29 Şubat 2008 Cuma

D.PF BİR SORUM VAR !

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN, KUZEY IRAK'TA 1 HAFTADIR YÜRÜTTÜĞÜ  HAREKAT SONA ERDİRİLMİŞ VE ASKERLERİMİZ YURDA GERİ DÖNMEYE BAŞLAMIŞTIR. BU HAREKATIN BAŞLATILMASI VE SONA ERDİRİLMESİ ELBETTE BİR SİYASİ İRADEDİR. BUNA SAYGIMIZ VAR. VE BUNU KESİNLİKLE YORUMLAYAMAM... ANCAK ;
SİLAHLI KUVVETLERİMİZ TERÖR ÖRGÜTÜNÜN YUVALANDIĞI MERKEZLERİ TAHRİP ETTİ VE ELE GEÇİRDİ . ŞİMDİDE GERİ ÇEKİLİYOR. BU ELE GEÇİRİLEN STRATEJİK NOKTALAR KİME DEVREDİLDİ ?
1) ABD ASKERLERİNE Mİ ?
2) IRAK KUVVETLERİNE Mİ ?
3) YOKSA TESLİM EDİLMEDEN Mİ ÇEKİLDİK ? EĞER BU ŞEKİLDE OLDUYSA DURUM ÇOK VAHİMDİR...

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF KIZILIRMAK SUYU

 

 

 

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Hergun 5 Ayet

 

 

       

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF is arayan arkadaslara

Arkadaslar selam,

Tavsiye uzerine cvyolla.com diye bir siteye uye oldum.
acikcasi ilk basta faydali olacagina inanmiyordum. bu
piyasa durgunlugunda tavsiye eden arkadasin bir grupta
dedigi gibi onlarca firma tarafindan aranacagima
ihtimal vermiyordum.

yine de bi umut uye oldum. 4700 civari sirkete cv
gonderdim. ilk 2 gun sessizdi. tam iste hakli ciktim
maalesef derken telefonlar gelmeye basladi. 2-3 hafta
icinde toplam 13 sirketten gorusmeye cagrildim :)
bazilarina ben gitmek istemedim artik yogunluktan,
telefonda eledim. ve sonunda isimi buldum.

is arayan arkadaslarla paylasmak istedim. ben de boyle
bir paylasim ortaminda bu siteyi ogrenmistim ve bu
sayede isimi buldum. umarim sizlerin de isine yarar.

Bol sanslar


___________________________________________________________________
Yahoo! kullaniyor musunuz?

http://tr.mail.yahoo.com
Istenmeyen postadan biktiniz mi? Istenmeyen postadan en iyi korunma
Yahoo! Posta'da


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
*Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :

www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Başbakan'a telgraf var

 
Sultan Ahmet adliyesine gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a telgraf çeken
af mağduru öğrenciler, taleplerini bir kez daha dile getirdi.
 
haberi okumak için linki tıklayın:

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Başbakan'a telgraf var!

 
Sultan Ahmet adliyesine gelerek Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a telgraf çeken
af mağduru öğrenciler, taleplerini bir kez daha dile getirdi.
 
haberi okumak için linki tıklayın:

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF FW: ..::CTO::.. Atatürk'ün Devlet Adamlığı





Atatürk'ün devlet adamlığı,  
Stalin'in verdiği bir demeç üstüne gidişi 
 
Stalin'in Sovyetler Birliği'nin başında olduğu dönemler... Sovyetlerin Ankara Büyükelçisi ünlü bir diplomat Karakan... 1917 Ekim Devrimi'nin yıl dönümlerinden birinin sabahında Stalin, son derece sivri, anlamsız ve onur kırıcı bir demeç veriyor. Bu demecinde aynen şunları söylüyor: 
 
"Herkes bilsin ki, Rus Milleti; Boğazlarla, Ardahan'ı ele geçirmekten asla vazgeçmeyecektir. Çok yakın bir zamanda bu davalarımızı halletmiş olacağımızı şimdiden müjdeliyorum..." 
 
Aynı gece Ankara'da Sovyet Büyükelçiliği'nde de ihtilalin yıl dönümü kutlamaları yapılıyor. Cumhurbaşkanımız Mustafa Kemal Atatürk , gece yarısına doğru Stalin'in bu densiz demecinden haberdar oluyor ve maiyetine emrediyor: 
"Arabaları hazırlayın gidiyorum."
"Paşamız bu saatte nereye gidecekler?"
" Sovyet Sefareti'ne." 
Mahiyetin etekleri tutuşur çünkü olayı kavrarlar, içlerinden birisi Atatürk'e: "Paşa hazretleri nasıl olur? Protokolsüz mü? Siz devlet başkanısınız, protokolsüz nasıl gidersiniz?"
"Ben protokol falan dinlemiyorum çocuk. Stalin vatanımın topraklarına göz dikmiş, sen bana protokolden söz ediyorsun. Hazırlayın arabaları." diye cevap verir. 
 
Büyük önderimiz ve arabalar hazırlanır. Atatürk ve maiyeti, Sovyet sefaretinin kapısına dayanır.
Ulu önderimiz yüzü asık bir şekilde yukarı çıkar ve o sırada sefarette büyük bir balo vardır. Atatürk kendisini karşılayan Büyükelçi Karakan'ı görünce: 
 
"Merhaba Karakan" der ve aynı sert ifadeyle devam eder. "Rahatsız ettik ama sen benim şahsi dostumsun, kusurumuza bakmazsın. Bir hususu esasından anlamaya geldim."
"Emredin Sayın Başkan"
"Ajanstan öğrendiğime göre, başbakanınız Stalin, Ardahan'la Boğazları istemiş, kararı katiymiş...Pek yakın bir gelecekte bu kararını uygulayacakmış. Tam böyle söyleyip söylemediğini bilemem ama buna benzer şeyler söylemiş. Tabii ki bu nutkun da bir sureti sende vardır. Getir bakalım şunu da işin aslını faslını iyi anlayalım." 
Stalin'in nutku getirilir. Atatürk metnin o kısmını yanındakilere kelime kelime tercüme ettirir. Nutuk ajanstan geçen metin ile aynıdır. Atatürk sorar:
 
"Karakan, sefaret telsizinden derhal Stalin'i bulduracaksın. Bu beyannatından vazgeçip geçmediğini sorduracaksın. Başbakanın tükürdüğünü yalayacak, yalamazsa ben yapacağımı bilirim. Bu cevap bu gece gelecek çünkü benim senin başbakanından daha önemli kararım var. İstediğim cevabı   almadan sefaretinizden dışarı adım atmam. Eğer cevap istemediğim şekilde gelirse bil ki buradan çıkıp doğru Rus sınırına gideceğim..." 
 
Karakan çaresizlik içinde telsizin başına koşar ve Atatürk'ün söylediklerini aynen nakleder. Stalin'den gelen cevap büyük önderimizi tatmin eder çünkü cevapta aynen şöyle söylenmektedir. "Stalin sürçü lisan eylemiştir. Boğazlar'la Ardahan'ı almak gibi bir arzusu katiyetle yoktur..."
Atatürk cevabı okuduktan sonra Rus Büyükelçisi Karakan'a hitaben "Karakan seni geri çağırırlar ve yaşatmazlar. Uzun süredir tanışıyoruz, istersen bize iltica et."
 
Karakan bu teklife olumsuz cevap verir ve cevabı telgraftan hemen sonra bir telgrafla geri çağrıldığını açıklayarak: "Teşekkür ederim. Sizi tanımış olmam bile kafidir ancak memleketinizdeki vazifem sona ermiştir. Yarın hareket edeceğim."
 
Atatürk fazla ısrar etmez ve Çankaya'ya döner. On gün sonra şöyle bir haber gelir. Sovyetler Birliği'nin eski Ankara Büyükelçisi Karakan fırında yakılmak suretiyle idam edilmiştir.

 
 
.........................NE MUTLU TÜRKÜM DiYENE...................................
 
Google GruplarSevgiSevgisiBu grubu ziyaret et 
                                         



Date: Fri, 29 Feb 2008 01:28:19 +0200
From: qanqboy@gmail.com
To: qanqboy@googlegroups.com; biz-turk-milliyetcileriyiz@googlegroups.com; sesssizciglik@googlegroups.com; cihan-turk-olsun@googlegroups.com
Subject: ..::CTO::.. Atatürk'ün Devlet Adamlığı


Live.com'u deneyin - hızlı ve kişiselleştirilmiş giriş sayfanızla istediğiniz her şey tek bir yerde. tek bir yerde.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF FW: [SEVGi] Site kimin




İnternette sörf yapmayı hepimiz severiz. Bu gezdiğimiz sitelerin kimin adına kayıtlı olduğunu merak ediyorsanız buraya   giderek domain nereden alınmış site kimin adına kayıtlı ve kayıtlı  olan kişinin telefon numarası açık adresini hangi ülkede olduğunu ıp numarasını bulabilirsiniz.
SİTEYE GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ   

 
 
.........................NE MUTLU TÜRKÜM DiYENE...................................
 
Google GruplarSevgiSevgisiBu grubu ziyaret et 
                                         


 


Windows Live Messenger ile kendinizi anında ifade edin! Windows Live Messenger!
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF 22 rektör ve dekan Hristiyan mı?

22 rektör ve dekan Hristiyan mı?
 
YÖK ve rektörler arasındaki türban gerginliği adeta bildiri savaşına dönerken, üniversite ve siyaset çevrelerinde şok bir iddia kulaktan kulağa yayılıyor.İddiaya göre dekan ve rektörler arasında 22 tane Hristiyan asıllı isim var...

DESTEKLİ VE CİDDİ BİR İDDİA

22 rektör ve dekan Hristiyan mı?

29 Şubat 2008 15:58

YÖK ve rektörler arasındaki türban gerginliği adeta bildiri savaşına dönerken, üniversite ve siyaset çevrelerinde şok bir iddia kulaktan kulağa yayılıyor. www.universitehaber.com sitesinin özel haberinde, tarihçi bir profesöre dayandırılan iddiaya göre dekan ve rektörler arasında 22 tane Hristiyan asıllı isim bulunuyor.

Aynı zamanda kökenbilimine ilişkin çalışmalarıyla da tanınan, (adı bizde saklı) Profesör'ün iddiasına göre; Hristiyan olduğunu kamuoyundan gizleyen bu 22 rektörün büyük çoğunluğu da ermeni kökenli.

EVLERİNİN ALTINDA ŞAPEL VAR

Bunların tarihsel hikayesi ise 1900'lü yılların başındaki tehcir uygulamasına dayanıyor. Tehcir uygulamasından kurtulmak ve topraklarından ayrılmak istemeyen bir çok ermeni müslüman oluyor. Bazıları da müslüman komşularının yanlarına sığınıyor.

Bazıları gerçekten İslamı kabul ederken bazıları dışarı da Müslüman görünüp, özel hayatında Hristiyan olarak yaşamaya devam ediyor.  Hatta bazıları evlerinin bodrumunda, küçük kilise anlamına gelen gezli "şapeller" bulunuyor. Bunlara "Kripto hristiyanlar" deniyor.

Tarihi vesikalara göre gizli hristiyan olduğu halde 40 yıl boyunca Müslüman din alimi olarak Hocalık yapanlar bile var.

İddiaya göre Türkiye'de ermeni asıllı, kripto hristiyanların sayısı şu an 100 bin civarında. Ve bunların bazıları, siyaset, sermaye, bürokraside etkin konumlara geldiler.

Ancak en büyük etkinliği eğitim camiasında sağladılar. Gerçek dinlerini gizleyerek dekanlığa, rektörlüğe kadar yükseldiler.

AŞKIN, ALICI VE SAYLAN HAKKINDA DA İDDİA EDİLMİŞTİ

Daha önce de bu konuda bazı iddialar gündeme gelmişti. 9 Eylül Üniversitesi rektörü Emin Alıcı'nın, kimliğinde, Hristiyan yazdığı, Babasının adının Manufer, dedesinin adının ise Ohannis olduğu basında yer almıştı.

Yine Van 100. yıl üniversitesi rektörü Yücel Aşkın'la,  bir dönem YÖK üyeliği de yapan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan hakkında da benzer iddialar bazı medya organları tarafından gündeme getirilmişti



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Ergenekon, 28 Şubat'ın Devamı mı?

Ergenekon, 28 Şubat'ın Devamı mı?
 
28 Şubat'ın operasyonel gücü Batı Çalışma Grubu (BÇG) ve Ergenekon arasındaki farklar ve bağlantılar...
Org. Teoman Koman'ın açık darbe uyarısı... 

Şamil Tayyar'ın yazısının ilgili bölümü:

BÇG ve Ergenekon'un farkı

Bu konuyu ileride daha ayrıntılı olarak irdelemeyi düşünüyorum. 28 Şubat'ın yıldönümünde söyleyeceklerimiz var.

28 Şubat, 'mezhepsel' dayanışmanın ön plana çıktığı 'sol' vurgusu güçlü post modern bir darbedir. Ekseriyetle işadamları ve medyanın da içinde yer aldığı büyük bir koalisyondur.

Aynı darbe kültüründen beslenen Ergenekon, 28 Şubat'ın merkez karargahı Batı Çalışma Grubu'ndan kadro ve ideoloji itibariyle farklıdır. Ergenekon'da 'milliyetçi-ulusalcı' dokunun daha güçlü olduğunu, 28 Şubat aktörlerinin ise büyük ölçüde tasfiye edildiğini görüyoruz. Doku uyuşmazlığı bulunmayan 28 Şubatçı az sayıda emekli paşanın Ergenekon'da görevini sürdürdüğü söylenebilir.

İki grubunun psikolojik harekat yürütürken izlediği yöntemlerde ise temel bir farklılık yok. İkisi de 'darbe' korkusu üzerinden güç tazeliyor.

Danıştay saldırısından sonra Alpaslan Aslan'ın 'Yakında darbe olacak, o zaman serbest olacağım' sözü, öğrendiğimize göre Ergenekon soruşturması sırasında kimi sanıkların savcıların yüzüne 'Yahu ne işlerle uğraşıyorsunuz, zaten yakında darbe olacak, buna pişman olacaksınız' şeklinde bağırmaları, Ergenekon'un yürüttüğü psikolojik harekatın bir parçası olarak görülebilir.

Koman'ın darbe uyarısı

Önceki gece Gazeteci Ömer Şahin'in Kanal A'da sunduğu 'Görüş Farkı' programında birlikte katıldığımız Hasan Celal Güzel'in 12 yıldır hafızasında sır olarak sakladığı anektod da bu yöntem benzerliğini çok çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.

1996 yılı Eylül ayında tebrik için dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Teoman Koman'a giden Güzel, şunları anlattı: 'Kısa süreli tebrik ziyaretiydi. Bir iki saat sürdü. Bana ima yollu darbe olacağını söyledi.'

Program arasında Güzel'e sordum: 'İma yollu nasıl söyledi, ne dedi?' Güzel güldü: 'Açık açık söyledi. Hükümet böyle devam ederse darbe olabileceğini söyledi.'

Oysa, 1996 Eylül ayı, Refahyol hükümetinin henüz ilk aylarıydı. Sürece adını veren 28 Şubat 1997 tarihindeki Milli Güvenlik Kurulu toplantısı henüz yapılmamış, 3 Kasım 1996'daki Susurluk kazası meydana gelmemiş, cemaat liderleri Başbakanlıkta toplanmamış, RP'li bir milletvekiline atfen yayınlanan 'Kanlı mı canlı mı?' sözü söylenmemiş, 31 Ocak 1997'deki Kudüs gecesi olmamış, 4 Şubat 1997'deki Sincan tankları yola çıkmamıştı.

Demek ki; Sorun, iktidarın icraatları değil bizatihi kendisiydi.

Güzel'in Demirel'e şapka esprisi

Sonrasına gelince...

Güzel: 'Doğru dönemin Devlet Bakanı Abdullah'a Gül'e gittim. Darbe senaryosunu anlattım. Sanıyorum o da gidip Başbakan Erbakan'a anlatmış. Ayrıca Cumhurbaşkanı Demirel'e gidip gelişmeden haberdar ettim.'

Güzel'in anlattığına göre, Demirel, bu iddiayı pek ciddiye almamış ya da öyle gözükmüş. Program arasında Güzel'le sohbet ederken öğrendim, görüşmeden ayrılırken Demirel'e şu espriyi yapmış: 'Şimdiye kadar şapkayı alıp giderken hep başbakandınız. Bu sefer Cumhurbaşkanı olarak şapkayı alıp gideceksiniz herhalde...'

Sonra?

28 Şubat mağdurlarından Güzel'in bu konudaki yorumu şöyle oldu: 'Demirel, Cumhurbaşkanı olarak şapkayı alıp gitmedi ama kafasına asker şapkasını geçirdi.'

Tüm bu örnekler, Türkiye'nin nasıl bir psikolojik harekatla karşı karşıya kaldığını, zaman değişse, isimler değişse de kafaların ve yöntemlerin değişmediğini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Aslında, Genelkurmay eski Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun '28 Şubat bin yıl sürer' lafı bile çok şeyi anlatıyor.

Sorunun hükümet icraatlarından değil egemenliği halka devretmek istemeyen askeri ve sivil bürokratik kesimin iktidar savaşından kaynaklandığını artık herkesin görmesi gerekiyor.

Şükür ki, Türkiye artık uyanıyor.

Star



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Ağlayan ülkenin parlayan şirketleri

Ağlayan ülkenin parlayan şirketleri
 
Türkiye'de esnaf yakınıyor, halk diliyle 'ağlıyor' ama ekonomi büyüme rekorları kırıyor, konut ve oto satışları zirve yapıyor. Kimilerine göre bu durum aştırılması gereken sosyolojik bir tavır.

AĞLAYAN ESNAF REKOR KIRDI

Ağlayan ülkenin parlayan şirketleri

29 Şubat 2008 15:32

 



 

Oğuz Karamuk'un köşe yazısı

Türkiye'de esnaf yakınır, halk diliyle 'ağlar'... İşinin iyi gitmediğinde, satışlarının düşük olduğundan, iş yapıp parasını zamanında alamadığından, geçinemediğinden yakınır...

Kendince haklı sebepleri vardır: Nazar değmesinden korkar, devletin vergi yoluyla kazancına ortak olmasından ya da eşin dostun borç para istemesinden endişelenir...

Ticaret ehlinin kültürüdür bu...

Elinde parası da olsa yapması gereken ödemeleri son ana kadar bekletir.

Belki parayı sevdiği, belki gereğinden fazla temkinli olduğu için.

Ekonomi büyüme rekorları kırar, konut ve oto satışları zirve seviyelere çıkar, işe gidip gelirken arka koltuğunda oturduğunuz taksinin şoförü (daha önce binlerce kez duyduğunuz gibi) 'Millet para yok diyor bu kadar arabayı kim alıyor?' sorusunu sorar...

Esnaf yine ağlar...

* * *

Çok büyük esnaflar da çıkarmıştır bu ülke. Her biri dünya çapında bir şirketin sahibi olmuştur. Forbes'un dünya zenginleri listesine kadar gitmiştir. Ünü aldığı şirketlerle sadece ülke içinde değil, yurtdışına kadar ulaşmıştır.

Ama o da ağlar.

Tek başına da ağlamaz üstelik...

Büyük esnaf olmanını avantajıyla kurduğu dernekler, birlikler ve envai çeşit sivil toplum örgütü aracılığıyla yakınır.

Araştırılması gereken sosyolojik bir durum bu... Sosyoloji ayrı bir bilim. Bilmiyoruz...

Ekonomiye bakmak daha kolay...

2007'den başlayalım: Geçen yıl dev şirketlerimiz arasında kárını yüzde 20'nin altında artıran neredeyse yok gibi. Enflasyondan da arındırırsak ülke ekonomisinin yüzde 5 olarak beklenen büyüme hızının iki katından fazla bir artış söz konusu. Satışlardaki artış hızı daha da yüksek. İhracatta 100 milyar dolarlık rekor kırılırken, bankalar tüketici kredileri yoluyla iç piyasadaki büyümeyi finanse etti. Tüketci kredileri yüzde 41.5 büyüdü. Sanayiye verilen kredilerle birlikte toplam kredi hacmi yüzde 28 arttı. Kredideki bu hızlı büyümeye karşın batık kredilerin oranı yüzde 4.7'den yüzde 4.4'e indi. Yani banka batıkları dünya ortalamalarının çok altında. Bilançolar da bunun ispatı değil mi zaten? Özel sektörün üç büyük bankasının (İş Bankası, Akbank, Garanti) toplam net kárı 6.1 milyar YTL. Kárlılıktaki büyüme yüzde 60. Citibank, UBS, Merrill Lynch gibi dünyanın en büyük finans kuruluşları tarihi zarar yazarken, alkışlanacak, parmak ısırtacak kazançlar... Aynı grupların, bankaların personel sayılarında da yüzde 10'a varan artışlar yaşandı.

2007'nin üçte ikisi darbe söylentileri, çifte seçim, Irak gerginliği dünya piyasalarındaki krizin etkisiyle geçti. Küçük esnaf da büyük esnaf da oturup ağladı. Sonuçta ortaya bu rakamlar çıktı.

* * *
2008'e bakıyoruz; çok mu farklı? Finans editörümüz Yener Yalçın'ın kısa bir araştırması: Ülkemizin dev grupları arasında bu yıl için yüzde 12'nin hatta yüzde 15'in altında büyüme hedefi açıklayan kimse yok. Sabancı Grubu cirosunu yüzde 12, kárını yüzde 16 artırma hedefi koyuyor, Koç 45 milyar dolarlık cirosunu 50 milyar dolara ulaştırma iddiasında. Reel büyüme hedefini yüzde 10 ve üzerine taşıyor.

Daha ufak ama aynı ölçüde tanınmış şirketlerde de benzer veriler var. Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Tayfun Bayazıt bu yıl tüketci kredilerinde yüzde 38, toplam kredi hacminde yüzde 25 artış olacağı tahmininde bulunuyor. Akbank, İş Bankası, Garanti yüzde 40 yakın kárlılık ve aktif artışından bahsediyor. Belli başlı bankalar artan şube sayıları ve iş hacimlerini desteklemek için 20 bin yeni personel alma hazırlığı yapıyor. Ülker 850 milyon dolara Godiva'yı alıyor, Gübretaş İran'ın en büyük gübre tesisini 700 milyon dolara bünyesine katıyor, Anadolu Grubu satın almalarla Asya'nın en büyük içecek şirketi hüviyetine bürünüyor... Global krizi fırsat bilip dünya piyasalarına açılan yeni bir özel sektör vizyonu doğuyor. İçeride varlıklar değerleniyor. İnşaatçı Soyak Grubu 3 yıl önce 17 milyon dolara aldığı arsayı 150 milyon dolara satışa çıkarıyor vs vs... Saydığımız şirketler ekonominin bel kemiği. Türkiye'de ilk 100 şirket Kurumlar Vergisi'nin yüzde 80'inden fazlasını ödüyor. Yani hepsi birer gösterge.

Dışarıya bakıyoruz sadece dün Alman BMW 5 bin 600, Kanadalı Nortel 2 bin 100 kişiyi işten atacağını duyuruyor...

* * *
Gelişmenin temelinde çelişki var.

Sorunları çözme yetkisi olanlara göstermek,

haksızlıklara karşı konuşmak,

çözüm önermek...

Sonuna kadar herkesin hakkı.

Ama hem kazanıp hem ağlamak...

okaramuk@stargazete.com



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Lenin pankartlarıyla başörtüsüne karşı

Lenin pankartlarıyla başörtüsüne karşı
 
ÜAK toplantısına katılan rektörlere Lenin pankartarını taşıyan bir grup destek verdi.
 

 

 

 

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) toplantısı başlamadan önce Halkın Kurtuluşu Partisi (HKP) üyesi bir grup, Cebeci Kampüsü'nde anayasa değişikliğini protesto etti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve komünist lider Lenin'i aynı karede gösteren pankart açan grup üyeleri, basın açıklaması yaptıktan sonra dağıldı. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi 40 öğrenci de Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde eylem yaptı.

İÇERDE DE CHP'Lİ REKTÖRLER

Üniversitelerarası Kurul'u (ÜAK) olağanüstü toplayan yasakçı rektörler, 'anayasa değişikliğinin uygulanmasını' isteyen YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan'ı istifaya çağırdı.

Çorum'lu olan Prof.Dr. Mustafa Akaydın'ın babasının da CHP'nin eski milletvekillerinden olduğu ortaya çıktı. Mustafa Akaydın'ın babası Emekli Kurmay Albay Ali Rıza Akaydın'ın CHP Çorum İl Başkanlığı'nın yanısıra 17. dönem Çorum Milletvekili olarak görev yaptığı ortaya çıktı. Prof. Dr. Mustafa Akaydın'ın ablası Leyla Özhan'ın ise 22 Temmuz seçimlerinde CHP'den milletvekili adayı olduğu ortaya çıktı.

Post modern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat'ın yıldönümünde ÜAK'ı toplayan Prof. Dr. Mustafa Akaydın, anayasa değişikliğiyle başörtüsü yasağının ortadan kalktığını söyleyen Özcan'ın 'üniversiteleri temsil edemez' hale geldiğini savundu. Her üniversiteden biri rektör diğeri de temsilci olmak üzere gelen ikişer kişiden oluşan 198 üyeli ÜAK toplantısına GATA Komutanı'nın da aralarında bulunduğu 131 üye katıldı. Üyelerin üçte birinin katılmadığı toplantıya 15'i vakıf, 10'u devlet olmak üzere 25 üniversiteden hiç katılım olmazken, 50 civarındaki rektör de toplantıya gelmedi. Üniversitede başörtüsüne karşı çıkan marjinal gruplar da Lenin ve Atatürk'ü birlikte gösteren posterle toplantının yapıldığı salonun önünde eylem yaptı.

Postmodern darbe olarak nitelenen 28 Şubat sürecinin yıldönümünde olağanüstü toplanan Üniversitelerarası Kurul (ÜAK), kanunda belirtilen görevleri dışında bir gündemle toplanarak YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ı istifaya çağırdı.

Üniversitelerin içinde bulunduğu akademik sorunlar yerine anayasa değişikliği ile serbest bırakılan başörtüsünü yasaklamak için toplanan ÜAK, başörtüsünün serbest olduğunu duyuran YÖK Başkanı Özcan'ın 'üniversiteleri temsil edemez' hale geldiğini iddia etti. Tarihinde ilk defa bir ayda iki kez toplanan ve 10 gün sonra olağan bir toplantı daha yapacak olan Üniversitelerarası Kurul, yine ilk kez 'sicil amirleri olan' bir YÖK başkanını istifaya çağırdı. Her üniversiteden biri rektör diğeri de temsilci olmak üzere gelen ikişer kişiden oluşan 198 üyeli ÜAK toplantısına GATA komutanının da içlerinde bulunduğu 131 üye katıldı. Üyelerin üçte birinin katılmadığı toplantıya 15'i vakıf 10'u devlet olmak üzere 25 üniversiteden hiç katılım olmazken, 50 civarındaki rektör de toplantıya iştirak etmedi.

Polisin geniş güvenlik önlemi altında gerçekleşen toplantı sonrasında rektörlerin arabalarının geçeceği kampüs içindeki yolun önünde toplanan Öğrenci Kolektifleri isimli grup, 'Tüccar rektör istemiyoruz', 'Müşteri değil öğrenciyiz', 'Rektör elini üniversitemden çek' 'Türbana karşısın ya, peki 12 Eylül ürünü YÖK'e de karşı mısın?' şeklinde slogan atıp pankart taşıdı. 2,5 saat süren ÜAK toplantısı sonrasında Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın tarafından okunan bildiride ise YÖK Başkanı 'merkeziyetçi ve otoriter' olarak nitelendi.

Bildiride Yusuf Ziya Özcan'ın istifa etmemesi halinde Cumhurbaşkanı'na, 'üniversitelerin içine düşürüldüğü kaosun daha da büyümemesi ve YÖK'te hukukun üstünlüğünün geçerli kılınması için kendisini görevden alması' arz edildi. Akaydın, özellikle Anadolu üniversitelerinde siyasi baskı yaşandığı ve bir üniversitenin rektörünün baskı sebebiyle toplantıya temsilcisini gönderdiği iddiasında bulundu. Diğer rektörler de garip iddialar ortaya attı. Rektörler, öğrencilerin sıraların üzerinde namaz kıldığını ve PKK renkleriyle öğrencilerin kampüse geldiğini ileri sürdü. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde gerçekleşen toplantı için dersler iptal edildi. Panoya asılan yazıyla öğrencilere duyurulan iptal kararında şunlar kaydedildi: "Fakültemizde yapılacak bir toplantı nedeniyle 28 Şubat 2008 tarihinde saat 14.00'e kadar ön binamızdaki dersler daha sonra telafi edilmek üzere ertelenmiştir."

ÜAK, 'Ordu tabii ki darbe yapabilir' ve 'Türkiye'de üniversite olarak sadece kara, hava ve deniz harp okulu vardır.' diyen Celal Şengör'ü yeniden YÖK üyeliğine aday gösterdi. 21 kişilik YÖK Genel Kurulu'nda cumhurbaşkanı, Bakanlar Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul'un 7'şer üye kontenjanı bulunuyor



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF SON DAKIKA !!


Ana Sayfa » Arşiv » Basın Yayın Faaliyetleri » Basın Açıklamaları Arşivi » 2008 Yılı Basın Açıklamaları Arşivi


BASIN AÇIKLAMASI


TARIH   : 29 Şubat 2008

NO        : BA - 25 / 08



        Türk Silahlı Kuvvetleri, hava koşulları ve aydınlık durumu gibi etkenler dikkate alınarak en uygun zaman olarak seçilen 21 Şubat 2008 saat 19:00'dan itibaren, Irak'ın kuzeyinde PKK/KONGRA-GEL Terör örgütüne karşı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı birliklerinin katıldığı hava destekli bir sınır ötesi kara harekatı başlatmıştır.

         Harekatın hava şartları açısından elverişsiz bir mevsimde icra edilmesi, baskın sağlamak ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin her koşulda görev yapabilme yeteneklerinden faydalanmak için özellikle tercih edilmiştir. Ayrıca arazideki derin kar sayesinde, teröristlerin patlayıcı kullanma imkanları ellerinden alınmış ve patlayıcılardan kaynaklanan hiç bir zayiatımız olmamıştır.

        Harekatın maksadı, bölgedeki teröristleri etkisiz hale getirmek ve örgütün fiziksel altyapısını tahrip etmek olarak belirlenmiştir. Coğrafi olarak örgütün kalpgahı durumunda olan Zap bölgesi hedef alınmıştır.

        Harekâtın sevk ve idaresi 2'nci Ordu Komutanlığınca Şırnak'tan; icrası Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığınca Çukurca'dan yapılmıştır.

         Harekâtın hava desteği 2'nci Hava Kuvveti Komutanlığı tarafından, kara havacılık ve topçu desteği ise Kara Kuvvetleri Komutanlığının sınıra yakın üslerinden sağlanmıştır. Derinlikte belirlenen terörist mevzileri ve barınma yerleri hava kuvvetleri ve kara ateş destek vasıtaları ile ateş altına alınmıştır.

         Birliklerimiz sınır ötesi dağlık bir bölgede, derin kar ve şiddetli soğuklarda harekatı başarıyla uygulamışlardır. Görev alan birlikler tamamen komando eğitimli yaya ve uçarbirlikler olup, harekatta tank, zırhlı ve tekerlekli araçlar kullanılmamıştır.

         Bölgede hava sıcaklığı gündüzleri 0 ila 5 derece, geceleri 0 ila –15 derece arasında değişmiştir. Kar kalınlığı vadilerde 0-45 cm, yüksek kesimlerde ise 1-1,5 metre arasındadır. 25 ve 26 Şubat 2008 tarihlerinde bölgede yoğun sis ve tipi meydana gelmiştir.

        Sınır ötesi harekatta sadece PKK terör örgütü hedef alınmış; sivil halk ve yerel unsurlar harekattan olumsuz etkilenmemişlerdir.

         Kara Kuvvetleri, Jandarma ve Hava Kuvvetleri unsurları arasındaki mükemmel koordinasyon, müşterek harekata örnek oluşturacak düzeyde bir sınır ötesi harekat uygulanmasını mümkün kılmıştır.

        Harekat süresince bölgedeki 60 hedef grubuna (272 hedef) hava taarruzu icra edilmiş; ayrıca Kara Kuvvetleri ateş destek vasıtaları tarafından 517 adet muhtelif hedef ateş altına alınmıştır.

         Harekatın başından itibaren, manevra birlikleri ve uçaklar tarafından 126 mağara, 290 barınak ve sığınak, 12 komuta merkezi, 11 muhabere tesisi, 6 eğitim tesisi, 23 lojistik tesis, 18 ulaştırma tesisi, 40 hafif silah mevzii ve 59 uçaksavar mevzii kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir.

         Dün ele geçirilen 3 teröristle birlikte, sınır ötesi harekatta etkisiz hale getirilen terörist sayısı 240'a ulaşmıştır.

         Harekatta 24'ü asker ve 3'ü Geçici Köy Korucusu olmak üzere, 27 güvenlik görevlisi şehit olmuştur.

         Harekattan önce bölgede bulunduğu değerlendirilen yaklaşık 300 teröristin büyük çoğunluğu etkisiz hale getirilmiş; geri kalanların bir kısmı ise bölgeyi terk ettiklerinden temas kesilmiştir. Ayrıca, bölgedeki barınma olanakları, haberleşme imkanları, uçaksavar savunması ve yaşam malzemeleri büyük oranda tahrip edilmiştir. Böylece harekatın başlangıçtaki hedeflerine ulaştığı değerlendirilmiş; birliklerimiz arazi arama ve taramaları yaparak, 29 Şubat 2008 sabahı itibarıyla yurt içindeki üs bölgelerine dönmüşlerdir.

         Şüphesiz, bir bölgede icra edilen operasyonla terör örgütünün tamamen etkisiz hale getirilmesi söz konusu değildir. Ancak, Irak'ın kuzeyinin teröristler için emniyetli bir bölge olmadığı örgüte gösterilmiştir.

         İcra edilen harekatın, bölgenin teröristler tarafından kalıcı ve güvenli bir üs bölgesi olarak kullanılmasını önleyerek, uzun vadede Irak'ın istikrar ve iç barışına da katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

         Harekatın başlangıç ve bitiş zamanı tamamen askeri gerekçe ve ihtiyaçlara göre tarafımızdan belirlenmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bu kararına içeriden ya da dışarıdan her hangi bir etki söz konusu değildir. Kaldı ki, bu konuda bazı haberlerin çıktığı gün, harekata katılan birliklerin bir kısmı başlangıçtaki planlama gereği sınırlarımız içine çekilmiş durumdaydı.

         Irak'ın kuzeyi terör örgütünün faaliyetleri açısından bundan sonra da yakından izlenecek ve bu bölgeden Türkiye'ye tehdit yöneltilmesine müsaade edilmeyecektir. Terörle mücadele yurt içi ve yurt dışında kararlılıkla yürütülmeye devam edecektir.

         Hangi sebeple olursa olsun; terör örgütüne katılmış olanların, kan dökerek hiç bir sonuca ulaşamayacaklarını anlayarak, devletin şefkat ve adaletine sığınmaları beklenmektedir.

         Bölgeden alınacak ayrıntılı raporların değerlendirilmesi sonucu, kamuoyu en kısa zamanda ayrıca bilgilendirilecektir.

         Saygı ile duyurulur.



--
ALAYINA İSYAN, İNADINA GÖZ GÖZ


http://groups.google.com/group/for_you



MAİL ALIMIM YOK.
LÜTFEN ÖZELDEN YANITLAYINIZ.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Sanat Kudrettir

Sanat Kudrettir

Prof. Ahmet Atan

Sanat ve kudret birbirini tamamlayan ve tanımlayan iki kavram... Türkçe'de "sanat'ın" yerini dolduracak başka bir kavramı bulmak zor olduğu gibi, İngilizce 'deki power kelimesi de "kudret'in" tam karşılığını verecek kudrette olmayan bir kavram…

Sanat kudrettir…

Sanat bir kudretin dışavurum olgusu olması yanında, Bir iç dinamik olan kudret de, dışa sanat olarak yansır… Kudret sanat ilişkisinde, güçler üstü "güç"; eser üzerinde ve "eser" ile yansır. Kudretin, eni boyu, derinliği, ağırlığı, sınırı yoktur…

Kudretin göstergesi; "algılama ve algılanma boyutu ile" ortaya koyduğu sanat eseridir.

Sanat, Sanatçının sahip olduğu kudretin dışa vurumudur. Sanatçı sahip olduğu kudret ile eseri üzerinde her istediğini istediği biçimde yapmaya muktedirdir.

Sanat ve Kudret… Bu iki kavramın taşıdığı anlam, görüntüsünden daha güçlüdür, daha derindir….

Gerçekte kudret insan üstü bir güç'tür. Ve ancak kudret kavramı gerçek karşılığını Tanrı'da bulur. İnsan; Allah'ın yeryüzündeki temsilcisidir. Basit bir kuraldır ki; temsilci temsil ettiği gücün yetkilerine –üniversal olmasa da- sahiptir. O halde kudret kavramı kısmen karşılığını insanda da bulur.
Yazının devamı bağlantıdadır..

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Söylediği türküler nedeniyle gözaltına alındı

Söylediği türküler nedeniyle gözaltına alındı..
 
Sonunu ben diyeyim sonrada serbest bırakılmış.
Bunlara gelince susarız.
La havle...
   
Bir konseri sırasında ''terör örgütü propagandası yaptığı'' iddiasıyla hakkında yakalama kararı çıkartılan ve gözaltına alınan Ferhat Tunç serbest bıırakıldı.

Tunceli'de verdiği bir konser yüzünden Malatya Cumhuriyet Savcılığı'nca hakkında soruşturma başlatılan ve bu kapsamda yakalama emri çıkartılan Tunç, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yakalanan Ferhat Tunç ifade verdikten sonra serbest bırakıldı. 

Sabah saatlerinde Esenkent'teki evinden jandarma tarafından alınan Ferhat Tunç, sevk edildiği İstanbul Adliyesi'nde ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldı.

Adliyeden ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Tunç, iki yıl önce Tunceli'de katıldığı bir festivalde söylediği şarkı nedeniyle gözaltına alındığını söyledi. Söylediği şarkıda TKPML ve TİKKO örgütlerini övdüğü iddia edilen Tunç, "Sabahın altısında bir sanatçının hoyratça gözaltına alınması ancak Türkiye'de olur. Bu duruma düşmekten kimse hoşlanmaz. İki sene önce Tunceli'de düzenlenen bir festivalde söylediğim bir şarkıda TKPML ve TİKKO'yu övdüğüm iddia ediliyor. Bir karar verilsin TİKKO'cu muyum PKK'lı mıyım? Bir insan birkaç örgütten olamaz. Demokratik açılımlardan bahsediliyor. AK Parti'nin demokratik açılımı bu olsa gerek." ifadelerini kullandı.

Tunç'un avukatı Suat Eren de yargılama sürecinin usule uygun olmadığını öne sürdü.

Adliyeye getirilen Tunç, "İnanmayacaksınız ama söylediğim bir şarkı için gözaltına alındım. Söylediğim şarkı için jandarma beni evimden alıp buraya getirdi" dedi.

 

Haksözhaber.

 



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Darbeci sistemi eleştirmek de mi suç?

Darbeci sistemi eleştirmek de mi suç?
 
    
Mazlumder İstanbul Şubesi 27-29 Şubat tarihleri arasında Taksim Metrosu'nda "Siyasal Simgeler ve Yasal İmgeler" adlı bir sergi düzenledi.

 

 

 

 

 

Cumhuriyetin belirli dönemlerinde yasaklanan giysiler ve bu giysileri giyenlerin asıldığını anlatan figürlerin yer aldığı sergiyi kartel medyasının taşeronluğunu yapan Kanal D Ana Haber Bülteni'ne taşıdı. Mehmet Ali Brand'ın 28 Şubat sergisi olarak aktardığı haberde bu serginin amacının toplumu kışkırtmak olduğu, serginin böyle sıcak bir gündemde yapılmasının farklı yorumlanması gerektiğini ifade etti.

Akşam Gazetesinden Zana Yavuz ise  "Metroda Darbe" başlığıyla Mazlumder'in Taksim Metrosunda darbe sergisi açtığını ve bunun belediye eliyle yapılan provakasyon amaçlı bir girişim olduğunu belirtti.

Mazlumder'i 28 Şubat'ın yıldönümünde "darağaçlı, türbanlı, postallı, sloganlı" sergi açtı, militarizmi eleştirdi ve bu etkinlik İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kollandı diye eleştiri sunan darbe şakşakcısı ve düşünce yasakcısı Zana'nın Akşam Gazetesinde yaptığı haberin tamamını aşağıda iktibas ediyoruz:

Z. Çomaklı / Haksöz-Haber

Metroda darbe!

Adnan Hoca'ya yakınlığıyla bilinen vakfın metroda açtığı fosil sergisinin ardından, Mazlum Der de metroda darbe sergisi açtı.

Mazlum-Der İstanbul Şubesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin izniyle Taksim Metro İstasyonu'nda bulunan galeride ilginç bir sergi açtı. "Siyasal simgeler ve yasal imgeler" adlı sergide darağacı, üzerinde postal bulunan anayasa kitabı, türbanlı ve resim yapan eski darbeci kılığında giydirilen mankenler dikkat çekti. Sergi bazı vatandaşların tepkisiyle karşılaştı.

SAVAŞ BİRLEŞTİRİR

Sergi kapsamında düzenlenen panele katılan gazeteci yazar Nazlı Ilıcak askeri darbelerin ülkeleri böldüğünü ve milleti birbirine düşürdüğünü söyledi. Darbelerin savaşlardan daha tehlikeli olduğunu dile getiren Ilıcak, "Savaşta, millet tek yumruk haline gelir fakat darbelerde insanlar birbirlerine düşman olur" diye konuştu. Ilıcak, 28 Şubat sürecinin etkilerinin de Türkiye'de hâlâ devam ettiğini vurguladı.

BUNU YAPAMAZSINIZ

Serginin açılışında ilginç bir de olay yaşandı. Üzerine kamuflaj giydirilmiş tank maketi üzerinde, darbeleri eleştiren çeşitli yazılar yer aldı. Ertürk Görmez isimli bir vatandaş da "Böyle bir dönemde ordunun kumaşı üzerine gülen suratlar yapamazsınız" diye bağırdı. Mazlum-Der yetkilileri ise, gülen suratın üzerinde yazan '27 Mayıs öncesi süreç, açık oy kapalı tasnif' yazısını göstererek, amaçlarının anti-demokratik uygulamaları protesto etmek olduğunu dile getirdi.

CUMHURİYET SANCISI!

Serginin açılışında basın açıklaması yapan Mazlum-Der İstanbul Şubesi Başkanı Ayhan Küçük, "Ülkemizde sivil inisiyatifin devre dışı bırakıldığı müdahalelerden sonuncusu ve post-moderni olan 28 Şubat'ın yıldönümünde böyle bir etkinlikle karşınızdayız. Cumhuriyet süreci hep sancılı devam etti. Halen de millet ile devlet arasındaki gerilim giderilmiş değil. Burada gördüğünüz bazı kıyafetler belli dönemlerde yasaktı ve bunları giyenler asılmaya kadar giden cezalara çarptırıldı. Halkına doğrunun, yanlışın ne olduğunu anlatmaya kalkan ideolojik devlet ne kendini ne de halkını mutlu edebilir" dedi. Sergide, 'devlet' tarafından yasaklanan ve teşvik edilen kıyafetlere yer verildi.

Belediye eliyle provokasyon!- Mehveş Evin

Adı 'sergi' ama, sanatla alakası yok. Olsa olsa ortamı daha da gerip, bölünmeyi derinleştirmek için düzenlenen bir provokasyon bu! Mazlum-DER, 28 Şubat'ın yıldönümünde darağaçlı, türbanlı, postallı, sloganlı 'sergisi'yle görüşünü, dile getirmekte özgür. Ama bu şova, İstanbul Büyükşehir Belediyesi sahip çıkıp, Taksim Metro İstasyonu'nu tahsis ederse, işin rengi değişir.

Sergi değil, kışkırtma

Başörtüsünü çene altından bağlayan bir mankenin üzerine 'Henüz bu kıyafeti giydirmek için bir darbe gerçekleştirilmedi. Lakin her an olabilir!' yazısı iliştirilmiş.

Yine maketten yapılan darağacının altında, temsili Anayasa kitabının üzerine konmuş asker postalı! Darağacının kadrajında ise tesettürlü bir kadın manken...

Bakın, demokrasiyle bağdaşmayan yasaları, olayları elbette ki eleştireceğiz. Ama bunu 'sergi' adı altında, kamuya açık bir alanda yapmak, resmen kaosa 'gel gel' demektir... Madem sergiye meraklısınız, yasakları eleştiren sanatçıların eserlerini sergileyin. Gidin santralistanbul'a, 'Modern ve Ötesi' sergisinde Halil Altındere'nin, Kutluğ Ataman'ın, Nur Koçak'ın eserlerini inceleyin. Belki o zaman sergi nedir idrak edebilirsiniz.

Mesele 'tam da şehit verdiğimiz günlerde nasıl askeri küçük düşürürsünüz' de değildir. İnsanları böyle bir ortamda galeyana getirecek zemin yaratmaktır. Tıpkı, bildiri yayınlamak için özellikle 28 Şubat'ı seçerek, büyük bir hata yapan rektörler gibi. Üniversite kapısında türbanlı öğrencileri tartaklayan, 'sözde' Cumhuriyet kızları gibi.

Bu kadar mı susadınız insanları birbirine düşürmeye ve bölünmeye? Lütfen biraz sorumluluk ve hassasiyet gösterin. Yoksa hepimize çok yazık olacak



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF YETER ARTIK ! SOSYETE YEMEĞİNE "ALTIN" SERPİYOR !

YETER ARTIK !

Sosyete Yemeklere,

ALTIN Serpiyor !

image001109.jpg

 

Siz hiç yemeğine tuz ya da biber yerine altın serpen insan hayal edebiliyor musunuz? İşte altın tozlu yemeklerin en gözde müşterileri..

Yenilebilir altın tozlu çikolatalar Avrupa ve Amerika'dan sonra şimdi de Türkiye'de satışa sunuldu. İstes firması tarafından ithal edilen 24 ayar altınla kaplı çikolatalar büyük ilgi görüyor.Bugün gazetesinin haberine göre firmanın sahibi Bülent Kavaklı altın yemenin sağlık açısından bir sakıncası olmadığını söylüyor. Kavaklı, "İsviçre Sağlık Bakanlığı'ndan aldığımız sağlık belgesini isteyen müşterilere gösteriyoruz. Altın antioksidan özelliği ile toksinleri atmaya yardımcı oluyor. Japon bilim adamları da altının hücreleri yenilediğini söylüyor" dedi.

ÇORBANA TUZ GİBİ ALTIN SERP

Altın tozlu çikolataların fiyatı da altın gibi ağır. İkili kutuda 85, 8′li kutuda 249 YTL'ye satılan çikolataların ambalajı da altın olursa fiyat artıyor. Altın paralı ambalajda satılan ikili çikolatanın fiyatı 489, 8′linin ise 649 YTL. Firma Müdürü Bülent Kavaklı en fazla rağbet gören ürünlerinin altın lolipop olduğunu söylüyor.
Kalp şeklinde olan ve üzeri yenilebilir altınla kaplanmış olan lolipopun satış fiyatı ise 60 YTL. Üzerinde 24 ayar altın tozu bulunan çilek tadındaki bu lolipoptan 100 tane satın almak isteyen müşteriler ise 5 bin 750 YTL ödüyorlar. Kavaklı "Lüks tutkunları için bir de tuzluk, karabiberlik gibi sofralar için altın tozu ürettik. İsteyen yemeğine ekebiliyor" dedi.

BİR TOPLUM NEDEN ÇÖKER ?

image00242.jpg

ÇÖKÜŞ

Bu hissizlikle cemi'yyet yaşar derlerse pek yanlış

Bir ümmet göster, ölmüş ma'nevatiyyle sağ kalmış ?

                                                           M. Akif ERSOY

         Bir ülkenin çöküşü, halkının mankurtlaştırılması ve kaynaklarının sömürülmesi için üç faktör etkili olmaktadır.

1-     SEFALET

2-     CEHALET

3-     İHANET

SEFALET

         İnsanlık tarihinin her döneminde ve her medeniyette, maddi kazanım yönünden ;

a)                 Yoksullar

b)                Kendine yeterli olanlar (orta halli olanlar)

c)                Zenginler

d)                Çok zenginler

Olmuştur.

         Yoksulluğun birçok nedeni vardır. Ancak doğal olmayan, insanların kendi iradelerinin dışında haklarına tecavüz edilerek "Kul Hakkı" Yoksulluklarda bulunmaktadır.

         Bir ülkede hakça bölüşüm olmazsa, insana gerçek değeri verilmezse, emek taktir edilmezse orada "YOLSUZLUK" var demektir.

         Yolsuzluk; birilerinin, haksız kazanç elde ederek veya hırsızlık yaparak elde etmiş olduğu  gayri meşru kazanımdır.

         Yolsuzluk, Yoksulluğu getirir.

         Yoksul İnsan sıkıntılarından kurtulmak için her çareye baş vurur. Yoksul insanın " pazarlık yapma veya hakkını koparma, alma" gibi bir kuvveti yoktur. Böyle bir lüksü de olamaz. Kendine ne sunulursa kabul etmek mecburiyetindedir.

         Yoksulluk ta, Sömürüyü getirir.

         Her türlü sömürüye açık olan bir insanın, siyaset-spor- kültürel etkinlik gibi bir eylemde bulunması söz konusu olabilir mi? Bu insan yaşamak ve ailesine ekmek götürmek mecburiyetindedir. Zaten düşünme ve yorum yapma yetileri de sömürülmesinden dolayı zaafa uğratılmıştır. Bu insanlar düşünmese de olur, çünkü kendilerinin yerine düşünen "HARAMİZADE" ler var.

         Sömürü de, Sefaleti getirir.

         Sefalet, yoksulluğun en kötü derecesidir. Allah Milletime ve İnsanlığa sefalet yaşattırmasın. Sefalette para yok. Sağlık yok. Eğitim yok. Ahlak yok. Hak-hukuk yok. Milli değerler yok… Yokların varlığı ile yaşayanlar için hangi değer önemli olabilir? Bir atasözümüz var "Un bitti, Din gitti !" diye.

         Çok yoksul olan insanlar için ahlak çok önem arz etmediği gibi, Vatan mefhumu da önemli değildir.

         Sefalet te, Teslimiyeti getirir.

         Her insanın yaratılışta, doğal hakları vardır.( Yaşama, Korunma ve Çoğalma)

Bu haklar kısıtlanamaz, engellenemez.  

İnsanlar Allah'ın taktir ettiği bir süre içinde, yaşamak mecburiyetindedir.

"Can Azizdir" demiş Atalar. Aziz olan can, tehlikeye düştüğünde leş ve domuz eti yemeye bile izin veren bir Din'in mensubuyuz.

         Hz. Muhammed (S.A.V.) " Ya Rabbi, küfürden ve fakirlikten sana sığınırım" diye dua etmiştir.

         Millet olarak "Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin" diyerek dua etmemiz, imanımızın en büyük tehlikesi olan Fakirlikten korkumuzdur.

Üstad Necip Fazıl Kısakürek "Destan" şiirinde ;

"Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul,

  Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul,

           Kurt yapmaz bu taksimi kuzulara şah olsa"

Yanlış politikalar ile Milletimiz yokluğa ve yoksulluğa mahkum edilmiştir. Yabancı Finans kurumları ve onun yerli işbirlikçileri, Ülkemizi ve Milletimizi sömürmektedir. Devletimiz borç batağında. Yüz binlerce çalışan vatandaşımız Banka kredi kartı kuşatmasında. Her şey haciz altında… Peki kime borçlu İnsanım? Dolaylı yoldan YABANCILARA !

         Ayrılık ve hasret duygusunu Askerlik yapmaya gittiyse ve Yurt dışında eğlenmeye gittiğinde çeken, Acı duygusunu dişçisinde duyan, Açlığı perhiz yaptığında anlayan mutlu azınlığın… Yoksulların halinden anlaması mümkün mü ?

Elbette bu Azınlık, menfaatleri gereği AB' nin  savunuculuğunu, Medya da şövalyeliliğini yapacaktır.

         Aslında bu adil olmayan bölüşüm, bir sinsi planın ta kendisidir.

1-     "Aç tavuk ambar yıkar" atasözünde tavuk ambar yıkabiliyorsa, "Aç İnsan" ne yapar? Çevresine zarar verir. Kamu düzenini rahatsız eder.

2-     Yoksulluk içerisinde kıvranan insan için maneviyat artık önemlimi? Yoksul hayatından kurtulmak için kendisine misyonerler tarafından sunulacak her türlü İslam harici dini teklifleri kabul edecek zafiyette bulunur. Manevi değerlere karşı isyankar da olabilir…

3-     Yoksulluk içerisinde yaşamaya çalışan insan için Milli Değerler (Vatan-Devlet-Millet-Bayrak-Tarih-Dil) artık önemlimi? Milli şuurda bir zafiyet başlar, Milli meselelere karşı bir duyarsızlık olur.

4-     Aş ve İş tehlikesini her zaman yaşayan yoksulların ailesinde bir çözülme başlar. Çocukları sokakta ve uyuşturucu tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ahlaki değerler lekelenir.

5-     "Bir dürüme, bir oy veren" , sosyal olaylara duyarsız ve tepkisiz bir yığın yaratılmak istenmektedir.

6-     Yoksulluk yalnız Doğu ve Güney Doğu Anadolu da varmış gibi,AB sosyal proje adı altında, Kürt vatandaşlarımıza ayrıcalık ve bölücülük yaptırtmak için "Kürtçülüğü" insan hakları teraneleri ile desteklemektedir. Bu vatan için canını feda eden ve gözünü kırpmadan feda edecek olan binlerce yoksul Türk ailesi her ne hikmetse göz ardı ediliyor.

Yeryüzünde T.C. Devleti ve Vatanımız üzerinde hesabı olmayan bir Devlet  varsa, o da devlet olamamıştır. En büyük zenginlik kaynağımız İNSANIMIZ dır.    Ülkemizde de en büyük israf insan kaynaklarında olmaktadır.

         Manen ve madden insanımız teslimiyetini ilan etmeden bir an önce BİRLİK olmalı. YARDIMLAŞMALI ve MORALLENMELİ.

         İsmail Gaspıralı'nın  tembihatı gibi; "İş'te, Fikirde, Dil'de Birlik"

Allah (C.C.); Memleketimizi yönetenlere milli projeler üretmeyi, Varlıklı olanların çevresindeki Yoksulları görmesini ve israftan uzaklaşmasını, Vatanımızı ve Milletimizi her türlü kötülüklerden korumayı nasip etsin !                                                         

Yılmaz KARAHAN

 http://www.yenidenergenekon.com/24-yeter-artik-sosyete-yemegine-altin-serpiyor/


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF AT İZİ İT İZİ VE YÖK


Necati ÇAVDAR 14.05.2004

Serbest Gazeteci

 

AT İZİ İT İZİ VE YÖK -I

 

 

Hükümet, hemen her iktidarın,  her partinin ve sağcısı solcusu, eyyamcısı  hemen herkesimin memnun olmadığı YÖK ile ilgili bir değişikliğe gitti.

 At izi it izine karıştı.

O meşhur  kimi akademisyenlerin  cübbeleri ile  Meclis'e yürüdükleri gün.

Kendilerini polis durdurunca, Meclis Başkanı Arınç, Vakıflarla ilgili bir toplantıya katılmak için  arabası ile olanca hızı ile  TBMM Çankaya nizamiyesini geçe dursun   Haluk Koç ile  Yakup Kepenek  birer ikişer içeri aldılar.

Onlar da  soluğu doğruca CHP Grup Genel Kurul salonunda..

Olayı "Kimi öğretim üyeleri cüppelerini giydiler, Millet Meclisine geldiler. Değerli arkadaşlar, gelenlerin bir bölümü, üniversiteden, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden benim arkadaşlarım. Bu öğretim üyeleri...

Şimdi bu durumda olan öğretim üyesi sokağa çıkmamıştır, cübbesini giymiştir ve halkın iradesinin temsil edildiği Yüce Meclise gelmiştir.

.....Bu insanlar sokağa çıkmadılar, buraya geldiler; Cumhuriyet Halk Partisinin Grubu da bu Yüce Meclisin bir bölümüdür. " diye takdim eden 12 Eylül faşizminin mağduru, şimdi de 28 Şubat faşizmi uygulamalarının savunucusu Yakup Kepenek ( bildiğimiz kadarı ile  1983 yılı olsa gerek ) 12 Eylül cuntası döneminde 1402 sayılı sıkıyönetim yasasına takılarak ODTÜ'de bölüm başkanlığından uzaklaştırılıyor.

Ancak  daha sonra  bağımsız yargı  kararı ile geri  üniversitede iş buluyor. O nedenle olsa gerek kuyruk acısıyla  "Tasarının gerekçesinde, YÖK'le gelen 1981 rejimini beşinci üniversite reformu diye tanımlıyor. Değerli arkadaşlar, nasıl denir bilemem; ama, bu 1981 YÖK tasarısına üniversite reformu demenin, buna reform demenin hiçbir mantıksal bir tarafı yoktur, doğru tarafı yoktur. Bu, aynı terimden gidersek, reform değil, deformasyondur, biçim çöküntüsüdür, değiştirmedir ve yıkımdır" diyen CHP sözcüsü  Yakup Kepenek beyin  "Üniversite dünyasına 12 Eylül rejiminin giydirdiği o deli gömleği" olarak niteliyor ama YÖK değişikliğini  bu hükümet yapınca kıyamet koptu.

Kimi  cübbeleri ile  CHP gurubu kürsüsünde soluğu aldı, Kimi anıtkabirde kimileride ne kadar zinde kuvvet varsa oraları kaşıdı...

Neymiş efendim, YÖK'ün bu şekli ile  değişikliği söz konusu olursa  irticai bir durum olurmuş!

YÖK kanunu konuşulurken AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik "köklü bir değişiklik yapalım; siz, nasıl bir üniversite, Yükseköğretim Yasası istiyorsunuz; biz, evet, bilimsel, malî, idarî, özerk bir üniversite yasasından yanayız" diyor .

Kırşehirli CHP milletvekili HÜSEYİN BAYINDIR  oturduğu yerden "- İrticaî!.." diye ünlüyor..

Kanunu eleştirenlerin söylemleri de farklı değil.

Giydirilmiş şablon bir kere.

........

 YÖK yasası  çıkarsa  çiğneriz diyen  Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir bölge Planlama Bölümü  Öğretim üyesi akademisyen ise İşçi Partisi Bilim Kurulu üyesi.Yetmedi Teori dergisi yazı kurulu üyesi ve yazarı ..

.......

YÖK yasası  rekor mesai sarf edilerek çıktı.Ama  yankılar sürüyor.

Bilimsel aşırması, bilimsel baskı, ikna odaları ile meşhur Alemdaroğlu yasa "A'dan Z'ye yanlış.. Gerginlik olmaması için çekilsin" buyururken bir kısım akademisyen  cübbeleri ile  kabir ziyareti yapıyor..

Yunan'a  karşı kurulmuş ve Türkiye'nin  NATO şemsiyesi dışındaki tek ordusunun başındaki kişi "81 yıllık Türkiye Cumhuriyetini koruma ve kollama görevinden" dem vurarak "Fazilet  dersine ihtiyacımız yok" diye İzmir taraflarından ses veriyor.

Gerçekten  at izi it izine karıştı.

Yeni YÖK Kanunda bir  7 nci maddeye bağlı  olarak 2547 sayılı Kanuna "GEÇİCİ MADDE 50"  ekleniyor.

Buna göre yeni YÖK kanunu   yürürlüğe girdiği tarihte; Yükseköğretim Genel Kurulu ve Yükseköğretim Yürütme Kurulu Başkan ve üyelerinin görevleri sona eriyor. Görevi  sona eren bu kişiler,  Yükseköğretim Genel Kurulu ve Yükseköğretim Yürütme Kurulu Başkan ve üyeliğinde tamamlayamadıkları süreler içinde  yeni bir kadroya atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî haklarını almaya devam edecekler. Bunların atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî hakları toplamının net tutarının, önceki kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî hakları toplamının net tutarından az olması halinde, aradaki fark giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın tazminat olarak ödenecek.

Bu madde üzerinde bile  muhalefet  başta  milletvekili dokunulmazlığı olmak üzere ilgilisiz konularda konuştu. Fakat  bu memlekette  milyonlar işsiz beklerken eski Yök'çülerin  iş yapmadan milletin sırtına LÖKlenmesine  karşı çıkmadılar bile...

Belki hükümet, bu kesime  rüşvet kabilinden  işte paranız daha ne istiyorsunuz ki diye bilmek için  milletin kesesinden nemalanmalarına imkan verdi.

Böylece bu milletin  kesesinden   iş yapmayanlara para verilecek.

Ama kimileri oralı olmuyor.

İşte bu benim gücüme gidiyor.

.......

Belki  sosyal bilimciler  bir tahlil yaparlar.

Hangi kelime ne kadar  kullanılmış diye A4 ölçüsü ile YÖK yasası  görüşmeleri tutanağını inceledim.

İşte sayabildiğim kadarı ile tekrarlanan kelime sayıları: İmam- Hatip  180, YÖK 140, karşı 223, din 95, laik ve laiklik 87, demokrasi 68, Atatürk 54, devrim 57, karşı devrim10, Türkiye Cumhuriyeti 29, insan hakları 30, dinleyiniz- dinle 66, dinleme köklü   diğer kelimeler10, iyi niyet 6, zihniyet 6, gerilim 5, kaos 3, yıkım 2, dayatma 17, rövanş 8, istismar 17, dinleyiniz 2, dinleyin 12, hitap edin 3, milliyetçilik 8, 28 Şubat 2, düşman-düşmanlık 7, sus 9, hoca 29, profesör 36, anla 19, anlamak 9, Ömer Dinçer 7 kez tekrar edilerek hiç olmayan ve gerekmeyen yerlerde ilgisiz kelimelere başvurulmuş.

Yani at izi it izine iyice karışmış.

 

 

AT İZİ İT İZİ VE YÖK -II

 

İçeride böyle dışarıda farklı mı?  Önceki akşam Seçkin Işıldı ile Bakanlıklarda Hacı Ali Özhan'la karşılaşıyoruz. Özhan, cadde   ortasında "ben ateist, komünist ve de hem de Atatürkçüyüm" diye haykırarak önde gelen YÖKçüleri Atatürkçü olmamakla itham ediyor, samimiyetsiz buluyor. Ve  Hacı Ali Özhan soruyor,"dinciler, İslamcılar, bu konuda ne diyor?" diye. Birilerinin "dinci, İslamcı " dedikleri gazetenin yazarına  söylüyoruz "öyle bir şablon yok. Her tayfta ve renkte Müslüman var. Herkesin ihtiyacı kendine göre diyoruz " Kim anlıyor? Dinlemiyor bile... Ben üç kelimede meramımı ortaya koydum. Hadi sen de üç kelimeyle kendi düşünceni ortaya koy diyor. Halkın durumunu da Devekuşu fıkrası ile izah etmeye kalkıştığımızda ise fıkranın sonucunda ortaya çıkan manzarayı kendi üzerine alınıyor...

Birilerinin elinde şablon. Kendi kafasındakini diğerine uydurmaya çalışıyor.

Tıpkı Özhan gibilerin  hem ateist hem komünistim hem de Atatürkçüyüm dediği gibi.

Hacı Ali Bey adama sormazlar mı? Bu iş nasıl oluyor diye. Bizim bildiğimiz kominizmle Atatürkcülük hiç yan yana gelemedi. Belli bir mesafede bile duramadı. Ve birbirine hiç tahammül edemez. Ama gel gör ki bizim ülkemizde Hocanın hesabı Ay'ı kırpıp kırpıp yıldız yapması gibi, eski kominist, sosyalist, İpci, Maocu, İTci bilimum son kullanma tarihleri geçmiş, soyu tükenmiş ideolojilerin savunucularının hepsi artık günümüzün tek geçer akçesi olan Atatürkcülüğün maskesi arkasına sığındılar. Eski solcular artık günümüzde liberal ya da salon sosyalisti oldular. Yaptıkları tek şey halktan uzak özel mekanlarda bir zamanlar geçmişte kıyasıya eleştirdikleri kapitalist değerlere sahip bir halde, en pahalı içkileri yudumlayarak, ne olacak bu memleketin hali diyerek, aslında kendi hallerine yanmak. Kendi içler acısı hallerini bile eleştirmeye cesaretleri yok bu gibilerinin. Onu bile halkın değerlerine saldırarak gizlemeye çalışıyorlar. İrtica gelirmiş... Pöh, İrtica, mirtica hikaye, dertleri dinle ile bile değil, dert bu ülke insanının kendine din edindiği din iledir. Öyle olmasaydı her türlü iletişim organı ile propagandası yapılan sair din ve inanışlar bu ülkede bu kadar rahat at oynatabilir miydi? Birilerini takiyyecilikle suçlayanlar kendilerinin iki yüzlü davranışlarını izaha gerek bile duymuyorlar. Niye duysunlar ki? O cesaret yok çünkü...

Siz kalkın baskı ile insanları farklı davranmaya zorlayın, sonra da "niyet sorgulayıcı" makamında "hayır asıl amacı bu değil şu" diyerek, suçlamaya kalkışın.

At izinin, it izine karıştığı yerde herkesin kafası karışık... Çelişki çelişki içinde çık çıkabilirsen bu işin içinden. Muhalefet olarak sen hem parti programında YÖK'ü kaldırarak daha sağlıklı bir sistemden dem vuracaksın, hem de iktidar olamayınca senin programına benzer bir biçimde, mevcut iktidar adaletsizliği gidermek için bir çaba içine girince de ortalığı ayağa kaldıracaksın. 2B olayında olduğu gibi... Gerçi yeni YÖK yasasıyla  adaletsizliğin giderileceği de meçhul ama o da ayrı mesele. Anayasa Mahkemesinin hüküm koyma yetkisi elinden alınmadıkça Başörtüsünde olduğu gibi gene olan İHL'lilere olacak...


--
NECATİ  ÇAVDAR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Cami hutbeleri, kaçak elektrik kullanımını azalttı

Cami hutbeleri, kaçak elektrik kullanımını azalttı

 
VEDAŞ Müessese Bölge Müdürü Yavuz, din adamlarının kaçak elektrikle ilgili verdiği hutbelerin, 2007 yılındaki kaçak elektrik kullanımının azalmasında önemli bir etkisi olduğunu söyledi.

            
 Vangölü Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi (VEDAŞ) Müessese Bölge Müdürü Muammer Yavuz, din adamlarının kaçak elektrikle ilgili verdiği hutbelerin, 2007 yılındaki kaçak elektrik kullanımının azalmasında önemli bir etkisi olduğunu söyledi.

AA muhabirine açıklama yapan VEDAŞ Bölge Müdürü Muammer Yavuz, bölgelerinde elektrikte 2006 yılında kayıp kaçak oranımız yüzde 70 olduğunu, bu oranın 2007 yılında yüzde 54'e düştüğünü belirtti.

Van, Hakkari, Ağrı ve Muş illerinde kaçak elektrikle mücadelede ekiplerinin yoğun bir şekilde çalıştığını anlatan Yavuz, bu çalışmaların yanı sıra ilçe ve köylerde din adamlarından da destek istediklerini kaydetti.

Yavuz, kaçak elektrik kullanımıyla ilgili imamların camide hutbe verdiğini belirterek, ''Din adamlarının kaçak elektrikle ilgili verdiği hutbelerin, 2007 yılındaki kaçak elektrik kullanımının azalmasında önemli bir etkisi oldu'' dedi.

İlçe ve köylerde kaymakam ile muhtarlarla da toplantı yaptıklarını, okullarda öğrencilere yönelik çalışmalarda bulunduklarını ifade eden Yavuz, bu çalışmalarla elektrikteki kayıp ve kaçak oranının, daha alt seviyelere düşeceğini umut ettiklerini anlattı.

Kaçak elektrikle mücadele ekiplerinin, haftada 3 gün denetim yaptığını anlatan Yavuz, şunları kaydetti:

''Özellikle son 2 ayda, Marmara ve Karadeniz bölgesinden kayıp ve kaçağın önlenmesi amacıyla uzman teknisyenler getirttik. Bu ekipler mahalle, ilçe ve köylerde denetim yapmaktadır. Ekipler çalışmalarını, kaçak elektrik kullanımının yoğun olduğu bölgelerde sürdürüyor.''

Yavuz, 2006 yılında kaçak elektrikle mücadelenin özel bir şirket tarafından yürütüldüğünü ancak istenilen başarının elde edilemediğini söyledi.

Bu özel şirketin 2006 ve 2007 yılında kent merkezi ve köylerde yaptığı çalışmalarda sadece 282 abonenin kaçak elektrik kullandığını tespit ettiğini ifade eden Yavuz, şöyle devam etti:

''Kaçak elektrik denetiminin özel sektörden alınmasının ardından bize bağlı ekiplerimiz, 2007 yılının sadece son 3 ayında, 1600 abonenin kaçak elektrik kullandığını tespit etti. 2008 yılının ilk 2 ayında ise 2 bin abonenin kaçak kullandığı tespit edildi.''


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Yastık atlayamayan

http://necaticavdar.blogcu.com/
http://www.blogmilliyet.com/Blog.aspx?BlogNo=77109
--
NECATİ  ÇAVDAR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ABD IRAK’DA BAŞINA ÇUVALI GEÇİRDİ


Necati çavdar- 04.05.2004

 

ABD IRAK'DA BAŞINA  ÇUVALI GEÇİRDİ

 

Savaşlar olur.

İnsanlar haklı bulabilir.Savaşanlar; ölürler öldürürler.Haklı mazur görülebilir.Savaşlarında bir hukuku olur..Bir ahlaki yönü bulunur..

Ama işgal öyle değildir.

Hele hele insanlara"özgürlük, hürriyet , demokrasi  getireceğim" diye girdiğiniz yeri kan gölü haline getirmek, getirenlere de hayretmez.

Etmiş olsa idi, 60 yıldır  her gün  Batı, özellikle ABD desteğinde İsrail;  Filistin'de her türlü cinayeti işliyor. İşliyor da ne yapıyor.kurulduğu günden beri  bir gün olsun güven içinde olmadı, olamadı.ABD'lilerde dünyanın her yerinde güvenlik sendromuna girdiler.Zira en büyük komutanları bile en güvendikleri ülkelerde bile korumasız yatamıyor, onlarla  tek kişilik yataklı odalarda koyun koyuna yatıyor...Bu bir millet, devlet ve yöneticiler, hele hele dünyayı idare ediyoruz edasında dolaşanlar için   cinnet olsa gerektir..

Kimileri  tacı- tahtı için ya da siyasal, ekonomik  çıkarları için Filistin'deki , Irak'daki , Çeçenistan'da ki haksız işgali görmezlikten gelebilir, kafasını kuma sokabilir.

Ancak bunu maşeri vicdan denilen insanoğlunun toplu vicdanı kabul etmez.

Hitler zulmünü, kominizim baskılarını kabul etmediği gibi.

ABD, tıpkı İsrail'in yaptığı gibi kendisine itiraz edenleri toptan  terörist ilan etti. Kimileri ABD'nin bu yaklaşımını  meşru gördü.Kimileri ABD kucağında, esaret altında   fetvalar uydurdu. Kendileri rahat içinde ve kendi  huzurları için, esas teröristlerin kuyruğunda  ülkesini savunmaları "terörist" ilan ediyorlar.

Bilindiği gibi çağın en son teknolojisi ile üretilen silahlarla başlarına ateş yağdırılmasına , ambargolar ve ablukalarla aç açıkta bırakılmasana rağmen Irak halkı, özelde Felluce direnişçileri dayandı.ABD geri adım attı.

Felluce'yi cehenneme  çevirenlere rağmen  direnenlerle ilgili  Hürriyet gazetesinde (4.5.2004) Sebati Karakurt imzalı  "Felluce direnişçileri: Atatürk gibi yapıyoruz"diye manşet haber  var.

Haber şöyle devam ediyor.

"Direnişçiler, kendilerine terörist denmesine karşı çıkıyor ve bunun bir bağımsızlık mücadelesi olduğunu söylüyorlar. İçlerinden biri, 'Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi' diyor.

Hürriyet muhabiri Sebati Karakurt, ABD askerlerine ölümüne direnerek Felluce'ye sokmayan direnişçilerle konuştu. Aralarında mimar, mühendis, subay ve tıp öğrencisi olan direnişçiler, bağımsızlık mücadelesi verdiklerini söyleyip, 'Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk'ün yaptığı gibi' diyorlar."

Haksızlar mı?

Irak'daki ,Filistin'deki direnişin Çanakkale'den, Sakarya'dan farkı ne?....

Aklını ABD ve İsrail peyniri ile yememiş  vicdan sahipleri için  hiçbir farkı yok..

Vicdan sahipleri biliyordu da,  aklını ABD ve İsrail peynirine takanlar, karşısında sustukları, selam durdukları işgallerin ne menem iş olduğunu her halde Irak'taki mazlumlara işgalcilerin yaptığı muamele ile anlamış olmalılar.

İşgale uğramanın  ne demek olduğunu da..

ABD; alçakça yalanlarla işgal ettiği  Irak'da  yapılanların bir kısmı basın kanalıyla  herkesin malumu idi.Ancak   kadın, erkek demeden esir aldığı insanlara tecavüz edip öldüren ABD ve müttefiklerinin askerlerinin  bir çok  iğrençliklerini  medya kuruluşları yayınlayamıyor.Zira kimi edebinden kimi  psikolojik  sebeplerle ..Bu resimleri  görenler  en azından uykularını kaçırıyor.Biz  size  bu resimlerin yayınlandığı http://www.albasrah.net/images/iraqi-pow/iraqi-pow   adresini  veriyoruz.

Ve dünyaya yansıyan, vicdan sahiplerinin uykusunu kaçıran bu  görüntülerle ABD aslında başına çuvalı geçirmiş oldu.

Çünkü maşeri vicdanın topu tankı yoktur.Ama öyle güçlü bir silahtır ki maşeri vicdanın lanetlediğini kimse kurtaramaz..

İster tahtı, tacı, ister siyasal ve ekonomik çıkarları için olsun isterse  kafalarını ABD-İsrail eksenine kiralamış olsunlar hiç ama hiç kimse  yayınlanan

 fotoğraflar karşısında ortaklarını aklayamazlar.

Bu rezillik ve utanç, sadece ABD-İsrail yönetimlerinin değil onların sessiz ortakları dilsiz şeytanlarında malıdır. Ve bu rezilliği suratlarından kimse silemez..

Olup bitenlere  kimi sebeplerle suskun kalanlar!

Hiçbir şey yapmıyorsanız buğz etme melekenizi de mi kaybettiniz?...

Hiçbir şey yapmıyorsanız buğz edin nelerin değiştiğine kendinizde şaşıracaksınız..

Hz. İbrahim'i Nemrut, ateşe atarak cezalandıracaktır. Dağlar gibi odunlar yığılır ve ateşe verilir. O sırada gagasında dal parçasıyla küçücük bir kuş belirir.

Hz. İbrahim, "Ey kuş! Bu küçük vücudun ve ağzındaki dal parçasının bu korkunç alevler karşısında ne hükmü olur ki?"diye sorduğunda  kuş, doğrudur ağzımdaki dal parçasının bu alevlere bir ilave katkı sağlamaz ama " düşmanlığımız belli olsun"der

Bir müddet sonra ağzında bir damla su ile  başka bir kuş gelir. Hz. İbrahim, kuşa ''Bu cehennemi alevlere karşı ne yapabilirsin ki" diye sorduğunda, ağzında bir damla su ile  ateşi söndürmek üzere gelen kuş,"Haklısınız. Bir damla suyun bu korkunç alevlerin sönmesine bir yararı olmaz. Ama dostluğumuz belli olsun ''der..

İş olacağına varacak. Ama  dünyanın en donanımlı sürülerine karşı bizim etkimiz ne ki demeyin, bizim de dostluğumuz belli olsun..

Zira  hiçbir şeye aldırmadan zulmünü sürdüren ABD, şu rezil fotoğraflardaki eylemlerle bölgede ve dünyada kendi başına çuvalı geçirmiş oldu.

Önce düzeni bozdu, zalimden daha zalim düzen getirdi..

Şimdide ahlakı bozuyor.Kainat her şeye dayanırda ahlaksızlığa asla.

Çünkü  tarih göstermiştir ki ahlaksızlık baş gösterdiğinde, kainat kendi kuralı ile devreye giriyor...

Çuval geçirenlerine başına çuvalı geçiriyor..

 

.

 

 

 

 

 

 



 

 


--
NECATİ  ÇAVDAR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF HABER BÜLTENİ - 21

                

29 Şubat 2008 Pazartesi / Sayı: 21

 


 

 

 
DOSYA MİLLİ EĞİTİME GÖNDERİLDİ

 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hakkında görevsizlik kararı verdi..

 Tamamını Oku

 

SERİ KATİLE ERGENEKON SORGUSU
 
Doç. Dr. Hablemitoğlu cinayetini üstlenen seri katil Durmuş Anuçinin savcı tarafından Ergenekon soruşturması kapsamında da sorgulandığı ortaya çıktır.

 Tamamını Oku

 
HEDEFE ULAŞINCA ASKER DÖNER

 
Başbakan Erdoğan'ın ABD Savunma Bakanı Gates ile yaptığı görüşmede, terör örgütüne yönelik olarak sürdürülen sınır ötesi harekat gündeme geldi. Erdoğan;"Harekat hedefe ulaşınca Askerimiz Döner"dedi.

 Tamamını Oku

ERDOĞAN BAYKALA DAVA AÇTI
 
Erdoğan, Grup Toplantısındaki konuşmasında, "kişilik haklarına saldırıda bulunduğu" iddiasıyla CHP Genel Başkanı Deniz Baykal aleyhine 40 bin YTL'lik manevi tazminat davası açtı.

Tamamını Oku

   

İSRAİL KARA HAREKATI YAPACAK
 
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Gazze'de durumun daha da sertleşeceği ve bir kara harekatının pek de uzak olmadığını söyledi

 Tamamını Oku

 
GAZZE'YE FÜZE SALDIRISI

 
Gazze kentinde, Şifa hastanesi yakınlarında seyir halinde olan bir kamyonetin İsrail füzeleriyle vurulması sonucu, araçta bulunan 2 Filistinli Şehid Edildi.

 Tamamını Oku

 
 
10 SORUDA KIDEM TAZMİNATIİ
 
Sosyal güvenlik reformunun dönüm noktası olarak gösterilen "kıdem tazminatı"na neşter vuruluyor.

 Tamamını Oku

 
PARA DEĞİŞİYOR 200 TL GELİYOR
 
Paradan altı sıfır atarak üç yıl önce piyasaya sürülen YTL yıl sonunda tedavülden kalkıyor. 1 Ocak 2009'dan itibaren kâğıt parada 'Y' ibaresi olmayacak..

 Tamamını Oku

 
 
BAŞBAKAN'A HAREKET İÇEREN KAPAK
 
Başbakan Erdoğanın Aleyhine Yaptığı karikatürlerden Dolayı Başbakan tarafından Dava açılan leman dergisi,bu Sayısında konu ile ilgili Tepkisini edebi kuralları aşarak Karikatütüze etti.işte o Kapak....

 Tamamını Oku

 
KIZAMIK VİRÜSÜNE SON
 
 
Sağlık Bakanlığı, tedavisi mümkün olmayan kalıcı hastalıklara yol açan kızamık virüsünün 2010 yılına kadar yok edilmesini hedefliyor..
 

Tamamını Oku

   
ÖSS'YE BAŞVURULAR BAŞLIYORİ
 
Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS) ile meslek yüksekokullarına sınavsız geçiş için başvurular, 3 Mart Pazartesi günü başlıyor.

Tamamını Oku

   
LİSTEDE CİMBOM DA VAR
 
Futbol endüstrisinin saygın kurumu Sport Markt'ın yaptığı son araştırmaya göre Avrupa'nın en popüler 20 kulübü arasında Türk takımı olarak G.Saray da yerini aldı. İşte liste:
 

Tamamını Oku

   
SİTE YAPMAK ARTIK DAHA KOLAY
 
Google, Web sitesi oluşturma işlemini, bir elektronik belge düzenlemek kadar kolaylaştıran Google Sites uygulamasını tanıttı..
 

Tamamını Oku

   

 

 

 

Hüseyin Altınalan

Buruk Bir Sevinç

________________

Veli Tolu

Göm Gök Gâvurlara Yemyeşil Bir Kıyak

________________

Nevzat Laleli

11.Ayağa çelme, iyiliklere firen

________________

Serdar Akca

28 Şubat Öldü Yaşasın Bizim Şubat

________________

Adem Kahriman

Ortak Dilde Buluşmanın Önemi

________________

M.Ali Öztürk

Bir Hatıram ve Masonluk

________________

Hale Yılmaz

Sirke ve Faydalari

________________

Muhammed Özyiğit

Kapitalist İktisat Teorisi Üzerine - 6

 

 
 
 
*Bu mail size üyesi olduğunuz grubunuzdan yada haberdem mail grubundan gelmiş olabilir.

*Haberdem grubu üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
haberdem-unsubscribe@googlegroups.com
 
HABERDEM .COM - 2008
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ilginc ve yararli programlara devam


Dizi TV Programı
Dizi Tv Programı ile kaçırdığınız ve izleyemediğin dizileri izlemek artık çok kolay. En son dizileri ve en eski bölümlerine kadar Dizi Tv ile izleyebilirsiniz.
http://rapidshare.com/files/95839552/Dizi_Tv.rar


TVUPlayer
TVU Player ile en kaliteli ve ünlü uydu kanallarını televizyon kartınız olmadan izleyebilirsiniz.Üstelik TVU Player tamamen ücretsiz bir programdır. Program pek izlemeyeceğiniz yüzlerce kanal yerine sadece en bilinen ve en çok izlenen kanalları size sunuyor
http://rapidshare.com/files/95846494/TVUPlayer.rar


Speedbit Video Accelerator
Ücretsiz yazılım Speedbit Video Accelerator, YouTube videolarının daha çabuk yüklenmesini sağlıyor. Yazılım, YouTube videolarının takılmasına neden olan ve yavaş bağlantı hızlarından kaynaklanan Buffer sorunun çözüyor.
http://rapidshare.com/files/95846492/Speedbit_Video_Accelerator.rar


Automatic Wallpaper Changer
İstediğiniz sayıdaki duvar kağıdını belirliyorsunuz. Ne kadar sürede değiştirilmesi gerektiğini belirtiyorsunuz ve AWC sizin için masaüstü duvarkağıtlarınızı sürekli değiştiriyor. Masaüstünde bir resim albümü slayt şovu görmek isteyenlerin oldukça hoşuna gidecek bir yazılım. JPEG, GIF, BMP, PNG, TGA ve PCX gibi formatları destekleyen yazılım ücretsizdir.
http://rapidshare.com/files/95839550/Automatic_Wallpaper_Changer.rar


RadioTracker Premium
internet üzerinden radyo yayını yakalama programıdır. İçeriğinde bir çok araç bulunan ve tam hakim olarak istediğiniz radyo programını size kesintisiz ve hızlı bir biçimde sunar.Dinlediğiniz radyodaki müziği MP3 olarak, şarkının adıyla birlikte, kaydetme özelliği mevcut.Siz saatlerce radyo dinledikten sonra elinizde dinlediğiniz her şarkının mp3 ü olacak
http://rapidshare.com/files/95845220/RadioTracker_Premium.rar

 
BB FlashBack
BB FlashBack bir hareketli görüntü kaydetme programıdır.Programı ile ekranınızdaki bütün hareketli görüntüleri, yani yaptığınız işlemleri sesli olarak kayıt edebilirsiniz.
En büyük özelliği ve kullanıcısını cezbeden yanı ise hareketli görüntülerini Flash animasyon (.swf), otomatik açılan flash animasyonu (.exe), Power Point Slaytı (.ppt), Video (.AVI ve .WMV) olarak kaydedebilmesidir
http://rapidshare.com/files/95839551/BB_FlashBack.rar


Nexus Radio
Nexus Radio ücretsiz tam donanımlı bir radyo oynatıcısıdır. Bu yazılım ile kullanıcılar en sevdikleri radyo programını kaydedebilir, ya da herhangi bir taşına bilir medya oynatıcısına aktarabilir. 6000 üzerindeki radyo istasyonu ve ayrıca 1000 üzerindeki diğer istasyon desteği ile Nexus Radio yeni nesil radyo dinleme anlayışını kullanıcıya yaşatıyor.
http://rapidshare.com/files/95845219/Nexus_Radio.rar


Allok Video to MP4 Converter
Video dönüştürücü, MP4 formatında bütün popüler video/film biçimlerini dönüştürerek, bu konularda kullanıcılara son derece yardımcı olan güçlü ve hazır bir video dönüştürücüsüdür.
http://rapidshare.com/files/95838335/Allok_Video_to_MP4_Converter.rar


Mayoko v1.1 (Rapidshare Dosya Arama Motoru)
Rapidshare'de aradığınız dosyayı bulmanıza yardımcı olan güzel bir program. İndirmek istediğiniz programa, filme, müzik parçasına kolayca ulaşabileceksiniz.Dosyanın sadece rapidshare linkini vermez, linki içeren internet sayfasını da ziyaret etmenizi sağlar. Register işleminden önce program doğru sonuçlar göstermediğinden mutlaka full hale getirip öyle kullanmanız gerekiyor.
http://rapidshare.com/files/95840603/Mayoko_Rapidshare_Search.rar


Download Accelerator Plus
Download hızınızı %400'e varan oranlarda hızlandıran bir download yöneticisi. Dial-up ya da yüksek hızlı internet bağlantılarında en iyi performansı veren bu programla hattan düşme, bilgisayarın kapanması, elektrik kesintisi gibi durumlarda endişe etmenize gerek yok. Kaldığınız yerden (sunucu destekliyorsa) yüklemeye devam edebilirsiniz.
http://rapidshare.com/files/95840414/Download_Accelerator_Plus.rar

 

NOD32 Antivirus v3.0 Full + Türkçe Yama
ESET NOD32 Antivirus,pazardaki en iyi proaktif korumayı sunar. Virüs imzaları henüz güncellenmeden yeni çıkan virüsleri durdurabilen gelişmiş teknolojileri kullanarak sıfır gün (0 day) saldırıları olarak bilinen tehditleri %70'e kadar önler.
http://rapidshare.com/files/95857940/NOD32_Antivirus_v3.0_FINAL.rar
Aynı programın 2.7 Full Türkçe versiyonu için   http://rapidshare.com/files/95859086/NOD_32_2.7_TURKCE.rar

 

Folder Lock
Folder Lock şifre korumalı dosyalar yapabilen, dosyaları iyice gizlemenize yarayan, istediğiniz sayıda klasörü şifreleyebilen, ister sürücüleri, dosyaları, resimleri veya herhangi bir doküman şifreleyebilen hızlı bir dosya güvenlik yazılımı.
http://rapidshare.com/files/95851737/Folder_Lock.rar

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF (ATAK) Iran'da kadin olmanin cezasi



sema <> wrote:

İran'ın Küçük Schumi'si Neden Cezalandırıldı?
kucuk.jpg
 

İran'ın tek, dünyanın sayılı kadın pilotlarından Laleh Seddigh, uluslararası şampiyonluğa doğru adım atarken, İran Yarış Federasyonu'ndan 1 yıl ceza aldı. Ona göre bu, İran'da kadın olmanın cezası.

Laleh Seddigh, 31 yaşında... İran'ın tek kadın şampiyon yarış pilotu... Dünyadaki emsallerinin aksine erkeklerle aynı pistte yarışan tek kadın... Ulusal Peugeot Yarış Şampiyonu olan Seddigh, bugüne kadar 28 ralliye katılmış, 1600 GT kategorisi şampiyonu olmuş, 5 kez birincilik kazanmış, 7 podyum ve uluslararası yarışma hakkını elde etmiş. En son katıldığı yarışta (Free Class-all men) bozulan aracının motorunu değiştirdiği gerekçesiyle İran Yarış Federasyonu tarafından bir yıl pistlerden men edildi. Bu ceza uluslararası basında büyük yankı uyandırırken, Seddigh, Federasyon'un uluslararası yarışlara katılmaması için bu cezayı verdiğini öne sürdü.
Ülkesinde farklı lakaplarla tanınan Seddigh'in hayranları ona 'Küçük Schumacher' lakabını takmış. Başarısı sıradan bir başarı değil, İran kadını için özgürlük sembolü aynı zamanda. Küçük yaşta babasının arabasını ödünç alarak kendi kendine araba kullanmayı öğrenen Seddigh, 22 yaşında ilk yarışına kalıp şampiyon olmuş ve o günden bu yana direksiyonu hiç bırakmamış. Aldığı son ceza yüzünden pistlerden kopmak zorunda kalmış ama kararlı: "Adımı temize çıkaracağım ve kaldığım yerden devam edeceğim!"

İran'ın sınır tanımayan güzel pilotu Laleh Seddigh NTVMSNBC'ye konuştu.

Pilot olmaya nasıl karar verdiniz?

Araba kullanmayı çok seviyorum... Gençken hobi olarak yapıyordum bu işi, 22 yaşıma geldiğimde yarışlara katılmaya karar verdim. İlk yarışta şampiyon olunca profesyonel olmayı seçtim. Pek çok şampiyonluk elde ettim.




Aileniz bu hevesinize nasıl bakıyordu?
Modern bir aileden geliyorum. Beni her zaman desteklediler. Babam, "Önemli olan senin mutluluğun" der hep. İnandığım işi yapmamı istedi ve beni motive etti. Yarış tutkum devam ederken, Tahran Üniversitesi'nde endüstriyel yöneticilik de okuyordum. Ardından iç mimarlık bölümünü bitirdim. Ben yarışçı olmayı seçtim ama eğer olmasaydım, iç mimarlığa devam ederdim.

iran'da kadın olmak bu kadar zorken, erkekler arenasında yarışmak çok daha zor olsa gerek...
Kesinlikle. Dünyada kadın yarışçı olmak zor, İran'da daha da zor. Çünkü İran'ın politikası ve gelenekleri farklı. Erkek egemen düşünce yapısı olan ve kadın haklarının ihlal edildiği bir ülke İran. Başarılı bir yarışçı olmama ve birçok yarışı kazanmama rağmen desteklenmek şöyledursun, engellendim.

Cezayı nasıl aldınız? Arabanızın motorunu değiştirdiğiniz yönündeki iddialar doğru mu?
En son 'Free Class' yarışına katıldım, arabamın motoru bozuldu. Ben de eski yarış arabamı kullanmak zorunda kaldım ve bu değişikliği Federasyon'a bildirdim. Onların iddia ettiği gibi aracımın motoru da değiştirilmedi. Yarıştan sonra üç görevli garajıma geldi, Federesyon'dan olduklarını iddia ettiler ve arabamı kontrol edeceklerini söylediler. Sonunda da farklı bir araba kullandığımı ve motorun aynı olmadığını öne sürdüler. Bu incelemenin üzerine Federasyon bana 1 yıl ceza verdi. Fakat ellerinde resmi bir kanıt yok. Bana da herhangi bir belge ulaşmadı. Bence bunun anlamı şu: Benim ülkemde erkekler bir kadınla yarışmayı içlerine sindiremediler! Geleneklerine uymadığını düşündüler! Uluslararası Federasyon kanunlara göre yaptıkları düpedüz hile.




İran televizyon kanallarının zaferlerinizi yayınlamama nedeni de bu mu?
(Gülüyor). Ben bu soruya yanıt veremeyeceğim! Tek söyleyebileceğim her zafer gösterilmeyi hak ediyor.

Kadın olduğunuz için yani...
Evet ama gelecekte daha iyi olacak her şey, buna inanıyorum. İran'da böyle bir görüntüyü yayınlamak kadınların ve kadınlığın reklamı olarak algılanıyor.

Peki, meslektaşlarınız size nasıl davrandı?
Bazıları destekledi ama çoğu engellemeye çalıştı. Arabama zarar verdiler, inanmayacaksınız ama lastiklerimi bile patlattılar.

Size neden 'Little Schumacher' diyorlar?
Beni seven insanlar beni Schumacher'e benzetiyor. Tabii bu beni onurlandırıyor.

Siz benzetiyor musunuz kendinizi?
Ben 'Laleh' ismimle tanınmayı tercih ediyorum. Çünkü ben iyi bir yarışçıyım ve kendime güveniyorum. Schumacher de dahil kimseye benzemek istemem.

Başınıza gelenler uluslararası basında sık sık yer aldı. Bunun size herhangi bir avantajı oldu mu?
Henüz değil ama Federasyon bu kadar ilgi gördüğüm için ceza süremi kısaltmayı düşünüyormuş. Bu ilgiden kendileri de yararlanmak istiyor.

İranlı kadınlar sizi örnek alıyor mu?
Evet alıyorlar. Zaten kadınlara örnek olmayı çok istiyorum. Bana mektuplar yazıyorlar, destekliyorlar. Bu cezanın haksızlık olduğunu düşünüyorlar. Gelecekte pistlere veda ettikten sonra kadınlara pilotluğu öğretmek istiyorum. Onlara bir de mesajım var: Kendinize güvenin.
 
27.02.2008 22:14:04 - NTV-MSNBC
__._,_.___
.

__,_._,___


--
Sibel Ersoy
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF CHP ve Cumhuriyet gazetesi kapanmadan bu ülkeye huzur gelmez

Esenyurt eski belediye başkanı Gürbüz Çapan:
"CHP ve Cumhuriyet gazetesi kapanmadan bu ülkeye huzur gelmez"
demişti.
(Garip ama Çapan bu sözleri bir CHP'li ve bir Cumhuriyet gazetesi ortağı sıfatıyla söylemişti.)
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2005/mart/22/kronikmedya.html

--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF İlhan Selçuk’un Emre Kongar’a verdiği bilgiler ışığında Cumhuriyet Gazetesi:

YENİ GÜN HOLDİNG A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri:

Erol Erkut, İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız, Akın Atalay, Alev Coşkun, Günay Çapan

Firmanın İş Konusu: Esas itibari ile görüntülü, sesli, basılı ve elektronik iletişim araçları ile yayıncılık faaliyetleri göstermek üzere kurulmuş ya da kurulacak şirketlerin sermaye ve yönetimine katılarak bunların yatırım....ve ana sözleşmesinde yazılı olan diğer işler.

BÜTÜN MEDYA PATRONLARI ORTAK

İlhan Selçuk'un Emre Kongar'a verdiği bilgiler ışığında Cumhuriyet Gazetesi:

* Vakıf, holding içinde değişmez ve imtiyazlı olarak yüzde 10 hisseye sahiptir.
* Holding, Cumhuriyet Gazetesi'ni yayınlayan Yeni Gün Haber Ajansı'nın mali işlerini koordine eder, hiç bir şekilde yayın politikasına karışmaz.
* Cumhuriyet Gazetesi'nin yayın ilkelerinin uygulamasını yayın kurulu yapar. Yayın kurulu, vakıf tarafından atanmıştır ve bu konudaki tek yetkilidir.
* Holding'in yüzde 10'u vakfa ait olan imtiyazlı hisselerinin dışındaki dağılımda, bir ikinci yüzde 10 da Cumhuriyet okurlarına aittir. Bu kişilerin sayısı 240'tır.
* Holding hisselerinin yüzde 20'lik bir bölümü Kasım 2000 tarihinde Günay Çapan'a satılmıştır.
* Son günlerde ikinci bir yüzde 20 hisse de Park Grubu'na satılmıştır. (TURGAY CİNER)

Şimdi resmi bilgiler içinde yer almayan ve bazıları muhtemel gelişmelere ilişkin olan üç bilgi daha vereyim:
* Doğan grubu da holdingde üç yüz bin dolarlık hisse almak istemiş, bunun elli bin dolarını ödemiş, sonradan hisselerini bu miktarla sınırlı tutma eğilimi göstermiştir. (AYDIN DOĞAN)
* Günay Çapan hisselerini devretme eğilimindedir. (GÜRBÜZ ÇAPAN'IN KARDEŞİ)
* Holding yeni ortaklar aramakta ve çeşitli sermaye gruplarıyla temaslarını sürdürmektedir. Temas sürdürülen gruplar ve kişiler arasında Çukurova grubuna mensup olanlar da vardır.
http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=128979

--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Sizi gidi ‘Cumhuriyet’ papazları sizi!..

İsrafil Kumbasar/Yeniçağ

İlhan Selçuk'un seçkin cemaatine verdiği başörtüsü fetvası



Türkiye'de sadece 'dini' cemaatler yok!..

Son yıllarda 'din dışı' cemaatler de bir hayli etkinlik kazanmaya başladı!..

Bazen 'Atatürkçülüğün', bazen 'laikliğin' arkasına sığınan bu 'seçkin' cemaatler, batının kokuşmuş ne kadar değeri varsa, 'çağdaş kurtuluş reçetesi' olarak millete dayatmaya çalışıyorlar!..

Devletin içerisinde 'bağlantıları' da olduğu bilinen bu cemaatlerden birinin 'akıl hocalığını' eski tüfek marksistlerden İlhan Selçuk yapıyor!..


Sık sık emekli subaylar ile 'sohbet toplantıları' düzenleyen İlhan Hocaefendi, arada sırada Çankaya'ya post serip eski talebesine de 'ders' veriyor!..


***

İlhan Hocaefendi'nin bir ayağı çukurda!..

Ama o, ömrünün son kertesinde dahi memleketi 'ilkel', 'gerici' ve 'yobaz' müslümanlara kaptırmamak için aslanlar gibi mücadele veriyor!..

Zaman zaman mübarek huzurunda diz çöküp 'günümüz meselelerine' cevap bekleyen cemaat mensuplarına 'fetvalar' da yayınlıyor!..

İlhan Hocaefendi, 43'ncü Hacıbektaş-ı Veli'yi anma törenlerinde nihayet kendisinden beklenen o çok önemli fetvayı patlatıverdi:

- "Başörtüsü takmak insan hakkı değildir. Kadını erkekten aşağı gören, insan haklarına aykırı bir fikrin hayata uygulanmasıdır."


***

Bu fetva karşısında dudakları uçuklayan Sağlık İş Sendikası Başkanı Mustafa Başoğlu, şöyle dedi:

- "Sayın İlhan Selçuk, Kur'an-ı Kerim'den kaynaklanan bir dini vecibeyi reddetmektedir. Eğer İslam'a inanıyorsa, tevbe edip iman tazelemelidir."
(Aman , Mustafa Başoğlu gerici oldu şimdi

Türkiye 'demokratik' ve 'laik' bir cumhuriyet!..

Ol sebepten dolayı İlhan Hocaefendi'nin 'hangi dine' inandığı bize pek fazla ilgilendirmiyor!..

Kendisi 'sabatayist' dahi olabilir!.. Ama herkesin 'inancına' saygı duymak zorundadır!..

Çünkü, 'din ve vicdan hürriyeti', en temel insan haklarından birisidir ve 'Anayasa' ile de güvence altına alınmıştır.


***

Allah'ın ayetlerini kendi kafasına göre yorumlayıp 'başörtüsü' ile ilgili bir emir olmadığını savunanların ne söylediklerinin hiçbir 'ilmi' değeri yok!..

Zira, Türkiye'de İslam dinini ilgilendiren hususlarda 'fetva' vermeye yetkili tek bir makam var!..

O da Diyanet İşleri Başkanlığı!..

Nitekim 30 Aralık 1980 tarihinde toplanan Din İşleri Yüksek Kurulu, şu kararı verdi:

- "Cenab-ı Hak, kadınların başörtülerini, saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyun ve gerdanlarını örtecek şekilde yakalarının üzerine salmasını emretmiştir. Kadının örtünmesi İslamın hükmüdür."


Aynı fetva 1993'de bir kez daha tekrarlandı!..

***

İlhan Hocaefendi, Cumhuriyet'i 'babasının çiftliği' zannedip insanların inançlarına karşı ağzına gelen her türlü 'hakareti' ve 'küfürü' savuruyor, kafasına başörtüsü geçirilmiş 'domuz' karikatürlerini yayınlayarak, insanları tahrik ediyor!..
Ama, yaptıklarına karşı seslerini yükseltip "Hop, ne oluyor orada len!" diyenleri "Müslümanlığın papazları!" (!) ilan edip, "Bakın, yine bizi hedef gösteriyorlar!" diye ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyor!..

İslam'ın emirlerini 'hurafe' olarak görüyor da Selçuk'daki 'Meryem Ana Evi' mucizesi saçmalığı hakkında bir tek yorum dahi yapmıyor!..


Yok öyle yağma!..

***

Herkesin dini kendine!..

Emme velakin, bizi ilgilendiren nokta, İlhan Hocaefendi'nin kendisini 'ulusalcılığın duayeni' olarak göstermeye kalkışmasıdır!..

Ama, her ne hikmetse 'mütareke' medyasında 'milli devlet yapısını' ortaya kaldırmak isteyen ne kadar 'işbirlikçi', 'dönek', 'liboş' varsa, mutlaka Hocaefendi'nin rahle-i tedrisinden geçmiştir!..

Dünyayı 'örümcek ağı' gibi kuşatan uluslararası sermaye şirketlerinin Türkiye'deki 'acentalığını' yapan sermaye ağası Rahmi Koç'un 'koruyucu kanatları' altında 'ulusalcılık' olur mu dersiniz?..

Olursa, herhalde İlhan Hocaefendi gibi olur!..

***

- "Başörtüsü İslamcıların simgesidir!.."

- "Başörtüsü Cumhuriyete karşı başkaldırıdır!.."

- "Başörtüsü, insan hakkı değildir!.."

Evrim geçiren bu cümlelerin, bir süre sonraki ulaşacağı nokta, hiç şüphe yok ki şöyle olacak:

- "Böşörtüsü takanlar insan değildir!.."

Sizi gidi 'Cumhuriyet' papazları sizi!..

İsrafil Kumbasar/Yeniçağ

--
Blog Adresim
http://sivilinisiyatif.blogspot.com
-------------------------------------------------------------------------
İster Mermi Kullansın, İster Oy Pusulası,
İnsan iyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vurmalı...
-------------------------------------------------------------------------

MALCOLM X'İN AZİZ HATIRASINA (Son Günleri/Suikast):
http://www.youtube.com/watch?v=Vf8_oZf7nRo#GU5U2spHI_4

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: Boyle olmali




neslihan uckardesler <> wrote:


Arkadaşlar,
Yaşanmış ve bana e-posta ile gelmiş bir olayı aktarıyorum,ama son paragrafta erkekler için yazılanlardan çağdaş ve laik erkek arkadaşlarımız alınmasın.Hem ''elçiye zeval olmaz'' değil mi?:))
Neslihan Üçkardeşler

Boyle olmalı
 

Deniz otobüsünde kadınların isyanı
 


GEÇEN salı saat 12.00'de Bostancı'dan Kabataş'a hareket eden deniz otobüsünde; salondaki tüm televizyonların sesi sonuna kadar açılmış, Başbakan RTE 'nin konuşması bangır bangır yayımlanıyor.

Yolculardan Nigar Sargun , gürültüden rahatsız olduğunu söyleyip televizyonların sesinin kısılmasını isteyince; ortalık şöyle bir dalgalanıyor. Bir adam kalkıp 'Başbakan'ı sevmiyor olabilirsiniz ama memlekette demokrasi var, söylediklerini dinleyeceksiniz' diyerek demokrasiden zerre kadar nasibini almamış bir İslamcı olduğunu gösteriyor. Bu gösteri üzerine erkek yolcular oturdukları koltuklarda biraz daha kaykılarak küçülürken Nigar Sargun'un itirazını destekleyen kadın yolcular ayağa kalkıp durumu protesto ediyor. Deniz otobüsü görevlileri televizyonların sesi kısıyor; RTE konuşuyor ama kimse duymuyor. Ancak bir süre sonra kaptan köşkünden verilen emirle görevliler televizyonların sesini tekrar açıyor.

Ve sen misin açan! Kadın yolcular hep birlikte ayağa kalkıp görevlinin üstüne yürüyünce, ses tekrar kapatılıyor. Kaptan köşkünden verilen emir, isyan bayrağını açan salondaki kadınlar tarafından denize atılıyor!

İşte bu! Kendini adam sanan pısırık erkeklere rağmen böylesine yürekli çağdaş kadınlar sayesinde Türkiye Cumhuriyeti dinci faşistlere direniyor..  

 

__,_._,___
--
Sibel Ersoy
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

28 Şubat 2008 Perşembe

D.PF HER GUNE BiR AYET




--
La tehzen! innallahe meana...
Uzulme ! Allah bizimle...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF TÜRK MİMARİSİNDE KUŞ EVLERİ

KUŞ EVLERİ 

Merhamet ve estetiğin sembolü 

image001108.jpg

Türk yapılarında heykel kabartmalarının yerini alan bu küçük süs evler, yapının en görünür bir yerine konur, bu oyuncak yapı oya ve dantel gibi işlenirdi. Eskiden duvarlarda görülen bu küçük kabartma yapılar büyük yapının küçük bir örneği, planı sanılırdı. Halbuki yapı ile ilişiği olmayan bu güzel motiflerin Türk Sanatı'na mahsus bir hayal mimarisi olduğu unutulmamalıdır.

Kuş evleri, Türklerin hayvanlara, özellikle kuşlara verdikleri değer ve önemin

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF MHP Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği!

MHP Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği!

Bayram Akcan

e-posta: bayramakcan@mynet.com Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin.

Öyle hiç uzatmayacağım ve direk konuya gireceğim… Konumuz malumunuzdur ki başörtüsü/türban!

Herkes bir şey söylüyor, herkes akıl dağıtıyor bol keseden…

MHP'ye milliyetçilik dersi verenlerden tutunda, El Ehzer'den daha kesin, daha kararlı fetva verenlere kadar herkes konuşuyor…

Yani ağzı olan konuşuyor, konuşanın ağzı da çuval olmayınca büzemiyorsunuz!

Şerefli Türk ordusunu darbe yapmaya kışkırtanını mı ararsınız, yoksa laikliği dinsizlik gibi algılayanı mı sorarsınız…

İşin düşündürücü tarafı ise İlhan Selçuk gibi düşünüp, CHP ağzıyla konuşarak, MHP'liyim ayağına yatanların âli Cengiz oyunları…

Neymiş, neymiş…

MHP adını İslamcı Hareket Partisi olarak değiştirmeliymiş…

Türban serbestîsi millet arasında ikilik çıkartıyormuş…

Laiklik elden gider, kahve Yemen'den gelirmiş… Muş muşta muş muş…

Hele hele bir de bunu söyleyen Ülkücüymüş… Katışıksız Türk Milliyetçisiymiş… Duyda inanma!

MHP'nin kurucu, Ülkücü hareketin banisi rahmetli Başbuğ Türkeş'i layıkıyla tanımaz, eserlerini dizinizi kırıp okumazsanız ülkücüye ülkücülük öğretme gafletine düşersiniz…

Hiç araştırdınız mı, cennetmekân Başbuğ laiklik ve başörtüsü konusunda ne söylüyor?

Yok!

Peki türban nerede ve nasıl ortaya çıktı?

Ya Atatürk'ün annesinin resmini gördünüz mü?

Acaba türban yahut başörtüsü takan ülkücü yani asena yok mu?

Öncelikle Türk Milliyetçiliğini, Ulusalcılıkla karıştıran fikir fukarası, bilgi gariplerine hatırlatalım ki, Türk Milliyetçiliği Ulusalcılık değildir!

Ulusalcılık, milleti meydana getiren değerler bütününü din, dil, tarih, kültür gibi hayati unsurları dikkate almayan, kuru bir yurt sevgisinin adıdır. Milliyetçilik nedir o halde?

 
Devamı İçin Lütfen Bağlantıyı İzleyin..

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Ülkü Ocakları' Genel Merkezi'nden Basın Açıklaması

Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Merkezi tarafından "Başörtüsü sorunu ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Sınır ötesi Kara Harekâtı" dolayısı ile yayınlanan basın açıklaması aşağıda yer almaktadır.

Yıllardır bir "toplumsal sorun" haline getirilen "başörtüsü meselesi" Türk Milliyetçilerinin gösterdiği yüksek siyasi gayret ve fedakârlık çerçevesinde hukuken çözüme bağlanmıştır. Bu bağlamda Anayasanın ilgili maddelerinde yapılan değişikliklerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabulünün ardından Cumhurbaşkanı'nın onayı ve Resmi Gazete'de yayımlanmasıyla çözüm için ciddi bir adım atılmıştır. Çözüm, insanların kılık kıyafetlerinden dolayı kamu hizmetlerinden ve özellikle yüksek öğrenim hakkından mahrum bırakılmamasıdır. Bu anlamda bütün yasal düzenlemeler konunun önemli bir bölümünü oluşturmakla birlikte uygulamada görülecek eksiklikler ve yanlışlıklar yine "çözümsüzlüğe" işaret edecektir.

Başörtüsü konusunun bu derece önemli bir noktada yer almasında hiç şüphesiz "çözümsüzlüğü" bir siyasi rant alanı olarak gören zihniyet vardır. Bu durum giderek toplumda da kutuplaşmalara neden olmuştur ve toplumsal birlik ve bütünlük ciddi şekilde tahribata uğramıştır.

Ülkemiz son günlerde, her anlamda ciddi bir birlik ve beraberlik duygusuyla tek yürek, tek vücut olarak görünmesi gerektiği bir dönemden geçmektedir. Bu ihtiyaç karşısındaysa kimi odakların yeniden bildik bir oyunu tezgâhlamak suretiyle, birlik ve beraberliğimizi yıkmak adına kirli bir oyunu devreye soktukları ve bu amaçla da, toplumda yanlış kanaatler uyandırmak için hileye, yalana ve dahi iftiraya başvurdukları görülmektedir.

Söz konusu tezgâh, ülkemizde uzun bir zamandır insan hak ve özgürlükleri hususunda bir kangrene dönüşmüş, "başörtüsü" meselesi üzerinden kurgulanmış, siyasi irade noktasında istedikleri kargaşayı, istedikleri çözümsüzlüğü alamayanlar, toplumsal beraberliğimizin temelini sarsmak çabasıyla harekete geçmişlerdir. Bu bakımdan bazı medya organlarında Ülkücü harekete yönelik kara bir iftira kampanyasının, asılsız haberler ve ilişkisiz olaylarla ilintilendirilerek sıklıkla yer aldığı görülmektedir.

Yapılan bu menfur manevi saldırılar karşısında Ülkücü hareketin mevcut gelişmeler karşısındaki tavrını bir kez daha paylaşarak, Yüce Türk milletini bilgilendirilmesi ve uyarılması gerektiğini düşünmekteyiz. Bu vesileyle bilinmesini isteriz ki;

Ülkücü hareket; Yüce Türk milletinin binlerce yıllık tarihi seyri içerisinde, Türk milletinin birliğine ve varlığına yönelen her tehdit karşısında hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan bir geleneğin tabii mirasçısıdır.

Ülkücü Hareket, "başörtüsü" meselesinin çözümünün bir toplumsal uzlaşıyla çözüleceğinin bilincindedir. Bu bakımdan da çözümün adresinin, yüce milletimizin iradesinin en yüksek tecelli noktası olan T.B.M.M olduğunda bilincindedir.

Çözümü siyasi iradelerin uzlaşısında olduğunun idrakinde olan Ülkücü hareket, bu bakımdan, bir sosyal çatışma ortamına çekilmeye kapı aralayacak her türlü girişim ve eylemin dışımda kalmaya kararlıdır. Bu bağlamda, son günlerde bazı organları tarafından dile getirilen, 'ülkücüler eylem hazırlığında, eyleme girişiyorlar, girişecekler' türünden ifadelerin gerçekle uzaktan yakından bir ilişkisi bulunmamaktadır.

2007 – 2008 eğitim öğretim yılı bahar döneminin başlamasıyla birlikte, başörtülü öğrenci arkadaşlarımızın bazı üniversitelere alınmadığı kamuoyuna yansımıştır. İlgili üniversite yönetimlerinin ve bu üniversitelerin rektörlerinin konuyla ilgili tutumlarına karşı öğrenci arkadaşlarımız hiçbir gayri hukuki yola başvurmamalıdırlar. Üniversiteli arkadaşlarımız herhangi bir kutuplaşmaya mahal vermemeli, sağduyulu ve itidalli davranmalıdırlar. Unutulmaması gerekir ki; ilgili yasağı devam ettiren üniversite yönetimlerinin ve bu üniversitelerin rektörlerinin muhatabı Türkiye Cumhuriyeti yargı organlarıdır.

Ülkücü dünya görüşünü benimsemiş arkadaşlarımıza burada düşen görev; bu kritik günlerde, üniversitelerimizde okuyan tüm arkadaşlarına örnek olarak, birlik ve beraberlik şuurunu yaymaktır.

Ülkücüler gerek Üniversite kampüslerinde gerekse sokaklarda gerçekleştirilen eylemlere asla taraf olmayacaktır. Ülkücü Hareket'in bu noktadaki net duruşu insanların kılık-kıyafetinden dolayı bilim yapmalarına engel olma çabalarını gayri demokratik görerek bu yanlışın düzeltilmesi için bütün yasal süreçleri ve düzenlemeleri takip etmesidir.

Ülkücü Hareket, ateşle ve barutla imtihan edildiği günlerde, tüm fertlerinin benimsediği çelikten bir disiplin anlayışı ve görev bilinciyle, toplumsal huzuru tesis etmek yolunda, tüm tezgâhlara rağmen hiç şaşmadan ilerlemek niyetinde ve kararlılığındadır. Meselemiz, yüce Türk milletini, ulu Türk vatanını, suni ve kısır çekişmelerin kararttığı bir iklimden çekip çıkarmaktır. Meselemiz, Türk milletine, yarının başı dik, 'yasaksız' günlerini gösterebilmektir. Meselemiz, Türk milletini, kardeşliğin oyunlarla bozulamayacağı, ülkemizin bütünlüğü üzerine oynanan kirli oyunların hayata geçirilemeyeceği bir geleceğe götürmek ve ona bu yolda kılavuzluk yapabilmektir.

Ve son olarak; 21 Şubat 2008 tarihinde, Irak'ın kuzey bölgesine Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başlatmış olduğu sınır ötesi operasyonun başlaması bizler için bir gurur ve sevinç kaynağı olmuştur. Bu vesileyle operasyonun milletimiz için arzu edilen sonucu vermesini diliyoruz.

Yüce Allah'ın, operasyona katılan tüm Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yardımcısı olmasını niyaz ediyor, şehit düşen askerlerimize rahmet, gazilerimize acil şifalar, şehit ve gazi aileleri başta olmak üzere tüm Türk milletine sabır ve başsağlığı diliyoruz.

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF (Maalesef) Hep Hakli Cikmisim-Bedri Baykam




From: Bedri Baykam <bedbay@tnn.net>
Date: 28.Şub.2008 00:46
Subject: (Maalesef) Hep Hakli Cikmisim-Bedri Baykam
To: nursen.gorsen@gmail.com

      BEDRI BAYKAM'IN 26 SUBAT 2008 TARIHINDE CUMHURIYET'TE YAYINLANAN MAKALESININ UZUN HALI EKTEDIR.

 

 

      (Maalesef) Hep Haklı Çıkmışım!

                                                                                                                     Bedri Baykam

      Söz uçar, yazı kalır. Hem de sizi her yerde, peşinizi bırakmadan takip eder. Orta yere laf atmak kolaydır, iddialarınızın zaman sınavından geçerek doğrulanması ise başka şeydir. Gerçi Türkiye gibi belleksiz toplumlarda, son haftalardaki gibi yıllardır söylediğinin hep tersi çıkmış tatlı su balıkları azıcık renk değiştirirse, onları kahraman ilan etmeye kalkabilirler! Biz yine de hatırlatalım:

      Yıl 1987, İran Küstahlığı: ABD'den Türkiye'ye yeni dönmüşüm. Özal'ın, İran Başbakanının Anıtkabir'i ziyaret etmeyi reddetmesine olan tepkisizliğini ve benzer uygulamaları gördükten sonra

"Demokrasinin Kutusu" ve "Kubilay Odası" gibi sanatsal işlerimi yapıp, tüm röportajlarda "irtica geliyor" diye açık açık bağırmışım. (Milliyet, 11/07/1987)

      Yıl 1989, 163. Maddenin TCK'dan Kaldırılmasına Karşı Uyarım: "163. maddenin demokrasi adına kaldırılması gereği, hakikaten sol demokrat entellektüelin eşitlik, kardeşlik, özgürlük gibi inançlarının tamamen suistimali sayesinde kendilerine inandırılmıştır… Bu kişiler 'Türkiye hiçbir zaman bir İran olmaz'  kanılarını topluma yayarak rejimin düşmanlarının arzu ettiği şekilde bir 'tehlike yok' rehaveti getirmektedirler…" (Cumhuriyet, 15 /12/1989)

      Yıl 1990, Sivas'a "Ön" Gönderme : Katliamdan 3,5 yıl önce, Sivas'ı aynen tarif etmişim: "163. maddenin kaldırılmasıyla şeriatçılar, serbestçe at koşturdukları bu ortamda arkalarına korkunç bir propaganda ve devlet güvencesi alırlar. Tabii oyları %7'lerde kalmaz, fırlar. Kaldı ki belirli bir sokak gösterileri patlamasından sonra bu şeriatçı partinin yüzde 30-40 oya da ihtiyacı yoktur... Mesela, birden bir sokak mitingi, gözü dönmüş din fanatikleri tarafından bir toplu linç veya katliama dönüşebilir. Çünkü bu fanatikler için "Hak" yolunda her şey mubahtır. Peki o zaman, mesela Erdal İnönü gibi 163. maddenin de kaldırılmasını talep eden politikacılar ne gibi traji-komik demeçler vereceklerdir? "Bunlar demokrasiyi hazmedememiş kişilerdir" mi diyecektir Sn. İnönü? Bu olayların gelişi "perşembenin geliş çarşambadan bellidir" durumunda iken SHP bu konudaki gafletini nerelere kadar sürdürecektir?""(Playboy, 01/01/1990)

      Yıl 1993, Solda birlik: Kritik yerel seçimlerin yapılmasına 10 ay kala, "Taban Operasyonu" hareketini en kritik ikazlarla örgütlemiş, sivil toplum, sendikalar, aydınlar olarak, "14 Nisan"ın kozasını, ilk defa bir araya getirmiş, solun acil birleşmesini talep etmiştik: "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve yasama nedenlerinin temel ilkeleri, hızla yok edilmek istenmektedir… 1994 yerel seçimlerinden önce tabanın istemi olan birleşme konusunda sosyal demokratların kaybedecek  vakitleri yoktur… Cumhuriyet'in varlık nedeni olan Atatürk Devrim ve İlkelerinin korunması… doğrultusunda, bu üç partinin birleşerek siyasi yaşantıdaki gerçek yerini almasını bekliyoruz…"

( 26/8/ 1993)

      Yıl 1996, Merkez Sağ İflası:" … Merkez sağın fazlasıyla yolsuzluklardan nasibini aldığını, ahlak dışı koalisyon anlaşmalarına girmekten çekinmediğini, Refah Partisi'nin tabanını genişletmekten başka bir işe yaramayan tavizleri artık içinden çıkılmaz şekilde genlerine geçirdiğini, ödünsüz laikliğin demokrasinin 'olmazsa olmaz'  şartı olduğunu anlamadığını ve RP'nin ellerine bu rejimi teslim etmekten hiç çekinmediği ortaya çıkmıştır… Ödünsüz, laik bir tavır sergilemekten kaçınan ve oy pazarlarında parsa toplamak peşinde olan ANAP ve DYP, laik dernek ve yazarların sözlerini dinlemek bir yana, tam tersine, "Milliyetçi-Muhafazakar" adı arkasına gizlenerek, kendi bulundukları nokta ve aşırı sağ arasındaki farkı ve mesafeyi hızla yok etmeye başlamışlardır…"( Yeni Yüzyıl, 28/07/ 1996)

      Yıl 2002, Seçimler ve Sivil Toplum: Bahçeli'nin taktik faulüyle Türkiye seçime hazırlıksız yakalandığında, tüm kararsızlar ve USTKB'leri CHP'yi işaret ederek bir partiye açık destek vermeye davet etmişim: "Sivil toplum örgütleri ve aydınlar artık tarafsız kalamazlar. Laik ve demokratik bir partiyi desteklemeye mecburlar… Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyen herkes bugün derneklerle, vakıflarla, gençlik örgütleriyle, medyasıyla  toplumu her saniye yoğurup, RP için çalışıyor. Laikliği ve Atatürkçülüğü savunan vakıf ve dernekler ise, 'taraf görünmeyelim' diye çabalarını güdük bırakıyor. 'Biz taraf tutmuyoruz'  diye diye meydan yobazlara kaldı!… Aydınlara ve sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum: Bu partiler arasında size göre en mantıklı nedenlerle seçeceğiniz birine açık destek vermeye mecbursunuz. Etkileme gücünüzü doğru yönlerde değerlendirmezseniz, zamanı çok iyi kullanmazsanız, pek yakında ne doğrudan, ne dolaylı olarak siyasete katkı ve hak imkanınız kalmayacak. Sansürün bugün medyaya uzanan alçak elleri yarın sizin yakanıza yapışacak. İşte o zaman ağırlığınızı siyasi yaşama taşıyamamış olmanın faturasını çok fena ödeyebiliriz…"

(Milliyet, 16 /08/ 1999)

      Yıl 2004, AB Kutlamaları(!): Medyamız, "AB'ye protokol imzasıyla girdik" diye kutlama şampanyaları patlatırken, aynı gece SKY Türk'te rahmetli Mehmet Tacettinoğlu'nun programında söylediklerimi, ardından yazmışım: "AB sayesinde Türk Ordusu'nu kendine göre nötralize ettiği için çok mutlu olan (ve her gün İran vari uygulamalara giren) AKP, AB ile ciddiye binen ilişkinin en iyi ihtimalle 20-30 yıl (!) sonra bizi dönüştüreceğini aslında biliyor. Tabii o tarihe kadar AB-MABE kalırsa! 3-5 yıl içinde dünya akıl almadık şeyler yaşayabilirken çeyrek asır ötesini kim ciddi olarak öngörebilir? Hele "ucu açık" müzakereler, henüz başlamadan hakkımızda referandum isteyen ülkeler sıraya girmişken! 25 ülkenin yarısı hakkımızda ırkçı kampanyalar yaparak bu referandum meselesini yaşama geçirseler, sonuç ne olur düşünebiliyor musunuz? Bugüne kadar AB'nin tek referandumları "Siz AB'ye girmek istiyor musunuz?" diye ülkelerce kendi içlerinde yapılmışken, bu sefer aday bir ülke için "biz bu adamları aramıza alsak mı?" diye referandum yapılacağı konuşuluyor!"(Cumhuriyet 21/12/2004),

      Yıl 2005, Pamuk Krizi: Aralık 2005'de, Şişli  Adliyesi'nde dünyayı birbirine katan Pamuk davası yaşanmadan üç ay önce, "Pamuk davası, Dikkat Uçurum Geliyor" başlıklı yazımda bu davayı açmanın nelere mal olacağını, nasıl bir hata olduğunu bakın nasıl dile getirmişim: Biz bu olayla tam bir intihara koşuyoruz. Bir "sahte kahraman" pompalayıp, onun ününe ün, gücüne güç katacağız. Şimdiden, Le Monde'da, Liberation'da, The Guardian'da, New York Times'da, çıkacak tam sayfa yazıları görebiliyorum. Bu korkunç bir şey. Pamuk konuşacak, avukatları konuşacak, insan hakları dernekleri, yazar dernekleri, sanatçılar, yazarlar konuşacak. Hepsi aşağı yukarı aynı şeyleri söyleyecekler. "Nerde kaldı fikir özgürlüğü ve insan hakları?", "İşte, dünyanın en çok okuduğu yazarımıza yaptığımız", "Yine o kafa", "Dünyaya rezil olduk"...

      Tabii bir de madalyonun daha zararlı yüzü var: Yurtdışında neler yazılıp çizileceği... "Türkiye Salman Rüştüsünü buldu", "Türkler, en önemli yazarlarını Ermenilere destek oldu diye yargılıyor", "Ermeni soykırımı ve Türkiye'de faşist baskı", "Kürdistan ve Ermeni Soykırımı: Pamuk doğruları söylediği için suçlanıyor"... Bu davanın dünya medyasının takibi altında sürdürülmesi, Türkiye Cumhuriyeti açısından, 1923'ten bugüne kadar yaşanmış en büyük medyatik felaketlerden biri olacak".(Cumhuriyet 20/09/2005)

      Yıl 2007, Seçimleri öncesi ve MHP: Cumhuriyet mitinglerinden sonra, dile getirilen "solda CHP'ye, sağda MHP'ye oy verin" propagandasına karşı hangi uyarıyı yapmışım:

      "…Kafası netleşmemiş olan esas MHP. Siyasi alana taşıma gafletinde bulundukları 'Ya Allah Bismillah, Allah-u Ekber' sloganı onları bir hayalet gibi takip ediyor ve laik demokrasinin neresinde durduklarını o kadrolar bir türlü anlayamıyorlar." (Cumhuriyet, 10/07/2007).

      Yıl 2007, Türban ve Özgürlükler: Türbanın özgürlük adına getirildiği yalanına karşı 2007 seçimlerinden bir ay önce "AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran'a" kitabımda yüzlerce örnekle AKP'nin 2002'de başlayarak sırayla hangi özgürlükleri yok etmeye çalıştığının dökümü var.

      Ve bellek tazelemek isteyen günümüzün "şaşkın entelleri" için, daha neler neler!




--
  
                
.๑ø۩۞۩ø๑Nurşen.Görşen๑ø۩۞۩ø๑.
             www.gorseldil.com
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF SURİYE'DE TÜRKLER

SURİYE'DE TÜRKLER

image0016.gif

image00235.jpg

CABER KALESİ

Suriye'deki Türkmenlerin daha 7. ve 8. yüzyıldan beri Fırat ve Dicle boylarına indikleri, ayrıca, Mezopotamya'dan ve Anadolu'dan Suriye'ye göçtükleri X. ve XI. yüzyıldan beri bölgede yaşadıkları bilinmektedir. îlk yerleşimlerinde göçebe olarak kalmışlarsa da sonradan yerleşik düzene geçmişlerdir. Bu bölgede 1071 Malazgirt Savaşından sonra Aşağı ve Yukarı Fırat boylarında. Saltuklar, Mengücekler, Danişmendiler, Yınaloğulları, Artuklar gibi Türk Beylikleri kurulmuştur.
Halen Süleyman Şahin'in mezarı Suriye de olup Türk Mezarı diye anılmaktadır.
Halep'te ise Türkmenlerin oluşturduğu bir büyük mahallenin olduğu tarihi kaynaklarda bulunmaktadır.
1978 yılında yapılan nüfus sayımına göre Türk dilini konuşan nüfusun sayısının 100.000 binin üzerinde olduğu tahmin edilmektedir.


a- Laskiye Bölgesi: Suriye'nin en büyük liman kenti olan Laskiye, 1950′den sonra gelişme göstermiştir. Bunun üzerine çevrede bulunan Türkmen köylerinden çok sayıda Türk şehir merkezine göç etmiştir. Bu bölgede 265 Türk köyü bulunmaktadır.

b- Halep Bölgesi: Osmanlı împaratorluğu döneminde Türk nüfusunun idari merkezi Halep'ti. Halep, sokaklarında Türkçe konuşulan bir yerdi. Türk mimari ve sanat eserleri Halep'te çoktu.

c- Telkele Yöresi: Suriye'nin Hama-Humus şehirleri ve Lübnan sınırı arasında kalan kısımdır. Türkmenler  genellikle Humus'ta yoğundurlar.

d. Kunteyra Bölgesi: Burası îsrail sınırına yakındır. Kafkasya'dan getirilenler 1878′de buraya yerleştirilmişlerdir.

e- Şam: Burada Türkmenlerin oturduğu bir mahalle bulunmaktadır. Ayrıca Havran ovasında da Türkmenler vardır.

Tahminen Halep bölgesinde 200.000,

Laskiye'de 150.000,

Tekele'de 50.000,

Kunteyra yöresinde 100.000.

diğer bölgelerdc 300.000 olmak üzere Suriye topraklarındaki Türk nüfusu 1 milyon olarak tahmin edilmektedir.
Türkler özellikle Humus, Halep, Havran, Cezire ve Suriye-Türkiye sınır boylarında yaşamaktadırlar. Hayvancılıkla, tarımla ve halı dokumacılığıyla uğraşırlar.

Oğuz Türklerinin torunları olan Suriye Türklerine, "Bayır Bucak" Türkleri de denilmektedir.

Suriye'de Bayat, Afşar, Karakeçili, İsabeğli, Musabeğli, Elbeyli, Akar, Hayran, Candırlı, Sincar gibi Türk Boyları yaşamaktadır.

Suriye'de Türkler azınlık statüsüne alınmamıştır. Araplaştırma politikası gereği, "Müslüman" olarak tanımlanmışlardır.

Suriye bağımsızlığı sonrası buradaki Türkleri asimile etmeye çalışmaktadır. Türkçe konuşma yasaktır.
Suriye'de resmi dil ve eğitim dili Arapça'dır. Baas Partisi'nin iktidara gelmesinden sonra Suriye'de Türkçe gazete, dergi kitap ve Türkçe eğitim yasaklanmıştır. Özellikle Hafız Esad iktidarında Türklere baskı ve işkenceler uygulanmıştır.

1982 yılı "HAMA" katliamında, Türkler de zarar görmüştür.

image00319.jpg

image00417.jpg

Süleyman Şah'ın Caber kalesindeki, Türk Mezarı adı altında tanınan kabri, müştemilatı ile beraber, Türkiye'nin malı sayılmış ve Türkiye'ye orada muhafızlar bulundurma ve Türk bayrağını çekme hakkı tanınmıştır.

http://www.yenidenergenekon.com/57-suriyede-turkler/


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF TANRI DAĞINDA NOEL BABA YASALLAŞIYOR !

"NOEL BABA"

YASALLAŞTIRILACAK!

image001107.jpg

Tanrı Dağlarını böyle mi görecektik?

Kırgızistan'da Tanrı Dağlarında üç gündür devam eden rezalet "Uluslararası Noel Baba Festivali" sona erdi, ama katmerlisi geliyor. Festivale Kazakistan, Rusya, İran ve İsviçre'den gelen "Noel Babalar" katıldı…

Festival Alaarca Dağları'nda yapılan Noel Baba'nın kışlık sarayının

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ASKERLİKTEN KAÇAN ZÜPPELERE DUYURULUR !

RAPOR ALIP, ASKERLİK YAPMAYAN

ZÜPPELERE DUYURULUR !

TÜRKMEN ÇADIRINDA YAŞAYAN,

ŞEHİT AİLESİ

Şehit Er İbrahim Okur'un cenazesinde yaşanan dram, 'Neden hep yoksul çocukları' sorusunu soranları bir kez daha haklı çıkardı.
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF rektör efendi BUYURDUKİ ?????

bu yasa onaylansa dahi uygulamayız.
ve
güldü.
 
hükümet bizden yasa teklifi hazırlıyalım diye fikrimizi sordu dedi.siz nasıl bir çözüm öneriyorsunuz diye sormuşlar.
tekrar güldü.
 
bunların hiç hazırlığı yokmuş dedi.
 
sadece seçim yatırımı.
 
biz yasayı çıkardık onaylanmadı diyeceklermiş.elimizden geleni yaptık ama olmadı diyeceklermiş.
dedi.
ve yine güldü.
 
bir öğrenci sordu :
iyi ama dedi hoşgörü açısından bakıp bir çözüm yolu bulamazmısınız ?
 
o zaman gülmedi.
 
böyle bir şeyi hiç düşünmemişler.
 
hükümet bunlardan çözüm yolu üretin diye fikir almıya çalışıyor.
onlar bu durumla dalga geçiyor.
görüş istemese bize sorulmadan yapıldı diye yaygara koparıcaklar.
 
iyi güzelde yurtdışına giden binlerce genç kız var .
niye gitsinler ?
halktan gelen bir talep var .
niçin ortak uzlaşıyla bir çözüm yolu bulunmuyor ?
 
şunun için.
 
ÖYLE BİR NİYETLERİ YOK.
 
partiler seçim yatırımı yapıyor OY AVCILIĞI yapıyor diyelim.
 
HALK NE İÇİN YATIRIM YAPIYOR ?
 
böyle bir reel durum var.
çözüm yolu bulunması gerekiyor.
ortak uzlaşıda şarttır.
eee
niyet yoksa olmuyor .
demokrasi ile yönetiliyorsak çareyide demokrasi içinde bulmak zorundayız.
 
saygılarımla selamlar.
 
 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF "Başörtüsü Yasasından PKK Yararlandı"

"Başörtüsü Yasasından PKK Yararlandı"
 
YÖK Başkanı Özcan'ı istifaya davet eden, ÜAK Başkanı M. Akaydın'dan provokasyon gibi iddia. Akaydın, başörtüsü için çıkarılan yasadan PKK'lıların da yararlandığını ileri sürdü.
 
28 Şubat 2008 / 20:50

Üniversiteler arası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın'dan provokasyon gibi iddia. Akaydın, başörtüsü için çıkarılan yasadan PKK'lıların da faydalandığını ileri sürdü.

YÖK Başkanı Özcan'ı istifaya davet eden, etmezse, Cumhurbaşkanı Gül tarafından görevden alınmasını talep eden Üniversiteler Arası Kurul Başkanı Mustafa Akaydın'dan provokasyon gibi açıklama.

Bugün toplanan olağan üstü kurul toplantısında alınan kararları açıklayan Akaydın, başörtüsü düzenlemesi için yapılan anayasa değişikliği ile birlikte, Terör örgütü PKK'yı temsil eden renk ve giysilerle de üniversitelere girme teşebbüsü yapıldığını ileri sürdü.

Anayasa değişikliği ile başlayan süreçte üniversitelerde kargaşa ve kaos çıkacağına ilişkin daha önce de uyarılarda bulunduklarını ve geçen zaman içinde bu olayların gerçekleştiğini söyleyen Akaydın yasa ile bazı üniversitelerde kalkan yasakla birlikte terör örgütü PKK'yı temsil eden renk ve kıyafetlerle üniversitelere girme teşebbüsünde bulunulduğunu ileri sürdü.

Başörtüsü takanlarla PKK'lıların 'aynı yasağı' çiğnediklerini ima eden Akaydın şunları söyledi: "Az sayıda da olsa bazı üniversitelerimizde türbanın hukuken serbest olduğu sanılarak bu yugulama yapılmış. Bu ortamdan yararlanarak, hatta kanunların suç saydığı, bölücü örgütün kullandığı bazı renk ve giysilerle üniversitelere girmeye teşebbüs edilmiştir."

Haber7



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Skandal Konuşma Teziç'e Ait (VİDEO)

Skandal Konuşma Teziç'e Ait (VİDEO)
 
Milli Eğitim Bakanlığı, paylaşım sitesi Youtube'da yayınlanan ve Hüseyin Çelik'e yönelik hakaret içeren ses kaydıyla ilgili bir açıklama yaptı.
28 Şubat 2008 / 22:40
 
 

Konuşanın gerek ses, gerekse görüntü kaydından YÖK eski Başkanı Erdoğan Teziç'e ait olduğunun belirtildiği açıklamada "Sayın Bakanımızla Sayın eski YÖK Başkanı arasında görevde kaldığı süre içerisinde, gerek telefonla gerekse de yüz yüze birçok görüşme gerçekleşmiştir. Gerek telefonda gerekse yüz yüze yapılan görüşmelerde yukarıda geçtiği anlamda böyle bir diyalog olmamıştır, olamaz da. Söz konusu görüntülerdeki konuşmalar iddia sahibini bağlar. Sayın Bakanımızın eski YÖK Başkanından konuşmada belirtildiği gibi bir talebi asla olmamıştır. YÖK eski başkanı eğer öyle bir görüşmenin gerçekle ilgisi olmadığını savunuyorsa, etik kurallar gereği kamuoyu nezdin de tekzip etmesi gerekmektedir. Kaldı ki, Türkiye bir hukuk devletidir. Kurum ve kuruluşların yetki ve sorumlulukları da kanunlar çerçevesinde belirlenmektedir. Hal böyle iken Sayın Bakanımıza yönelik böyle bir üslupla konuşmak kimsenin haddi değildir. Böyle bir görüşmenin vuku bulması halinde gereken cevabın anında ilgili kişiye verileceğinin de kamuoyu tarafından bilinmesini isteriz. Ayrıca konuyla ilgili olarak Sayın Bakanımız tarafından yasal sürecin başlatılması için avukatına talimat verilmiştir." ifadesi yer aldı.

İŞTE ERDOĞAN TEZİÇ'İN SÖZLERİ

Youtube'da yer alan ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'e hakaret içeren ses kaydı:

"Geçen gün kalabalığız böyle. Bakan arıyor dediler. Bağlayın dedim. Hocam işte kontenjanı konuşsak da arttırsanız da bilmem ne falan. Dedim ki sayın bakan bir şey söyleyeceğim. Siz dedim kariyerden geldiniz değil mi dedim. Hükümetin YÖK'e karşı tutumunu yakından biliyorsunuz. Tek kelime Başbakan'a bir şey söylediniz mi dedim. Bu üniversitelere böyle yapılmaz. Bunların ödenekleri, maaşları, öğretim üyeleri şu durumda. Hiç mi aklınızdan geçmedi. Şimdi seçim öncesi kontenjan artıracağız, YÖK'le konuştuk ikna ettik. Kendimize pirim yaptıracak bir şey. Nah alırsınız dedim sesimin çıktığı kadar bağıra bağıra... Ama nasıl biliyor musun?.. Sesimi dinliyor ama orada birileri var ki cevap veremiyor. Nasıl ama sesimin çıktığı kadar bağıra bağıra söylüyorum. Dedim böyle abuk sabuk tekliflerle bize gelmeyin dedim. Biz nereye ne alacağımızı biliyoruz dedim. İyi ya dedi. Siz de kaçan öğretim elemanları tıpta dedim, yalnız tıp... Bir de ilahiyattan mezun olup, imam hatipten mezun olup milli eğitim kadrolarında onlar var. Bu mu dedim sizin akademik anlayışınız. Yazıklar olsun dedim, çok üzüldüm dedim. İşte bir müsteşar gelecek de görüşmeye dedi, benlen görüşmeye gelmesin müsteşar falan dedim, lüzum yok. Biz nereye kontenjan vereceğimizi biliyoruz dedim. Diyor ki bana Avrupa'da öğrenci başına 22 öğrenciye bir öğretim üyesi düşüyor, Türkiye'de 12 öğrenciye 1 öğretim üyesi dedi. Biz o hesapları çoktan yaptık dedim. Bizim strateji raporlarını okuyun çözüm orada var dedim. Terbiyesize bak yahu."

İşte o iki ses kaydı...

http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=32896



--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Kadrolu provokatörler iş başında! - Video

Kadrolu provokatörler iş başında! - Video

Üniversitelerde bir noktadan yönlendirildiği apaçık belli olan başörtüsü karşıtı eylemler devam ediyor.

Eylemcilere dikkatlice bakıldığında olayın perde arkasını anlatan ilginç ayrıntılar ortaya çıkıyor. Sadece mekanın değiştiği eylemlerde aynı şahıslar boy gösteriyor, aynı pankartlar taşınıyor ve yine aynı sloganlar atılıyor.


Tarih 28 Şubat. Yani bugün. Yer Yıldız Teknik Üniversitesi. Grubun ortasında slogan atan bu bayan öğrenci eylem yapıyor. Bu sefer tarih 26 Şubat yani iki gün önce. Aynı öğrenci bu sefer Boğaziçi Üniversitesi'nde başörtüsü karşıtı eylemde kendisine verilen görevi yerine getiriyor.

İşte bir benzerlik daha. Yıldız Üniversitesi'ndeki eylemi organize eden provokatörlerden olan bu şahıs ile Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eylemde pankart taşıyan şahıs aynı kişi.

Yine ayrı ayrı üniversiteler ve yine şaşırtan bir benzerlik. Uzun saçlı ve sakallı bu eylemci her iki kaos provokasyonunda da görev alıyor.

4 eylemin dördünde de kullanılan slogan ve pankartlar yine birebir aynı.

Eylemlerin aynı yerden yönetildiğinin bir diğer bariz işareti ise pankartlar. İşte çarpıcı bir örnek daha. Tarih 27 Şubat 2008. Bilgi Üniversitesi'ndeki başörtüsü karşıtı eylemde "Ak Partiyi istemiyoruz" yazılı pankartlar ellerde. Bundan bir gün önce. Mekan bu sefer Marmara Üniversitesi. Yine aynı pankartlar taşınıyor başörtüsü karşıtı eylemde.

Kişiler aynı, pankartlar aynı, sloganlar aynı. Farklı olan tek şey ise mekanlar. Adeta "nöbetçi eylemci grup" olarak üniversiteleri tek tek dolaşan bu provokatörlerin tek amacı var. O da, 'üniversiteler kaosa sürükleniyor' çığırtkanlığının içini doldurmak. Başörtülü öğrencileri kampüse sokmayan üniversite yönetiminin, bu koskoca pankartların kampüslerin içine girmesine nasıl müsaade ettikleri merak ediliyor. Aslında meraktan da öte kaos provokasyonlarıyla ilgili pek çok ipuçları veriyor.

 

http://www.samanyoluhaber.com/haber-92961.html




--
Bu saman çöpünü kasırgada bırakma Ya Rab.

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!
Yavuz SEMERCÝ

Kadýnlarýn baþýný örtmesi Allah'ýn kelamýdýr… (Bazý din adamlarý Kuran'da ifadesini bulan Allah'ýn kelamýnýn farklý olduðunu ileri sürerler.) Cuma ibadeti önemlidir. Beþ vakit namaz farzdýr. Ýmam nikahý gereklidir. 
Burada Ýslam dininin þartlarýný ve pek çok kuralýný sýralayabilirim, sýralayabilirsiniz. 
Büyük çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlükleri kýsýtlanabilir mi?
Meseleye böyle baktýðýnýzda yanýtýnýz "evet" olabilir mi?
Peki biraz daha ilerleyelim.
Örneðin çalýþma hayatýnýn düzeni, dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlüðünü engelliyor olabilir mi?
Hangi birimiz, iþlerimizi (gerekirse tamamlamadan) býrakýp beþ vakit namaza durabiliyoruz? Neden Cuma günü iþyerleri tatil edilmiyor? Ve neden baþýný örten bir kýzýmýz, yargýç olamýyor, polis olamýyor?
***
Aydýnlarýmýzýn pek çoðu, Siyasal Ýslam'ýn (toplumun dinamiklerinin de etkisiyle) toplumu nasýl dönüþtürmek, toplumsal hayata nasýl din kurallarýný yerleþtirmek istediðini "es" geçiyor. Ve türbanýn bir Truva atý gibi kullanýldýðýný fark edemiyor. Onlara göre üniversitelere (din kuralý nedeniyle) baþýný örten genç kýzlarýmýzýn alýnmamasý anti-demokratik, din ve vicdan özgürlüðüne aykýrý bir uygulama. Peki ayný aydýnlara göre beþ vakit namazýný kýlmak isteyenleri engelleyen çalýþma hayatýmýz ne anlama geliyor? Ve çalýþanlar neden cuma günleri, camiye giderek ibadetlerine uzunca bir vakit ayýramýyorlar.
Örneðin ben iþyerimi Cuma günü kapatabilir miyim? Veya neden kapatamýyorum? Resmi tatilin Pazar günü olmasýnýn, benim ibadet özgürlüðümü kýsýtlayýcý bir yaný yok mu?
Bu benzeri sorulara inanç özgürlüðü kapsamýnda yanýt aranamaz mý?
Bu tip taleplerin henüz siyasallaþmamasý nedeniyle mi konu hakkýnda fikir beyan edilmiyor?
***
Laikliði sadece din ve vicdan özgürlüðü olarak görenler, bu tanýmýn içini bilerek veya bilmeyerek boþaltýyor. Laiklik, din ve devlet iþlerini birbirinden ayýrmasýnýn yaný sýra, özetinde devletin kurallarýyla dini kurallarýn çatýþtýðý veya çeliþtiði yerde devletin kurallarýný geçerli kabul eden bir anlayýþ.
Bu anlayýþ, çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede (dini referans noktasý yaparak) toplumsal hayatý dönüþtürmek isteyenlerin önündeki büyük engeldir. Ayrýca hukuku üstün kýlmak gibi önemli bir fonksiyonu var.
Denebilir ki, Müslüman adet ve inanýþlarýnýn hayatýn her alanýnda yaþanmasý ve yaþatýlmasýndan neden korkuyorsunuz? Neden karþýsýnýz?
Doðrudur, bu tip sorular baþladýðýnda karþý koymanýz, yanýt yetiþtirmeniz imkansýzdýr. Derdinizi anlatamazsýnýz. Ve din düþmaný olarak görülme ihtimaliniz öyle yüksektir ki, sesiniz bile çýkmaz.  Söyleyeceklerinizin Ýslam karþýtlýðý þeklinde algýlanmasý aslýnda dindar insanlarýn da hatasý deðildir. Son yýllarda laikliði, Ýslam karþýtlýðý þeklinde sunan görüþlerin, dindar insanlarý gerici diyerek aþaðýlayan anlayýþlarýn yarattýðý bir tepki ortamýnýn varlýðý da inkar edilemez.
***
Özetinde Anayasa'da deðiþtirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin varlýðýyla Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti deðil, bir hukuk devleti þeklinde yaþamýný sürdürüyor. (Yeni bir Anayasa yapma fikrinin gerisinde, söz konusu maddelerin arkasýndan dolanma niyeti olup olmadýðý mutlaka tartýþýlmalý.)   
Sonuçta, üniversitelerde türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý büyük toplumsal dönüþümün ateþleyicisidir. Konu üç-beþ genç kýzýmýzýn baþýný örterek öðrenim görmesinin ötesinde anlam taþýyor ve yukarýda sýraladýðým sorular peþ peþe gelecektir. Çoðunluk din kurallarýný talep etmeye baþlayacaktýr.  
Bu nedenle türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý (arkasýndaki toplumsal desteðin de etkisiyle) baraj kapaðýnýn kontrollü olarak  açýlmasý deðil, baraj duvarýnýn patlatýlmasýdýr.  
Siz hazýrsanýz sorun yok…
Ben ise türban olayýný basit bir özgürlük ve demokratikleþme meselesi olarak görenlerin, serbestlikle baþlayacak yeni dönemin sonuçlarýný hesaba katmadýklarýný düþünenlerdenim.
Dünyanýn hýzla dindarlaþtýðý bir dönemde, laiklik ilkesinin arkasýnda korunmaya çalýþmayý beyhude bir çaba olarak görenleriniz olabilir. 
Yine de söz söyleme hakkýmý kullanmak istedim ve ekonomi dýþýna taþtým. Affýnýza sýðýnýyorum...

 
keskinbicakone
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!
Yavuz SEMERCÝ

Kadýnlarýn baþýný örtmesi Allah'ýn kelamýdýr… (Bazý din adamlarý Kuran'da ifadesini bulan Allah'ýn kelamýnýn farklý olduðunu ileri sürerler.) Cuma ibadeti önemlidir. Beþ vakit namaz farzdýr. Ýmam nikahý gereklidir. 
Burada Ýslam dininin þartlarýný ve pek çok kuralýný sýralayabilirim, sýralayabilirsiniz. 
Büyük çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlükleri kýsýtlanabilir mi?
Meseleye böyle baktýðýnýzda yanýtýnýz "evet" olabilir mi?
Peki biraz daha ilerleyelim.
Örneðin çalýþma hayatýnýn düzeni, dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlüðünü engelliyor olabilir mi?
Hangi birimiz, iþlerimizi (gerekirse tamamlamadan) býrakýp beþ vakit namaza durabiliyoruz? Neden Cuma günü iþyerleri tatil edilmiyor? Ve neden baþýný örten bir kýzýmýz, yargýç olamýyor, polis olamýyor?
***
Aydýnlarýmýzýn pek çoðu, Siyasal Ýslam'ýn (toplumun dinamiklerinin de etkisiyle) toplumu nasýl dönüþtürmek, toplumsal hayata nasýl din kurallarýný yerleþtirmek istediðini "es" geçiyor. Ve türbanýn bir Truva atý gibi kullanýldýðýný fark edemiyor. Onlara göre üniversitelere (din kuralý nedeniyle) baþýný örten genç kýzlarýmýzýn alýnmamasý anti-demokratik, din ve vicdan özgürlüðüne aykýrý bir uygulama. Peki ayný aydýnlara göre beþ vakit namazýný kýlmak isteyenleri engelleyen çalýþma hayatýmýz ne anlama geliyor? Ve çalýþanlar neden cuma günleri, camiye giderek ibadetlerine uzunca bir vakit ayýramýyorlar.
Örneðin ben iþyerimi Cuma günü kapatabilir miyim? Veya neden kapatamýyorum? Resmi tatilin Pazar günü olmasýnýn, benim ibadet özgürlüðümü kýsýtlayýcý bir yaný yok mu?
Bu benzeri sorulara inanç özgürlüðü kapsamýnda yanýt aranamaz mý?
Bu tip taleplerin henüz siyasallaþmamasý nedeniyle mi konu hakkýnda fikir beyan edilmiyor?
***
Laikliði sadece din ve vicdan özgürlüðü olarak görenler, bu tanýmýn içini bilerek veya bilmeyerek boþaltýyor. Laiklik, din ve devlet iþlerini birbirinden ayýrmasýnýn yaný sýra, özetinde devletin kurallarýyla dini kurallarýn çatýþtýðý veya çeliþtiði yerde devletin kurallarýný geçerli kabul eden bir anlayýþ.
Bu anlayýþ, çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede (dini referans noktasý yaparak) toplumsal hayatý dönüþtürmek isteyenlerin önündeki büyük engeldir. Ayrýca hukuku üstün kýlmak gibi önemli bir fonksiyonu var.
Denebilir ki, Müslüman adet ve inanýþlarýnýn hayatýn her alanýnda yaþanmasý ve yaþatýlmasýndan neden korkuyorsunuz? Neden karþýsýnýz?
Doðrudur, bu tip sorular baþladýðýnda karþý koymanýz, yanýt yetiþtirmeniz imkansýzdýr. Derdinizi anlatamazsýnýz. Ve din düþmaný olarak görülme ihtimaliniz öyle yüksektir ki, sesiniz bile çýkmaz.  Söyleyeceklerinizin Ýslam karþýtlýðý þeklinde algýlanmasý aslýnda dindar insanlarýn da hatasý deðildir. Son yýllarda laikliði, Ýslam karþýtlýðý þeklinde sunan görüþlerin, dindar insanlarý gerici diyerek aþaðýlayan anlayýþlarýn yarattýðý bir tepki ortamýnýn varlýðý da inkar edilemez.
***
Özetinde Anayasa'da deðiþtirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin varlýðýyla Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti deðil, bir hukuk devleti þeklinde yaþamýný sürdürüyor. (Yeni bir Anayasa yapma fikrinin gerisinde, söz konusu maddelerin arkasýndan dolanma niyeti olup olmadýðý mutlaka tartýþýlmalý.)   
Sonuçta, üniversitelerde türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý büyük toplumsal dönüþümün ateþleyicisidir. Konu üç-beþ genç kýzýmýzýn baþýný örterek öðrenim görmesinin ötesinde anlam taþýyor ve yukarýda sýraladýðým sorular peþ peþe gelecektir. Çoðunluk din kurallarýný talep etmeye baþlayacaktýr.  
Bu nedenle türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý (arkasýndaki toplumsal desteðin de etkisiyle) baraj kapaðýnýn kontrollü olarak  açýlmasý deðil, baraj duvarýnýn patlatýlmasýdýr.  
Siz hazýrsanýz sorun yok…
Ben ise türban olayýný basit bir özgürlük ve demokratikleþme meselesi olarak görenlerin, serbestlikle baþlayacak yeni dönemin sonuçlarýný hesaba katmadýklarýný düþünenlerdenim.
Dünyanýn hýzla dindarlaþtýðý bir dönemde, laiklik ilkesinin arkasýnda korunmaya çalýþmayý beyhude bir çaba olarak görenleriniz olabilir. 
Yine de söz söyleme hakkýmý kullanmak istedim ve ekonomi dýþýna taþtým. Affýnýza sýðýnýyorum...

 
keskinbicakone
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!
Yavuz SEMERCÝ

Kadýnlarýn baþýný örtmesi Allah'ýn kelamýdýr… (Bazý din adamlarý Kuran'da ifadesini bulan Allah'ýn kelamýnýn farklý olduðunu ileri sürerler.) Cuma ibadeti önemlidir. Beþ vakit namaz farzdýr. Ýmam nikahý gereklidir. 
Burada Ýslam dininin þartlarýný ve pek çok kuralýný sýralayabilirim, sýralayabilirsiniz. 
Büyük çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlükleri kýsýtlanabilir mi?
Meseleye böyle baktýðýnýzda yanýtýnýz "evet" olabilir mi?
Peki biraz daha ilerleyelim.
Örneðin çalýþma hayatýnýn düzeni, dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlüðünü engelliyor olabilir mi?
Hangi birimiz, iþlerimizi (gerekirse tamamlamadan) býrakýp beþ vakit namaza durabiliyoruz? Neden Cuma günü iþyerleri tatil edilmiyor? Ve neden baþýný örten bir kýzýmýz, yargýç olamýyor, polis olamýyor?
***
Aydýnlarýmýzýn pek çoðu, Siyasal Ýslam'ýn (toplumun dinamiklerinin de etkisiyle) toplumu nasýl dönüþtürmek, toplumsal hayata nasýl din kurallarýný yerleþtirmek istediðini "es" geçiyor. Ve türbanýn bir Truva atý gibi kullanýldýðýný fark edemiyor. Onlara göre üniversitelere (din kuralý nedeniyle) baþýný örten genç kýzlarýmýzýn alýnmamasý anti-demokratik, din ve vicdan özgürlüðüne aykýrý bir uygulama. Peki ayný aydýnlara göre beþ vakit namazýný kýlmak isteyenleri engelleyen çalýþma hayatýmýz ne anlama geliyor? Ve çalýþanlar neden cuma günleri, camiye giderek ibadetlerine uzunca bir vakit ayýramýyorlar.
Örneðin ben iþyerimi Cuma günü kapatabilir miyim? Veya neden kapatamýyorum? Resmi tatilin Pazar günü olmasýnýn, benim ibadet özgürlüðümü kýsýtlayýcý bir yaný yok mu?
Bu benzeri sorulara inanç özgürlüðü kapsamýnda yanýt aranamaz mý?
Bu tip taleplerin henüz siyasallaþmamasý nedeniyle mi konu hakkýnda fikir beyan edilmiyor?
***
Laikliði sadece din ve vicdan özgürlüðü olarak görenler, bu tanýmýn içini bilerek veya bilmeyerek boþaltýyor. Laiklik, din ve devlet iþlerini birbirinden ayýrmasýnýn yaný sýra, özetinde devletin kurallarýyla dini kurallarýn çatýþtýðý veya çeliþtiði yerde devletin kurallarýný geçerli kabul eden bir anlayýþ.
Bu anlayýþ, çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede (dini referans noktasý yaparak) toplumsal hayatý dönüþtürmek isteyenlerin önündeki büyük engeldir. Ayrýca hukuku üstün kýlmak gibi önemli bir fonksiyonu var.
Denebilir ki, Müslüman adet ve inanýþlarýnýn hayatýn her alanýnda yaþanmasý ve yaþatýlmasýndan neden korkuyorsunuz? Neden karþýsýnýz?
Doðrudur, bu tip sorular baþladýðýnda karþý koymanýz, yanýt yetiþtirmeniz imkansýzdýr. Derdinizi anlatamazsýnýz. Ve din düþmaný olarak görülme ihtimaliniz öyle yüksektir ki, sesiniz bile çýkmaz.  Söyleyeceklerinizin Ýslam karþýtlýðý þeklinde algýlanmasý aslýnda dindar insanlarýn da hatasý deðildir. Son yýllarda laikliði, Ýslam karþýtlýðý þeklinde sunan görüþlerin, dindar insanlarý gerici diyerek aþaðýlayan anlayýþlarýn yarattýðý bir tepki ortamýnýn varlýðý da inkar edilemez.
***
Özetinde Anayasa'da deðiþtirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin varlýðýyla Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti deðil, bir hukuk devleti þeklinde yaþamýný sürdürüyor. (Yeni bir Anayasa yapma fikrinin gerisinde, söz konusu maddelerin arkasýndan dolanma niyeti olup olmadýðý mutlaka tartýþýlmalý.)   
Sonuçta, üniversitelerde türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý büyük toplumsal dönüþümün ateþleyicisidir. Konu üç-beþ genç kýzýmýzýn baþýný örterek öðrenim görmesinin ötesinde anlam taþýyor ve yukarýda sýraladýðým sorular peþ peþe gelecektir. Çoðunluk din kurallarýný talep etmeye baþlayacaktýr.  
Bu nedenle türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý (arkasýndaki toplumsal desteðin de etkisiyle) baraj kapaðýnýn kontrollü olarak  açýlmasý deðil, baraj duvarýnýn patlatýlmasýdýr.  
Siz hazýrsanýz sorun yok…
Ben ise türban olayýný basit bir özgürlük ve demokratikleþme meselesi olarak görenlerin, serbestlikle baþlayacak yeni dönemin sonuçlarýný hesaba katmadýklarýný düþünenlerdenim.
Dünyanýn hýzla dindarlaþtýðý bir dönemde, laiklik ilkesinin arkasýnda korunmaya çalýþmayý beyhude bir çaba olarak görenleriniz olabilir. 
Yine de söz söyleme hakkýmý kullanmak istedim ve ekonomi dýþýna taþtým. Affýnýza sýðýnýyorum...

 
keskinbicakone
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!
Yavuz SEMERCÝ

Kadýnlarýn baþýný örtmesi Allah'ýn kelamýdýr… (Bazý din adamlarý Kuran'da ifadesini bulan Allah'ýn kelamýnýn farklý olduðunu ileri sürerler.) Cuma ibadeti önemlidir. Beþ vakit namaz farzdýr. Ýmam nikahý gereklidir. 
Burada Ýslam dininin þartlarýný ve pek çok kuralýný sýralayabilirim, sýralayabilirsiniz. 
Büyük çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlükleri kýsýtlanabilir mi?
Meseleye böyle baktýðýnýzda yanýtýnýz "evet" olabilir mi?
Peki biraz daha ilerleyelim.
Örneðin çalýþma hayatýnýn düzeni, dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlüðünü engelliyor olabilir mi?
Hangi birimiz, iþlerimizi (gerekirse tamamlamadan) býrakýp beþ vakit namaza durabiliyoruz? Neden Cuma günü iþyerleri tatil edilmiyor? Ve neden baþýný örten bir kýzýmýz, yargýç olamýyor, polis olamýyor?
***
Aydýnlarýmýzýn pek çoðu, Siyasal Ýslam'ýn (toplumun dinamiklerinin de etkisiyle) toplumu nasýl dönüþtürmek, toplumsal hayata nasýl din kurallarýný yerleþtirmek istediðini "es" geçiyor. Ve türbanýn bir Truva atý gibi kullanýldýðýný fark edemiyor. Onlara göre üniversitelere (din kuralý nedeniyle) baþýný örten genç kýzlarýmýzýn alýnmamasý anti-demokratik, din ve vicdan özgürlüðüne aykýrý bir uygulama. Peki ayný aydýnlara göre beþ vakit namazýný kýlmak isteyenleri engelleyen çalýþma hayatýmýz ne anlama geliyor? Ve çalýþanlar neden cuma günleri, camiye giderek ibadetlerine uzunca bir vakit ayýramýyorlar.
Örneðin ben iþyerimi Cuma günü kapatabilir miyim? Veya neden kapatamýyorum? Resmi tatilin Pazar günü olmasýnýn, benim ibadet özgürlüðümü kýsýtlayýcý bir yaný yok mu?
Bu benzeri sorulara inanç özgürlüðü kapsamýnda yanýt aranamaz mý?
Bu tip taleplerin henüz siyasallaþmamasý nedeniyle mi konu hakkýnda fikir beyan edilmiyor?
***
Laikliði sadece din ve vicdan özgürlüðü olarak görenler, bu tanýmýn içini bilerek veya bilmeyerek boþaltýyor. Laiklik, din ve devlet iþlerini birbirinden ayýrmasýnýn yaný sýra, özetinde devletin kurallarýyla dini kurallarýn çatýþtýðý veya çeliþtiði yerde devletin kurallarýný geçerli kabul eden bir anlayýþ.
Bu anlayýþ, çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede (dini referans noktasý yaparak) toplumsal hayatý dönüþtürmek isteyenlerin önündeki büyük engeldir. Ayrýca hukuku üstün kýlmak gibi önemli bir fonksiyonu var.
Denebilir ki, Müslüman adet ve inanýþlarýnýn hayatýn her alanýnda yaþanmasý ve yaþatýlmasýndan neden korkuyorsunuz? Neden karþýsýnýz?
Doðrudur, bu tip sorular baþladýðýnda karþý koymanýz, yanýt yetiþtirmeniz imkansýzdýr. Derdinizi anlatamazsýnýz. Ve din düþmaný olarak görülme ihtimaliniz öyle yüksektir ki, sesiniz bile çýkmaz.  Söyleyeceklerinizin Ýslam karþýtlýðý þeklinde algýlanmasý aslýnda dindar insanlarýn da hatasý deðildir. Son yýllarda laikliði, Ýslam karþýtlýðý þeklinde sunan görüþlerin, dindar insanlarý gerici diyerek aþaðýlayan anlayýþlarýn yarattýðý bir tepki ortamýnýn varlýðý da inkar edilemez.
***
Özetinde Anayasa'da deðiþtirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin varlýðýyla Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti deðil, bir hukuk devleti þeklinde yaþamýný sürdürüyor. (Yeni bir Anayasa yapma fikrinin gerisinde, söz konusu maddelerin arkasýndan dolanma niyeti olup olmadýðý mutlaka tartýþýlmalý.)   
Sonuçta, üniversitelerde türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý büyük toplumsal dönüþümün ateþleyicisidir. Konu üç-beþ genç kýzýmýzýn baþýný örterek öðrenim görmesinin ötesinde anlam taþýyor ve yukarýda sýraladýðým sorular peþ peþe gelecektir. Çoðunluk din kurallarýný talep etmeye baþlayacaktýr.  
Bu nedenle türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý (arkasýndaki toplumsal desteðin de etkisiyle) baraj kapaðýnýn kontrollü olarak  açýlmasý deðil, baraj duvarýnýn patlatýlmasýdýr.  
Siz hazýrsanýz sorun yok…
Ben ise türban olayýný basit bir özgürlük ve demokratikleþme meselesi olarak görenlerin, serbestlikle baþlayacak yeni dönemin sonuçlarýný hesaba katmadýklarýný düþünenlerdenim.
Dünyanýn hýzla dindarlaþtýðý bir dönemde, laiklik ilkesinin arkasýnda korunmaya çalýþmayý beyhude bir çaba olarak görenleriniz olabilir. 
Yine de söz söyleme hakkýmý kullanmak istedim ve ekonomi dýþýna taþtým. Affýnýza sýðýnýyorum...

 
keskinbicakone
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!

Türbana özgürlük barajýn yýkýlmasýdýr!
Yavuz SEMERCÝ

Kadýnlarýn baþýný örtmesi Allah'ýn kelamýdýr… (Bazý din adamlarý Kuran'da ifadesini bulan Allah'ýn kelamýnýn farklý olduðunu ileri sürerler.) Cuma ibadeti önemlidir. Beþ vakit namaz farzdýr. Ýmam nikahý gereklidir. 
Burada Ýslam dininin þartlarýný ve pek çok kuralýný sýralayabilirim, sýralayabilirsiniz. 
Büyük çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlükleri kýsýtlanabilir mi?
Meseleye böyle baktýðýnýzda yanýtýnýz "evet" olabilir mi?
Peki biraz daha ilerleyelim.
Örneðin çalýþma hayatýnýn düzeni, dinini kurallarýyla yaþamak isteyen bireylerin özgürlüðünü engelliyor olabilir mi?
Hangi birimiz, iþlerimizi (gerekirse tamamlamadan) býrakýp beþ vakit namaza durabiliyoruz? Neden Cuma günü iþyerleri tatil edilmiyor? Ve neden baþýný örten bir kýzýmýz, yargýç olamýyor, polis olamýyor?
***
Aydýnlarýmýzýn pek çoðu, Siyasal Ýslam'ýn (toplumun dinamiklerinin de etkisiyle) toplumu nasýl dönüþtürmek, toplumsal hayata nasýl din kurallarýný yerleþtirmek istediðini "es" geçiyor. Ve türbanýn bir Truva atý gibi kullanýldýðýný fark edemiyor. Onlara göre üniversitelere (din kuralý nedeniyle) baþýný örten genç kýzlarýmýzýn alýnmamasý anti-demokratik, din ve vicdan özgürlüðüne aykýrý bir uygulama. Peki ayný aydýnlara göre beþ vakit namazýný kýlmak isteyenleri engelleyen çalýþma hayatýmýz ne anlama geliyor? Ve çalýþanlar neden cuma günleri, camiye giderek ibadetlerine uzunca bir vakit ayýramýyorlar.
Örneðin ben iþyerimi Cuma günü kapatabilir miyim? Veya neden kapatamýyorum? Resmi tatilin Pazar günü olmasýnýn, benim ibadet özgürlüðümü kýsýtlayýcý bir yaný yok mu?
Bu benzeri sorulara inanç özgürlüðü kapsamýnda yanýt aranamaz mý?
Bu tip taleplerin henüz siyasallaþmamasý nedeniyle mi konu hakkýnda fikir beyan edilmiyor?
***
Laikliði sadece din ve vicdan özgürlüðü olarak görenler, bu tanýmýn içini bilerek veya bilmeyerek boþaltýyor. Laiklik, din ve devlet iþlerini birbirinden ayýrmasýnýn yaný sýra, özetinde devletin kurallarýyla dini kurallarýn çatýþtýðý veya çeliþtiði yerde devletin kurallarýný geçerli kabul eden bir anlayýþ.
Bu anlayýþ, çoðunluðu Müslüman olan bir ülkede (dini referans noktasý yaparak) toplumsal hayatý dönüþtürmek isteyenlerin önündeki büyük engeldir. Ayrýca hukuku üstün kýlmak gibi önemli bir fonksiyonu var.
Denebilir ki, Müslüman adet ve inanýþlarýnýn hayatýn her alanýnda yaþanmasý ve yaþatýlmasýndan neden korkuyorsunuz? Neden karþýsýnýz?
Doðrudur, bu tip sorular baþladýðýnda karþý koymanýz, yanýt yetiþtirmeniz imkansýzdýr. Derdinizi anlatamazsýnýz. Ve din düþmaný olarak görülme ihtimaliniz öyle yüksektir ki, sesiniz bile çýkmaz.  Söyleyeceklerinizin Ýslam karþýtlýðý þeklinde algýlanmasý aslýnda dindar insanlarýn da hatasý deðildir. Son yýllarda laikliði, Ýslam karþýtlýðý þeklinde sunan görüþlerin, dindar insanlarý gerici diyerek aþaðýlayan anlayýþlarýn yarattýðý bir tepki ortamýnýn varlýðý da inkar edilemez.
***
Özetinde Anayasa'da deðiþtirilmesi teklif dahi edilemez maddelerin varlýðýyla Türkiye Cumhuriyeti bir din devleti deðil, bir hukuk devleti þeklinde yaþamýný sürdürüyor. (Yeni bir Anayasa yapma fikrinin gerisinde, söz konusu maddelerin arkasýndan dolanma niyeti olup olmadýðý mutlaka tartýþýlmalý.)   
Sonuçta, üniversitelerde türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý büyük toplumsal dönüþümün ateþleyicisidir. Konu üç-beþ genç kýzýmýzýn baþýný örterek öðrenim görmesinin ötesinde anlam taþýyor ve yukarýda sýraladýðým sorular peþ peþe gelecektir. Çoðunluk din kurallarýný talep etmeye baþlayacaktýr.  
Bu nedenle türban yasaðýnýn kaldýrýlmasý (arkasýndaki toplumsal desteðin de etkisiyle) baraj kapaðýnýn kontrollü olarak  açýlmasý deðil, baraj duvarýnýn patlatýlmasýdýr.  
Siz hazýrsanýz sorun yok…
Ben ise türban olayýný basit bir özgürlük ve demokratikleþme meselesi olarak görenlerin, serbestlikle baþlayacak yeni dönemin sonuçlarýný hesaba katmadýklarýný düþünenlerdenim.
Dünyanýn hýzla dindarlaþtýðý bir dönemde, laiklik ilkesinin arkasýnda korunmaya çalýþmayý beyhude bir çaba olarak görenleriniz olabilir. 
Yine de söz söyleme hakkýmý kullanmak istedim ve ekonomi dýþýna taþtým. Affýnýza sýðýnýyorum...

 
keskinbicakone
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Özcan AKP'nin taşeronluğunu yapıyor

Türbanla ilgili açıklamaları nedeniyle YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na "görevini kötüye kullanma, kanunlara uymamaya tahrik" suçlamasıyla suç duyurusunda bulunan CHP, Özcan'a sert tepki gösterdi.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Özcan'ı "AKP'nin taşeronluğu"nu yapmakla suçlarken görevinden ayrılması gerektiğini kaydetti. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay da, YÖK Başkanı'nın kendisini seçen kadroya diyet borcunu ödemek için türbanla sorumlu bir kişi kimliğine büründüğünü söyledi.

CHP Grup Başkanvekilleri Hakkı Süha Okay ve Kemal Kılıçdaroğlu, dün YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları suç duyurusuyla ilgili Meclis'te basın toplantısı düzenledi. CHP Grup Başkanvekilleri Hakkı Süha Okay, Kemal Anadol ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı başvuruda, türbanla ilgili açıklamaları ve üniversitelere gönderdiği yazı nedeniyle YÖK Başkanı Özcan hakkında "görevini kötüye kullanma ve kanunlara uymamaya tahrik" suçlamasında bulunuldu.

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay basın toplantısında YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan'ın seçildiği günden itibaren kendini seçen kadroya diyet borcunu ödemek için, üniversitelerle ahenkli bir çalışma yapmak yerine türbanla sorumlu bir kişi kimliğine büründüğünü savundu. Özcan'ın göreve gelir gelmez türban konusunda yaptığı açıklamaların "hukuk tanımazlık örneği" olduğunu kaydeden Okay, Özcan'ın, türbanla ilgili anayasanın 10 ve 42'nci maddelerinde yapılan değişiklik yürürlüğe girmeden uygulanmasını istemesinin de hukuk tanımazlığının göstergesi olduğunu söyledi. Okay, YÖK Başkanı'nın görev ve yetkisi olmadığı halde yaptığı üniversitelere türbanla girileceği açıklamasının üniversite kapılarında yer gerginliklere sebep olduğunu söyledi. Okay, "YÖK Başkanı'nın üniversitelere gönderdiği yazının hukuk anlamında hiçbir anlamı yok. Bunu hukuk tanımazlık olarak kabul etmek gerekir. YÖK Başkanı sadece türbanla sorumluymuş gibi işini gücünü bırakıp talimat vermeye kalktı" dedi.

CHP Grup başkanvekilleri olarak Özcan hakkında suç duyurusunda bulunduklarını kaydeden Okay, "Bundan sonraki süreç savcılığın sorumluluğundadır. Savcılık Milli Eğitim Bakanlığı'na yazı gönderecek. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda soruşturma açılmasına izin vermezse idare yargıda biz prosedürü sürdürme kararlılığındayız" dedi.

"YÖK BAŞKANI AKP'NİN TAŞERONU"

Basın toplantısında CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu ise bugüne kadar hiçbir üst düzey yöneticinin Anayasa Mahkemesi'nin kararlarını bu kadar hiçe saymadığını belirterek "Bir bilim insanı olduğunu iddia eden YÖK Başkanı, Türkiye hukuk devleti değilmiş gibi, bu düşüncelerini sıkılmadan dile getirdi. Bugüne kadar hiçbir üst düzey yönetici bu kadar AKP'nin taşeronluğuna soyunmadı. Bugün AKP'nin taşeronu konumunda bir YÖK Başkanı var" dedi.

Kılıçdaroğlu, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın daha önce YÖK Başkanı Özcan hakkındaki sözlerini hatırlatarak "YÖK Başkanı bir bakan tarafından aşağılanmasına rağmen, onurunu koruyacak tek söz söylemedi. YÖK Başkanı Bakan Unakıtan'ın sözlerine tepki göstermeli ve oturduğu o koltuktan kalkmalıydı. Eğer ısrarla koltuğunda oturuyorsa, AKP'nin taşeronluğuna soyunmuş demektir.Hiçbir üst düzey yönetici bu kadar kısa sürede kendini bu kadar yıpratmamıştı. Artık YÖK Başkanının görevini bırakması ve cumhuriyet savcılarının harekete geçmesi gerekir" diye konuştu. Kılıçdaroğlu suç duyurusunda bulunarak cumhuriyet savcılarını göreve davet ettiklerini ve YÖK Başkanı hakkında soruşturma açılmasını istediklerini söyledi.



--
SİYASETLE İLGİLENMEYEN AYDINLARI BEKLEYEN KAÇINILMAZ SONUÇ, CAHİLLER TARAFINDAN YÖNETİLMEYE RAZI OLMAKTIR.

EFLATUN

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ŞEKERİMİZİN TADI YOK OLUYOR -5

ŞEKERİMİZİN TADI YOK OLUYOR ! -5

SAYIN YAŞAR ERBOZ VE MACİT SOYDAN TARAFINDAN HAZIRLANAN  BU ARAŞTIRMA YAZISI, BEŞ BÖLÜM HALİNDE YENİÇAĞ GAZETESİNDE "ŞEKERE SALDIRININ ANATOMİSİ" BAŞLIĞINDA YAYINLANMIŞTIR.

 

image001105.jpg

Avrupa Birliği, yeniden belirlediği şeker reformuyla dünya şeker tekelini yeniden elinde tutmak için harekete geçti

* AB'nin şeker politikası enteresan. Fransa ve Almanya gibi ülkeler şeker üretimini düşürmezken, diğer ülkelerden ise fedakarlık yapmaları isteniyor

* Reform kapsamında Türk şeker sektörünü doğrudan etkileyecek en önemli öneriler ise;
kota, fiyat ve yeniden yapılandırmaya yönelik düzenlemeleri kapsıyor

Dünyanın önde gelen şeker üreticileri arasında yer alan Fransa ve Almanya'yı da bünyesinde barındıran Avrupa Birliği (AB), yeniden düzenlediği şeker rejimi ve yaptığı şeker reformuyla, üretimi ve dünyadaki şeker tekelini yeniden eline geçirmek istiyor. Bu müthiş avantajı hiçbir ülke ya da ülkeler topluluğu ile paylaşmak istemeyen AB'nin, bu yöndeki politikaları son derece dikkat çekici. AB'nin belli başlı merkez ülkeleri Fransa ve Almanya şeker üretimlerini düşürmezken, bunun yerine, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkelerden fedakarlık yapmaları bekleniyor. AB, ithal edeceği şekerin büyük bir kısmını üye ülkelerden gerçekleştireceği için burada bir kayba uğramayacağı ortada.

Avantaj kaybolacak
Bu açıdan bakıldığı zaman, Türkiye yine Avrupa Birliği ülkeleri karşısında avantajlı bir konumda olmasına rağmen, avantajını kaybedecek. Daha doğru bir ifadeyle, Türkiye'nin bu avantajını kaybetmesi talep ediliyor. AB şeker reformu kapsamında Türk şeker sektörünü doğrudan etkileyecek en önemli öneriler; kota, fiyat ve yeniden yapılandırmaya yönelik düzenlemeler olarak göze çarpıyor. AB'de halen yüzde 2 olarak uygulanan izoglikoz kotasına karşın, ülkemizde toplam nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotası yasa ile yüzde 10 olarak kabul edilmiş olup, son 3 yılda yüzde 50 oranında arttırılarak yüzde 15 olarak uygulanmıştır.

Rekabet edemeyiz
Reform kapsamında artırılması öngörülen izoglikoz kotasına uyum sağlanabilmesi için, öncelikle ülkemizdeki nişasta bazlı şeker kotasının Avrupa Birliği'ne uyumlu hale getirilmesi gerekmektedir. AB şeker rejimine ilişkin reformlar arasında şeker üretiminin daha az rekabetçi şartlarda şeker üreten üye ülkelerden, daha fazla rekabetçi şartlara sahip ülkelere aktarılması yer almaktadır. Bu amaçla şeker kotalarının üye ülkeler arasında transfer edilebilmesine imkan sağlanacaktır. Bu da AB'ye üyelik durumunda sanayimiz bünyesindeki verimlilik ve kârlılığı düşük olan fabrikaların kapanmasına, şekerde iç piyasanın AB şekerine karşı rekabet gücünün daha da azalmasına ve sonuçta Türk şeker sektörünün çökmesine neden olabilecektir. Bu nedenle, ihtiyaca cevap verecek miktarda üretim istikrarı ve ülke şeker kotasının belli bir düzeyin altına düşmemesi gerekmektedir. Türkiye şeker sektörü, en büyük pancar şekeri üreticisi konumunda bulunan AB'nin pancar ve şeker fiyatlarına yönelik yeni düzenlemelerinden de olumsuz etkilenecektir.

İndirim isteyecek
Ayrıca, reform kapsamında Avrupa Birliği'in pancar fiyatlarında yüzde 49, şeker fiyatlarında yüzde 36 oranında indirim öngören fiyat düzenlemeleri, sektörün varlığını tehdit edecek. Sektörümüzün devamlılığı için; fabrikaların teknoloji ve ölçek büyüklüğü açısından revize edilerek üretim ve işleme maliyetlerinin düşürülmesi yönündeki tedbirlerin bir an önce alınması ile mümkün olabilecektir.

Pancar sektörü büyük tehditle karşı karşıya
AB'ye üyelik halinde "Gönüllü Yeniden Yapılanma" programı, özellikle verimi yüksek bölgeler dışındaki fabrikalarımız için tehdit oluşturabilecek, pancar sektörünü tehdit edecek. Türk şeker sektörünün AB şeker reformları ışığında  sürdürülebilirliğini sağlamak için;
* Üreticiden tüketiciye uzanan zincirin her halkasında yeni bir yapının kurulması, 
* Fabrikaların gerekli şekilde revize edilerek teknolojilerinin yenilenmesi, 
* 4634 sayılı Şeker Kanunu ile ülkemizde şeker sektörünün düzenlenmesi, 
* Sektörün kendi kendini finanse edebilmesinin yasal düzenlemelerle güçlendirilmesi, 
* İç talep ve güvenlik stoku riske edilmeden, üretimin faal tutulması, 
* Sektörü ithalat baskısından koruyacak şekilde en az tarife indirimiyle sonuçlandırılarak şekerin hassas ürün kapsamına alınması,
* NBŞ için uygulanmakta olan kotanın AB'ye uyumlu hale getirilmesi, 
* Tam üyelikten önce AB ülkelerinin şeker sektöründe uyguladığı verimi ve verimliliği artıran mekanizmaların ülkemiz sektöründe de uygulanması gerekmektedir.


Çiftçiye destek yok
Ülkemizde şeker fabrikalarını şeker pancarı çiftçisi finanse etmektedir. Üretim, devletin hiç bir katkısı olmadan gerçekleştirilmektedir
Türkiye'deki kamu ve özel sektör şeker fabrikaları çiftçiden satın aldıkları pancarlardan ürettikleri şeker satışları ile faaliyetlerini sürdürmektedir. Devletin bugün itibariyle şeker sektörüne hiçbir finans katkısı bulunmamaktadır. Şeker fabrikalarını pancar çiftçisi finanse etmekte, devletin hiç katkısı olmadan şeker üretimi gerçekleşmektedir. Türkiye, pancar şekeri üreten ülkeler arasında bu sektörü koruyup desteklemeyen tek ülke konumundadır. Bu nedenle ülkemizin de acilen yeni ve dünyayla uyumlu bir pancar üretim politikası oluşturması ve isabetli kararlar alarak uygulamaya koyması hayati önem taşımaktadır. Türkiye, uluslararası üstünlüğe sahip olduğu, ihraç potansiyeli yüksek bu üründe ithalatçı konuma düşmemek için gereğini bir an önce yapmalıdır.

İthalata karşı koruma
Bu çerçevede, AB ülkelerindeki gibi destekleme ve koruma mekanizmalarının işletilmesini temin edecek, ihracatı temin edecek şekilde kaynak sağlayacak bir Şeker Fonu oluşturulmalıdır.  Öte yandan ülkemizde şeker ithalatından alınan gümrük vergisi son 10 yılda her yıl yüzde 1 oranında azaltılmak suretiyle 2004 yılı için yüzde 135'e çekilmiş, halen bunun üzerinden işlem yapılmaktadır. Türkiye'nin bu oranı AB ülkelerinde olduğu gibi yüzde 200'e çıkartarak sektörü ithalata karşı daha etkili bir şekilde koruma imkanı mevcuttur.

AB (25) ÜLKELERİ VE TÜRKİYE'DE PANCAR ŞEKERİ KOTALARI (2006/2007)
Almanya 2.895.942
Fransa (Anakara) 2.760.245
TÜRKİYE 2.107,000
Polonya 1.498.046
İtalya 1.342,672
İngiltere 1.005.863
İspanya 896.567
Hollanda 732.715
Belçika 701.595
Fransa (Denizaşırı) 423.912
Çek Cumhuriyeti 411.332
Macaristan 411.332
Macaristan 363.966
Danimarka 353.216
Avusturya 330.079
İsveç 325.728
Yunanistan 280.323
Slovakya 183.225
İrlanda 176.245
Finlandiya 129.156
Letonya 94.161
Portekiz 61.714
Litvanya 60.759
Slovenya 46.849

Türkiye, Almanya ve Fransa'nın ardından Avrupa'nın en büyük 3. şeker pancarı üreticisi konumunda


Dışlanmamak için üretimi asla düşürmemeliyiz
AB'ye tam üyelik müzakerelerini sürdürmekte olan ülkemiz için, AB şeker rejimi reformu büyük fırsatlarla beraber sıkıntıları da beraberinde getirmektedir.  AB şeker reformuyla birlikte, üye ülkelerin şeker pazarından çıkışı ile doğabilecek boşluk, coğrafi konumumuz itibarı ile ülkemizin şeker ticaretindeki şansını arttırmaktadır.  Ancak bunun yapılabilmesi, ülkemiz pancar ve şeker üretiminin korunmasına ve şeker üretim maliyetlerinin dünya şeker fiyatları ile rekabet edebilecek bir düzeye getirilmesine bağlıdır. Bu nedenle Türkiye'nin AB ve dünya pazarlarında rekabet şansı bulabilmesi için pancar tarımını ve şeker fabrikalarını güçlendirmesi şarttır. Acil bir eylem planı oluşturularak en kısa zamanda fabrikaların modernize edilmesi ve uluslararası rekabete uygun bir hale getirilmesi şarttır.  Bu konuda Pankobirlik tarafından Çumra'da kurulan fabrika güzel bir örnek oluşturmaktadır. Şayet gelişigüzel özelleştirmeler devam ederse, ülkemiz pancar üretimi küçük bir bölgeyle sınırlandırılmış, özelleştirilemeyen fabrikaları kapatılmış ve pancar kotası azaltılmış olarak birliğe üye olmak durumunda kalacaktır. Birliğe üyelik halinde şeker kotası son beş yılın üretim ortalamalarına göre belirleneceğinden, Türkiye sektörden dışlanan ülkelerle aynı kaderi paylaşacak ve ülke şeker kotasını kalıcı olarak kaybedebilecektir. Böyle bir durumda özel fabrikaların da yaşama şansı kalmayacak, Türkiye stratejik öneme sahip olduğu bu sektörden tamamen çekilmek zorunda kalabilecektir. Türkiye AB'nin üçüncü ülkelere karşı olan taahhütlerine de uymak zorunda olduğundan, ülkemiz kamış şekeri üreticisi ülkelerin, büyük pancar şekeri üreticisi AB ülkelerinin, ABD'nin ve çok uluslu NBŞ şirketlerinin pazarı haline getirilmiş olacaktır.
Bu yüzden Türkiye her ne pahasına olursa olsun Avrupa Birliği şeker reformu tamamlanıncaya kadar, yani 2014 yılına kadar şeker üretimini korumak ve maliyetlerini minimize etmek zorundadır. 

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF <<< www.1hafta1ayet.com >>> ||| 0066 |||

 

Selamların en güzeli ile Esselamü Aleyküm, Rabbimizin Selamı ve Rahmeti üzerinize olsun.

 

66. Hafta - (Bakara Sûresi, 173. Ayet)

http://www.1hafta1ayet.com/haber_oku.asp?haber=129

(Lütfen Devam gönderin)

 

33. Woche (DEUTSCH)

http://www.1hafta1ayet.com/haber_oku.asp?haber=128

(Bitte Weiterleiten)

 

Cuma geceniz ve Cuma gününüzün hayırlara vesile olması dilek ve duası ile.....

"Sizin en hayırlınız Kuran'ı öğrenen ve öğreteninizdir. "
                                                             (Hadis-i Şerif)

 

 Lütfen 1hafta 1ayet Projemizi sizlerde e-mailler ile yayın...

 

Selam; Hakk'a tabi olanlara olsun.

www.1hafta1ayet.com

1hafta1ayet.com@gmail.com

 

************ ********* ********* ********* ********* ********* ********* **
Bu E-posta mesajı gizlidir. Ayrıca hukuken de gizli olabilir. Mesajın gönderilmek istendiği kişi siz değilseniz hiçbir kısmını
kopyalayamaz, başkasına gönderemez, başkasına açıklayamaz veya kullanamazsınız. Eğer bu mesaj size yanlışlıkla ulaşmışsa, lütfen mesajı ve tüm kopyalarını sisteminizden silin ve gönderen kişiyi E-posta yolu ile bilgilendirin.

 Bu E-maili 1 hafta 1 ayet grubuna üye olduğunuz için aldınız.

İnternet iletişiminde zamanında, güvenli, hatasız ya da virüssüz gönderim garanti edilemez. Gönderen taraf hata veya unutmalardan sorumluluk kabul etmez.
************ ********* ********* ********* ********* ********* ********* **
This E-mail is confidential.
It may also be legally privileged. If you are not the addressee you may not copy, forward, disclose or use any part of it.

If you have received this message in error, please delete it and all copies from your system and notify the sender immediately by return E-mail.

Internet communications cannot be guaranteed to be timely, secure, error or virus-free.
The sender does not accept liability for any errors or omissions.
************ ********* ********* ********* ********* ********* ********* **

 

 


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: [ATAM_IZINDEYIZ] Din ile Beyin Ýliþkisi

laikdirenis <laikdirenis@ekolay.net> wrote:
Subject: [ATAM_IZINDEYIZ] Din ile Beyin Ýliþkisi
 
Din ile Beyin Ýliþkisi
Dini inançlarla beynimiz arasýnda nasýl bir iliþki var? Dinlerin temelinde ne var? 
 
Bazý bilimsel araþtýrmalara göre, mistik deneyim olarak tanýmlanan tanrý ile temas kurma ve birlik olma hissinin, beyin metabolizmasýnda deðiþikliklere neden olduðu bildirildi.
 
Erciyes Üniversitesi Týp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalý Öðretim Üyesi
Doç. Dr. Ertuðrul Eþel, dinle beyin arasýndaki araþtýrmalarý ile ilgili yaptýðý açýklamada insanlarýn dini inançlarýnýn temelinde bazý biyolojik
nedenlerin yatabileceðini belirtti.
 
Dinin, kýsaca doðaüstüne inanma olarak tanýmlanabileceðini ifade eden Eþel, insanlarýn doðaüstüne inanmasýnýn esas kaynaklarýnýn rüyalarýn izahý,
ölüm korkusu ve ölüm olgusunun açýklanmak istenmesi ve mistik deneyimler olduðunu kaydetti.
 
Dini inançla ilgili iki tür zihinsel hipotez bulunduðunu vurgulayan Eþel,
''Bu hipotezlerden birincisine göre dini inançlar ihtiyaçtan kaynaklanýyor ve din
insanlarda ölüm korkusunu azaltmak için geliþiyor.
Ýkinci hipoteze göre ise din,
insan beyni dini inancý oluþturma kapasitesine sahip olduðu için vardýr'' dedi.
 
ZÝHÝN OKUMA MI ETKÝLÝYOR?
 
Birçok araþtýrmada dinin insan beyninin kapasitesi ile iliþkilendirildiðine
dikkati çeken Eþel, þunlarý söyledi:
 'Bu tür araþtýrmalara göre, dini inançlarýn oluþmasýnda insanlarýn (zihin okuma yeteneði) etkilidir. Bu yetenek, evrimsel olarak modern insanýn (homo sapiensin) ortaya çýkmasý ve özellikle ön beyin yapýlarýnýn geliþmesinden sonra kazanýlmýþtýr ve insaný tehlikelerden korumaya yöneliktir. Zihin okuma yetisi sayesinde insan, baþkasýnýn niyetini, düþüncesini ve bir sonraki eylemini tahmin edebilir. Dini inancýn da yaklaþýk 70-80 bin yýl önce, insanda baþkalarýnýn niyetini anlamak amacýyla beynin geliþmesinin bir yan ürünü olarak ortaya çýkmýþ olabileceðini ileri sürenler var.
 
Yine bu zihin okuma sayesinde çoðu kültürde, doðaüstü inançlar güneþ, yýldýz veya hareketli varlýklarla iliþkilidir. Meyvelerde veya çeþitli bitkilerde Allah adýný, Meryem'in gözlerini, bulutlarda azizlerin yüzünü görmenin nedeni de budur.''
 
Yaklaþýk 70-80 bin yýl önce insanýn soyut düþüncesinin bir patlama
gerçekleþtirdiðini, bu dönemde insanda sembolik düþünme, resim sanatý veya alet yapýmý gibi konularda ani ilerlemeler gözlendiðini vurgulayan Eþel, din olgusunun da ayný dönemlerde ortaya çýkmaya baþladýðýný, buna göre dinin insanýn beynindeki soyut kavramsal geliþmenin sonucu kabul edilebileceðini kaydetti.
 
keskinbicakone


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

27 Şubat 2008 Çarşamba

D.PF (Maalesef) Hep Hakli Cikmisim-Bedri Baykam



---------- Forwarded message ----------
From: Bedri Baykam <bedbay@tnn.net>
Date: 27.Şub.2008 23:27
Subject: (Maalesef) Hep Hakli Cikmisim-Bedri Baykam
To: metinaslim@gmail.com

      BEDRI BAYKAM'IN 26 SUBAT 2008 TARIHINDE CUMHURIYET'TE YAYINLANAN MAKALESININ UZUN HALI EKTEDIR.

 

 

      (Maalesef) Hep Haklı Çıkmışım!

                                                                                                                     Bedri Baykam

      Söz uçar, yazı kalır. Hem de sizi her yerde, peşinizi bırakmadan takip eder. Orta yere laf atmak kolaydır, iddialarınızın zaman sınavından geçerek doğrulanması ise başka şeydir. Gerçi Türkiye gibi belleksiz toplumlarda, son haftalardaki gibi yıllardır söylediğinin hep tersi çıkmış tatlı su balıkları azıcık renk değiştirirse, onları kahraman ilan etmeye kalkabilirler! Biz yine de hatırlatalım:

      Yıl 1987, İran Küstahlığı: ABD'den Türkiye'ye yeni dönmüşüm. Özal'ın, İran Başbakanının Anıtkabir'i ziyaret etmeyi reddetmesine olan tepkisizliğini ve benzer uygulamaları gördükten sonra

"Demokrasinin Kutusu" ve "Kubilay Odası" gibi sanatsal işlerimi yapıp, tüm röportajlarda "irtica geliyor" diye açık açık bağırmışım. (Milliyet, 11/07/1987)

      Yıl 1989, 163. Maddenin TCK'dan Kaldırılmasına Karşı Uyarım: "163. maddenin demokrasi adına kaldırılması gereği, hakikaten sol demokrat entellektüelin eşitlik, kardeşlik, özgürlük gibi inançlarının tamamen suistimali sayesinde kendilerine inandırılmıştır… Bu kişiler 'Türkiye hiçbir zaman bir İran olmaz'  kanılarını topluma yayarak rejimin düşmanlarının arzu ettiği şekilde bir 'tehlike yok' rehaveti getirmektedirler…" (Cumhuriyet, 15 /12/1989)

      Yıl 1990, Sivas'a "Ön" Gönderme : Katliamdan 3,5 yıl önce, Sivas'ı aynen tarif etmişim: "163. maddenin kaldırılmasıyla şeriatçılar, serbestçe at koşturdukları bu ortamda arkalarına korkunç bir propaganda ve devlet güvencesi alırlar. Tabii oyları %7'lerde kalmaz, fırlar. Kaldı ki belirli bir sokak gösterileri patlamasından sonra bu şeriatçı partinin yüzde 30-40 oya da ihtiyacı yoktur... Mesela, birden bir sokak mitingi, gözü dönmüş din fanatikleri tarafından bir toplu linç veya katliama dönüşebilir. Çünkü bu fanatikler için "Hak" yolunda her şey mubahtır. Peki o zaman, mesela Erdal İnönü gibi 163. maddenin de kaldırılmasını talep eden politikacılar ne gibi traji-komik demeçler vereceklerdir? "Bunlar demokrasiyi hazmedememiş kişilerdir" mi diyecektir Sn. İnönü? Bu olayların gelişi "perşembenin geliş çarşambadan bellidir" durumunda iken SHP bu konudaki gafletini nerelere kadar sürdürecektir?""(Playboy, 01/01/1990)

      Yıl 1993, Solda birlik: Kritik yerel seçimlerin yapılmasına 10 ay kala, "Taban Operasyonu" hareketini en kritik ikazlarla örgütlemiş, sivil toplum, sendikalar, aydınlar olarak, "14 Nisan"ın kozasını, ilk defa bir araya getirmiş, solun acil birleşmesini talep etmiştik: "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ve yasama nedenlerinin temel ilkeleri, hızla yok edilmek istenmektedir… 1994 yerel seçimlerinden önce tabanın istemi olan birleşme konusunda sosyal demokratların kaybedecek  vakitleri yoktur… Cumhuriyet'in varlık nedeni olan Atatürk Devrim ve İlkelerinin korunması… doğrultusunda, bu üç partinin birleşerek siyasi yaşantıdaki gerçek yerini almasını bekliyoruz…"

( 26/8/ 1993)

      Yıl 1996, Merkez Sağ İflası:" … Merkez sağın fazlasıyla yolsuzluklardan nasibini aldığını, ahlak dışı koalisyon anlaşmalarına girmekten çekinmediğini, Refah Partisi'nin tabanını genişletmekten başka bir işe yaramayan tavizleri artık içinden çıkılmaz şekilde genlerine geçirdiğini, ödünsüz laikliğin demokrasinin 'olmazsa olmaz'  şartı olduğunu anlamadığını ve RP'nin ellerine bu rejimi teslim etmekten hiç çekinmediği ortaya çıkmıştır… Ödünsüz, laik bir tavır sergilemekten kaçınan ve oy pazarlarında parsa toplamak peşinde olan ANAP ve DYP, laik dernek ve yazarların sözlerini dinlemek bir yana, tam tersine, "Milliyetçi-Muhafazakar" adı arkasına gizlenerek, kendi bulundukları nokta ve aşırı sağ arasındaki farkı ve mesafeyi hızla yok etmeye başlamışlardır…"( Yeni Yüzyıl, 28/07/ 1996)

      Yıl 2002, Seçimler ve Sivil Toplum: Bahçeli'nin taktik faulüyle Türkiye seçime hazırlıksız yakalandığında, tüm kararsızlar ve USTKB'leri CHP'yi işaret ederek bir partiye açık destek vermeye davet etmişim: "Sivil toplum örgütleri ve aydınlar artık tarafsız kalamazlar. Laik ve demokratik bir partiyi desteklemeye mecburlar… Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti'ni yıkmak isteyen herkes bugün derneklerle, vakıflarla, gençlik örgütleriyle, medyasıyla  toplumu her saniye yoğurup, RP için çalışıyor. Laikliği ve Atatürkçülüğü savunan vakıf ve dernekler ise, 'taraf görünmeyelim' diye çabalarını güdük bırakıyor. 'Biz taraf tutmuyoruz'  diye diye meydan yobazlara kaldı!… Aydınlara ve sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum: Bu partiler arasında size göre en mantıklı nedenlerle seçeceğiniz birine açık destek vermeye mecbursunuz. Etkileme gücünüzü doğru yönlerde değerlendirmezseniz, zamanı çok iyi kullanmazsanız, pek yakında ne doğrudan, ne dolaylı olarak siyasete katkı ve hak imkanınız kalmayacak. Sansürün bugün medyaya uzanan alçak elleri yarın sizin yakanıza yapışacak. İşte o zaman ağırlığınızı siyasi yaşama taşıyamamış olmanın faturasını çok fena ödeyebiliriz…"

(Milliyet, 16 /08/ 1999)

      Yıl 2004, AB Kutlamaları(!): Medyamız, "AB'ye protokol imzasıyla girdik" diye kutlama şampanyaları patlatırken, aynı gece SKY Türk'te rahmetli Mehmet Tacettinoğlu'nun programında söylediklerimi, ardından yazmışım: "AB sayesinde Türk Ordusu'nu kendine göre nötralize ettiği için çok mutlu olan (ve her gün İran vari uygulamalara giren) AKP, AB ile ciddiye binen ilişkinin en iyi ihtimalle 20-30 yıl (!) sonra bizi dönüştüreceğini aslında biliyor. Tabii o tarihe kadar AB-MABE kalırsa! 3-5 yıl içinde dünya akıl almadık şeyler yaşayabilirken çeyrek asır ötesini kim ciddi olarak öngörebilir? Hele "ucu açık" müzakereler, henüz başlamadan hakkımızda referandum isteyen ülkeler sıraya girmişken! 25 ülkenin yarısı hakkımızda ırkçı kampanyalar yaparak bu referandum meselesini yaşama geçirseler, sonuç ne olur düşünebiliyor musunuz? Bugüne kadar AB'nin tek referandumları "Siz AB'ye girmek istiyor musunuz?" diye ülkelerce kendi içlerinde yapılmışken, bu sefer aday bir ülke için "biz bu adamları aramıza alsak mı?" diye referandum yapılacağı konuşuluyor!"(Cumhuriyet 21/12/2004),

      Yıl 2005, Pamuk Krizi: Aralık 2005'de, Şişli  Adliyesi'nde dünyayı birbirine katan Pamuk davası yaşanmadan üç ay önce, "Pamuk davası, Dikkat Uçurum Geliyor" başlıklı yazımda bu davayı açmanın nelere mal olacağını, nasıl bir hata olduğunu bakın nasıl dile getirmişim: Biz bu olayla tam bir intihara koşuyoruz. Bir "sahte kahraman" pompalayıp, onun ününe ün, gücüne güç katacağız. Şimdiden, Le Monde'da, Liberation'da, The Guardian'da, New York Times'da, çıkacak tam sayfa yazıları görebiliyorum. Bu korkunç bir şey. Pamuk konuşacak, avukatları konuşacak, insan hakları dernekleri, yazar dernekleri, sanatçılar, yazarlar konuşacak. Hepsi aşağı yukarı aynı şeyleri söyleyecekler. "Nerde kaldı fikir özgürlüğü ve insan hakları?", "İşte, dünyanın en çok okuduğu yazarımıza yaptığımız", "Yine o kafa", "Dünyaya rezil olduk"...

      Tabii bir de madalyonun daha zararlı yüzü var: Yurtdışında neler yazılıp çizileceği... "Türkiye Salman Rüştüsünü buldu", "Türkler, en önemli yazarlarını Ermenilere destek oldu diye yargılıyor", "Ermeni soykırımı ve Türkiye'de faşist baskı", "Kürdistan ve Ermeni Soykırımı: Pamuk doğruları söylediği için suçlanıyor"... Bu davanın dünya medyasının takibi altında sürdürülmesi, Türkiye Cumhuriyeti açısından, 1923'ten bugüne kadar yaşanmış en büyük medyatik felaketlerden biri olacak".(Cumhuriyet 20/09/2005)

      Yıl 2007, Seçimleri öncesi ve MHP: Cumhuriyet mitinglerinden sonra, dile getirilen "solda CHP'ye, sağda MHP'ye oy verin" propagandasına karşı hangi uyarıyı yapmışım:

      "…Kafası netleşmemiş olan esas MHP. Siyasi alana taşıma gafletinde bulundukları 'Ya Allah Bismillah, Allah-u Ekber' sloganı onları bir hayalet gibi takip ediyor ve laik demokrasinin neresinde durduklarını o kadrolar bir türlü anlayamıyorlar." (Cumhuriyet, 10/07/2007).

      Yıl 2007, Türban ve Özgürlükler: Türbanın özgürlük adına getirildiği yalanına karşı 2007 seçimlerinden bir ay önce "AKP Ekspresi: Avrupa Biletiyle Tahran'a" kitabımda yüzlerce örnekle AKP'nin 2002'de başlayarak sırayla hangi özgürlükleri yok etmeye çalıştığının dökümü var.

      Ve bellek tazelemek isteyen günümüzün "şaşkın entelleri" için, daha neler neler!




--
"" BENİ DİĞERLERİNDEN AYIRAN ÖZELLİK,
BENİM DİĞERLERİNİN SORMADIĞI,
SORULARI SORMAM VE SORMAYA DEVAM ETMEMDİR ! ""
VERON
NOBEL ÖDÜLLÜ AMERİKALI FİZYOLOG

http://arkabahceniz.blogspot.com
http://blog.milliyet.com.tr/dusunceplatformu
http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=listarticles&secid=161

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Fwd: BURUK FAKAT MANALI BİR KUTLAMA TÖRENİNİN ARDINDAN



---------- Forwarded message ----------
From: Eğinli Admin <erzincanli.0024@gmail.com>
Date: 25.Şub.2008 17:34
Subject: BURUK FAKAT MANALI BİR KUTLAMA TÖRENİNİN ARDINDAN
To: erzincan-kemaliye-egin-grubu@googlegroups.com, ergu-koyu@googlegroups.com, kemaliye-egin-tanitim-grubu@googlegroups.com, keftud@googlegroups.com, picasa_tr@googlegroups.com, firat-karasu-grubu@googlegroups.com, mega-turk@googlegroups.com, gurbet-yolcusu@googlegroups.com

Degerli dost ve hemşerilerim: 24 Şubat 2008 günü kutlanması için daha önceden kararlaştırılmış olan Erzincanın düşman işgalinden kurtuluşunun 90.yıl kutlamaları çerçevesinde planlanan şölenlerimiz, pazar günü Ataköy Ahmet cömert spor salonunda İSTANBUL Civarında bulunan hemşerilerimizin bir kısmının katılımıyla biraz buruk birazda hüzünle kutlandı.
  Buruktuk Çünkü şanlı ordumuz sefere çıkmışken biz burda şölen zaten yapamazdık,Hüzünlüydük çünkü şehidlik mertebesine ermiş 20 civarında mehmetcik aramızda bundan sonra olamayacaktı. burukluk ve hüznün yanında sevincimizde elbet vardı.. melunların melanet yuvası olan kandil dagında bundan sonra degil kandil yakmak,mum bile yakılamayacagıydı.
   Ahmet cömert spor salonun ise Erzincanın gurbetteki temsilcileri tarafından hınca hınç dolmuş kapeteryaları ve dışarısıda içerisi kadar birlikteliği ve böyle bir günün sevincini paylaşmanın mutluluğunu hep birlikte yaşıyordu.
    90 Yıl kutlamalarına Ulaştırma bakanımız sn. Binali YILDIRIM, Erzincan Valisi sn. Ali GÜNGÖR Şişli Bld.Başkanı Mustafa SARIGÜL İş adamlarımızda Haci Ali AKIN ve Şeref Ali AKIN ve daha ismini yazmadığım bld. başkanları,ilçe kaymakamları vakıf ve dernek yöneticileri ile sanatcıların katılım ile şölenlerimizi bu yılda tamamlamış ve halkımızın bir birleriyle kaynaşmasına vesile olunmuştur..Organizasyonda emegi geçen herkesi kutlar, kutlamalara katılanlara teşekkür eder, katılamayan hemşerilerimizede bu vesile ile seslenerek bundan sonraki şölenlerde yer almalarını tavsiye ederiz. sevgi ve saygılarımla 
 
90 YIL KUTLAMALARI ŞÖLENİNDEN GÖRÜNÜM FOTOĞRAFLARI İÇİN AŞAGIDAKİ LİNKİ, TIKLAYIN BELKİ BİR TANIDIĞINIZA RASTLAR VEYA BİR HEMŞERİNİZLE TANIŞMANIZA YARDIMCI OLMUŞ OLURUZ..
 
http://picasaweb.google.com/erzincanli.0024/Erzincan90YilKutlamalariSolenindenFotograflar

--
Erzincan-Kemaliye-Egin-Grubu Admin M.İlaldı 0532 7269362

VERON
NOBEL ÖDÜLLÜ AMERİKALI FİZYOLOG

http://arkabahceniz.blogspot.com
http://blog.milliyet.com.tr/dusunceplatformu
http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=listarticles&secid=161

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF ottomana1299 Asıl darbeyi AKP yapıyor.



---------- Forwarded message ----------
From: Türk <ozdburak@gmail.com>
Date: 27.Şub.2008 01:46
Subject: ottomana1299 Asıl darbeyi AKP yapıyor.
To: ottomana1299 <ottomana1299@googlegroups.com>


Asıl darbeyi AKP yapıyor.
Nerede 12 Eylül´ü hala konuşanlar..Nerede askerin her hareketinde
´Eyvah darbe yapacaklar´ diye korkanlar. Asıl darbe gözümüzün önünde
yapılıyor. Hem de bir siyasi parti tarafından.

Peki ya bu dönem hangi dönem?
Adını koyun artık!

Vatanseverleri elma gibi teker teker toplamanızın sebebini söyleyin.
Çıkın ve ´ABD´nin Büyük Ortadoğu Projesine uymayanı, biz bu şekilde
terörist damgası vurarak cezalandırırız. Basını da alet edip Ergenekon
çetesi diyerek halkı teröristlerden kurtarıyormuş imajı veririz. Kimse
de tık diyemez´  diye söyleyin.

Yürekli olun !

Siz teröristlerle aynı çatı altında değil misiniz? Madem vatanınız
için uğraşıyorsunuz ve terörist kavramından bu kadar iyi anlıyorsunuz,
çıkın da onlarla mücadele edin. Atatürk´ün ve bu milletin meclisi
terörist geçit yerine döndü.

Asıl darbeyi AKP yapıyor. Kimse dur diyemiyor.
Halk öyle bir bölünmüşki;  AKP´ye saygı duymayan asker bizim askerimiz
değil diyenler bile var bugünlerde.
Asker sizin bizim değil, bu ülkenin askeridir...
Yazıklar olsun...

AKP darbe yapıyor, basın yazıyor.
Hem de ne yazıyor!

Doc. Dr. Emin Gürses hocamızı Genelkurmaya ajanlık yapıyor diye
suçluyorlar.
Beyler, siz kimin ajanısınız?
Ne zamandır Türk Silahlı Kuvvetlerine bilgi aktarmak, vatan için
mücadele etmek terörizm kavramı ile örtüşüyor?
ABD ajanı olanlara liderlik ünvanı veriliyor, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin yanında olanlara terörist yaftası yapıştırılıyor.

Vay atam vay..! Sen olsaydın bunlar bugün söz sahibi mi olurdu?

Yıllarca kin ve nefretle Atatürk´ün Cumhuriyetine bakıp da belli
edemeyenler, kuyruk acısı olanlar, Kurtuluş savaşını, ulusal
zaferimizi içlerine sindiremeyenler yemin etmişler besbelli.
Ayırdılar etle tırnağı.
Oysa hepimiz bu vatanın evlatları değil miyiz?

Asıl darbeyi AKP yapıyor...

Öyle bir zamanlama yapılıyor ki, kimse bir şey anlamıyor. Bu oyunlar
nereye kadar devam edecek?

Artık sessiz kalmayın ey büyük Türk milleti. Terörist diye karşınıza
çıkartılanlar aslında toplumun önünü açmak isteyen aydınlarımızdan
başkaları değil.
Gerçek teröristler,  televizyonlara çıkıp ´Yaşasın Şeriat´  diye
bağıran gerici yobaz yazarlar ya da bölücü terör örgütünün
propogandasını yaban herkese özgürlükçü sahte aydınlar  ve tabiki
onlara söz hakkı verenler değil de, bu ülke bölünmesin diye Türkiye
için mücadele edenler mi oldu?
Bu nasıl bir devir?

Birlik olalım! Türkiye bizimdir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin her
mensubu ´Ne Mutlu Türküm Diyene´ diyen herkesin askeridir. Oyuna
yeterince geldik. Kurtuluş Savaşında kaybettiğimiz atalarımızın,
yiğitlerimizin hatrına sahip çıkalım vatanını sevene, Türkiye için
mücadele edene...



Beltürk Genel Yayın Yönetmeni

Şerife Özdemir



ozdemir.serife@gmail.com

www.belturk.be



--
"" BENİ DİĞERLERİNDEN AYIRAN ÖZELLİK,
BENİM DİĞERLERİNİN SORMADIĞI,
SORULARI SORMAM VE SORMAYA DEVAM ETMEMDİR ! ""
VERON
NOBEL ÖDÜLLÜ AMERİKALI FİZYOLOG

http://arkabahceniz.blogspot.com
http://blog.milliyet.com.tr/dusunceplatformu
http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=listarticles&secid=161

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

D.PF Tefeci karta dadandı BDDK denetime aldı

Tefeci karta dadandı BDDK denetime aldı

Tefeci karta dadandı BDDK denetime aldı       Kartla nakit sağlamada hergün yeni bir yöntem çıkıyor. Kartla altın yönteminden sonra tefecilerin de karta nakit para vermeye başlaması BDDK'yı harekete geçirdi

KREDİ kartlarında 6 ayın üzerindeki taksitlere örtülü sınırlama getiren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), kredi karlarıyla ilgili ikinci operasyonu da tefecilere yönelik gerçekleştirdi. BDDK, kredi kartlarının tefecilik amacıyla kullanılmasını engellemek için kredi kartlarına 'nakit' sağlayan kuyumcuları ve şirketleri incelemeye aldı. Son dönemde tefecilerin nakit para vermek için kullandığı senetlerin yerine 'kredi kartları' almaya başladı. BDDK'nın tespitlerine göre, nakite ihtiyacı olan bir tüketici, kuyumculara veya nakit sağlayan firmalara başvuruyor. Örneğin, 25 bin YTL paraya ihtiyacı olan tüketici, nakit sağlayan firmaya gidiyor.
     
     ALTIN İLE NAKİT YÖNTEMİ

      FİRMA tüketiciye 20 bin YTL para veriyor. Firma, tüketici 25 bin YTL'lik alışveriş yapmış gösteriyor ve söz konusu alışverişi de, kredi kartından taksitler halinde çekiyor. Böylece yüzde 20'lik kesinti uygulamış olunuyor. Yeni tefecilik sistemi olarak nitelendirilen bu yöntemle, firma kendisini garantiye almış oluyor. Yine aynı sistemle kuyumculardan da altın alınıyor. Ancak alınan altın bir başka kuyumcuda bozduruluyor. Bu yolla da, tüketici nakit ihtiyacını gidermiş oluyor. Birden fazla kredi kartına sahip olan tüketiciler, bir kredi kartıyla sağladığı kaynağı bir başka kredi kartının borcunu ödüyor. Tüketicinin borcu ise katlanarak büyüyor.
     
     Yasal düzenleme yapılacak

      BDDK, kredi kartının nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılmasının son dönemde arttığını tespit etti. Bunun üzerine BDDK, kredi kartının nakit ihtiyaçlarını gidermek için kullanılan yöntemleri tespit etmek ve bununla ilgili önlem almak için, kuyumcuların kredi kartıyla satışlarını incelemeye aldı. Bu yönde yapılan incelemenin ardından, kuyumculara ve bankalara gerekli uyarılar yapılacak. BDDK, incelemenin ardından da, elde edilecek bilgi ve belgeler doğrultusunda yasal düzenleme yapacak. Alınacak tedbirlerle, kredi kartlarının nakit için kullanılmasının önüne geçilecek.

Hüseyin Özay / STAR



--
"" BENİ DİĞERLERİNDEN AYIRAN ÖZELLİK,
BENİM DİĞERLERİNİN SORMADIĞI,
SORULARI SORMAM VE SORMAYA DEVAM ETMEMDİR ! ""
VERON
NOBEL ÖDÜLLÜ AMERİKALI FİZYOLOG

http://arkabahceniz.blogspot.com
http://blog.milliyet.com.tr/dusunceplatformu
http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=listarticles&secid=161

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
 *Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Web sayfası :   www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu

ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com

Bu mesajda, yalnizca  muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi  degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---