm nesillerin hakkını yedirdiniz, geleceğimizi kuruttunuz...
Saygı ve sevgilerimle
Sibel Ersoy

NERIMAN YUCE <> wrote:
Subject: [AmerikadakiAyYildiz] GARIBAN TAYYIP DUNYANIN EN ZENGIN BASKANLARI SIRASINDA 8INCI



 
Gariban Tayyip, zenginlik siralamasinda ancak sekizinci olabilmis.
Forbes'in 2005 yili tahminine gore garibanimizin sahsi serveti 2 milyar dolar.
Sadece nakit para olarak.
Gayrimenkuller ve diger mallar haric net servet.
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
 
Kaynak:
 
 
 

List of heads of government and state by net worth

From Wikipedia, the free encyclopedia

Jump to: navigation, search

This is a list of heads of state and government by the net worth, mostly of their liquid assets. This list should not include property and other material goods (although these are sometimes difficult to separate depending on the source).
Name Title Net Worth Country
Hassanal (Bolkiah) Sultan $30 billionâ–²  Brunei
Abdullah (Saud) King $21 billionâ–¬  Saudi Arabia
Khalifa bin Zayed Al Nahyan President $19 billionâ–²  United Arab Emirates
Mohammed bin Rashid Al Maktoum Prime Minister $14 billionâ–¬[citation needed]  United Arab Emirates
Henri (Nassau) Grand Duke $5 billion[citation needed]  Luxembourg
Beatrix (Orange-Nassau) Queen $4.7 billion[1] Netherlands
Hans-Adam II (von und zu Liechtenstein) Prince $3.9 billion[citation needed]  Liechtenstein
Recep Tayyip Erdogan Prime Minister $2 billion[2]  Turkey
Albert II (Grimaldi) Prince $1 billion[citation needed]  Monaco
Teodoro Obiang Nguema Mbasogo President $600 million[citation needed]  Equatorial Guinea
Elizabeth II (Windsor) Queen $500 million[3]  Antigua and Barbuda
 Australia
 Bahamas
 Barbados
 Belize
 Canada
 Grenada
 Jamaica
 New Zealand
 Papua New Guinea
 Saint Kitts and Nevis
 Saint Lucia
 Saint Vincent and the Grenadines
 Solomon Islands
 Tuvalu
 United Kingdom
Harald V (Oldenburg-Glücksburg) King $240 million[citation needed]  Norway
Mswati III (Dlamini) King $50 million[citation needed]  Swaziland
Călin Popescu-Tăriceanu Prime Minister $18-20 million[4]  Romania
Ferenc Gyurcsány Prime Minister $16 million[5]  Hungary
George W. Bush President $15 million[citation needed]  United States
Margrethe II (Oldenburg-Glücksburg) Queen $10 million[citation needed]  Denmark
Carl XVI Gustaf (Bernadotte) King $9 million[citation needed]  Sweden
Helen Clark Prime Minister $8 million[citation needed]  New Zealand
Hosni Mubarak President $7 million[citation needed]  Egypt
Gloria Macapagal-Arroyo President $1.3 million[citation needed]  Philippines

[edit] References

.


Like movies? Here's a limited-time offer: Blockbuster Total Access for one month at no cost.



--
Sibel Ersoy


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF KKTC'de sessiz bekleyiş..


Kıbrıs'ta sessiz bekleyiş
31 Mart 2008

mfa@akatay.biz


Kıbrıs Rum kesiminde gerçekleşen seçimlerden sonra Ada’da taraflar arasında yeni bir görüşme sürecine daha girildi. Türk ve Rum kesiminin liderleri, öngörülen tarih 21 Mart 2008 Cuma günü saat 10:00’da BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael Möller'in Lefkoşa ara bölgedeki ikametgahında bir araya geldi. “Prosedür” havasında gerçekleşen görüşme, Rum kesiminde değişen başkandan ötürü umutları artan belli bir kesimin ortada ciddi bir sebep yokken umutlanmasına neden oldu. Görüşmelerden, Kıbrıs meselesinin kapsamlı müzakerelerine üç ay sonra başlanması ve taraflar arasında ‘Çalışma Grupları’ ve ‘Teknik Komitelerin’ kurulup çalıştırılması ve “Lokmacı” kapısının açılması kararı çıktı.


Yapılan bu görüşmede başlangıç zemini olarak, TC Başbakanı Erdoğan ve KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ın “görüşmelerin zemininde Annan Planı temel alınsın” isteklerinin aksine Rum başkan Hristofyas, Temmuz 2006 yılında BM Genel Sekreteri özel temsilcisi İbrahim Gambari aracılığıyla yapılan buluşmada varılan mutabakat temelinde yürütülmesi konusunda ısrar etti. Görüşme zemini konusunda tarafların fikren çatışması’nın en önemli sebebi; Annan Planı “Yeni bir Kıbrıs Devleti”nin kurulması (bakir doğum – partenogenez) amacı güderken, “8 Temmuz Gambari süreci” olarak adlandırılan görüşme ise 1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti`nin yaşatılması fikrini özümsüyor.


Hristofyas bir demecinde, Kıbrıs Türk tarafının ve Türkiye'nin müzakerelerle ilgili açıklamalarını 'kışkırtıcı' olarak değerlendirdikten hemen sonra, görüşmelere 8 Temmuz Gambari süreci temelinde gidilmesi gerektiğini vurgulamıştı. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın sözcüsü Erçakıca ise, ''Ortada bir karşıtlık gibi görünmekle beraber, bizim anlayışımıza göre, Annan Planı zemin olarak meselenin özünü teşkil ediyor. Yani Kıbrıs sorununun nasıl çözüleceğini tarif ediyor. 8 Temmuz'un ise bir prosedürel anlaşma olduğunu zaten çeşitli şekillerde izah ettik. Eğer Hristofyas, 8 Temmuz Anlaşmasını bir oyalama sürecine dönüştürmek isterse sorun yaşarız” diyerek sinyal göndermişti.



            Gambari süreci üzerine oynamak, Papadopulos’tan kalan bir taktik. Papadopulos, başkanlığı döneminde olanca gayretiyle, Kıbrıs konusunu BM gündeminden düşürüp, AB içine çekmeye çalışmıştı. Bizans entrikasına uygun bir şekilde, AB’ye girmek için Annan Planını kabul edeceklerine dair bir de senaryo yazmıştı. Niyeti, AB üyeliği için yıllardır uğraş veren Türkiye’yi AB desteğiyle köşeye sıkıştırmaktı. Yaptığı yanlışın “epey sonra” farkına varan AB Papadopulos’a, “KKTC’nin tanınmasını” Demokles’in kılıcı gibi sallandırmaya başladı. Joker haklarını bir bir tüketmeye başlayan Papadopulos, ansızın Kıbrıs konusunu AB içine taşımak fikrinden vazgeçip, dört elle BM’ye ve özellikle de Gambari sürecine sarıldı. Papadopulos, Türkiye’nin Gambari sürecine karşı olduğunu bildiği için de görüşmelerin zamana yayılmasını arzulamış ve sürecin kilitlenmesine neden olmuştu. Çünkü Helen milletinin sabrının sınırı olmadığını pekala biliyordu. Uyguladığı bu taktikle de, Türkiye’nin zayıf bir anını yakalayıp  “Üniter Rum devleti”ni kurabilme gayesindeydi. Öte yandan, Papadopulos Gambari sürecine sıkı sıkıya sarıla dururken, Türkiye de tüm iyi niyetiyle BM’nin  Hakemli ve Zaman kısıtlamalı görüşme organize etmesini istiyordu.


O günlerden bugün’e gelindiğinde yeni Rum başkan Hristofyas'ın açıklamalarından somut bir değişikliğin olmadığı görülüyor. CNN ile yaptığı görüşmede söyledikleri ortada;

-  Bakir doğumu reddediyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devam edeceğini ancak toplumsal tabanda federal bir yapıya dönüştürüleceğini ileri sürüyor.

-  Federal yapının, nüfus oranında temsiliyete dayanacağından bahsediyor. Bu da Türk halkının haklarını hiçe saymak anlamına geliyor. Yani iki kurucu devlet ve onun toplumlarının eşitliğini baz almıyor. Rum'un egemen olduğu 'Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti''nin devamını istiyor.                                            


 - Mülkiyet konusunda, Rumlar’ın mal varlıklarının iadesini, “yerleşikler” olarak nitelendirdikleri T.C kökenli vatandaşlarımızın geri dönmesini istiyor.


- Hristofyas'a göre ''izolasyon”, Kıbrıs Cumhuriyeti toprakları üzerinde Türk askerinin bulunması demek oluyor. ''Kıbrıslı Türkler, ürünlerini Kıbrıs Cumhuriyeti limanları ve havaalanları üzerinden istedikleri ülkelere ihraç edebilirler. Biz Kıbrıslı Türkleri izolasyonda tutmuyoruz'' diyerek asıl izolasyon’un Türk Ordusu ve Türkiye’nin uyguladığını iddia ediyor.


Koroya müdahil isimlerden olan Rum Dışişleri Bakanı Markulli, çözümün "Kıbrıs çözümü" olması gerektiğinin altını çizerek, Türk ordusunun Kıbrıs'taki varlığının sona ermesi gerektiğini, Kıbrıs Türk tarafının "serbest bırakılması" ve müzakerelerde kendi başına yer alması, Türkiye'nin ise sadece kendi toplumunun çıkarlarını sağlamaya çabalaması gerektiğini seslendiriyor. Koroya Yunan topraklarından katılan Yunanistan Dış İşleri Bakanı Dora Bakoyanni de Ankara ve Londra’ya “Kıbrıs’ın Garantör devletlere gereksinimi yoktur. En güvenli ve büyük garantör Avrupa Birliğidir” mesajını veriyor.


Neredeyse tüm dünya’nın anladığı fakat bu koro’nun anlamak istemediği bir gerçek var.