Necati ÇAVDAR 14.05.2004
Serbest Gazeteci
AT İZİ İT İZİ VE YÖK -I
Hükümet, hemen her iktidarın, her partinin ve sağcısı solcusu, eyyamcısı hemen herkesimin memnun olmadığı YÖK ile ilgili bir değişikliğe gitti.
At izi it izine karıştı.
O meşhur kimi akademisyenlerin cübbeleri ile Meclis'e yürüdükleri gün.
Kendilerini polis durdurunca, Meclis Başkanı Arınç, Vakıflarla ilgili bir toplantıya katılmak için arabası ile olanca hızı ile TBMM Çankaya nizamiyesini geçe dursun Haluk Koç ile Yakup Kepenek birer ikişer içeri aldılar.
Onlar da soluğu doğruca CHP Grup Genel Kurul salonunda..
Olayı "Kimi öğretim üyeleri cüppelerini giydiler, Millet Meclisine geldiler. Değerli arkadaşlar, gelenlerin bir bölümü, üniversiteden, Orta Doğu Teknik Üniversitesinden benim arkadaşlarım. Bu öğretim üyeleri...
Şimdi bu durumda olan öğretim üyesi sokağa çıkmamıştır, cübbesini giymiştir ve halkın iradesinin temsil edildiği Yüce Meclise gelmiştir.
.....Bu insanlar sokağa çıkmadılar, buraya geldiler; Cumhuriyet Halk Partisinin Grubu da bu Yüce Meclisin bir bölümüdür. " diye takdim eden 12 Eylül faşizminin mağduru, şimdi de 28 Şubat faşizmi uygulamalarının savunucusu Yakup Kepenek ( bildiğimiz kadarı ile 1983 yılı olsa gerek ) 12 Eylül cuntası döneminde 1402 sayılı sıkıyönetim yasasına takılarak ODTÜ'de bölüm başkanlığından uzaklaştırılıyor.
Ancak daha sonra bağımsız yargı kararı ile geri üniversitede iş buluyor. O nedenle olsa gerek kuyruk acısıyla "Tasarının gerekçesinde, YÖK'le gelen 1981 rejimini beşinci üniversite reformu diye tanımlıyor. Değerli arkadaşlar, nasıl denir bilemem; ama, bu 1981 YÖK tasarısına üniversite reformu demenin, buna reform demenin hiçbir mantıksal bir tarafı yoktur, doğru tarafı yoktur. Bu, aynı terimden gidersek, reform değil, deformasyondur, biçim çöküntüsüdür, değiştirmedir ve yıkımdır" diyen CHP sözcüsü Yakup Kepenek beyin "Üniversite dünyasına 12 Eylül rejiminin giydirdiği o deli gömleği" olarak niteliyor ama YÖK değişikliğini bu hükümet yapınca kıyamet koptu.
Kimi cübbeleri ile CHP gurubu kürsüsünde soluğu aldı, Kimi anıtkabirde kimileride ne kadar zinde kuvvet varsa oraları kaşıdı...
Neymiş efendim, YÖK'ün bu şekli ile değişikliği söz konusu olursa irticai bir durum olurmuş!
YÖK kanunu konuşulurken AKP Grup Başkanvekili Faruk Çelik "köklü bir değişiklik yapalım; siz, nasıl bir üniversite, Yükseköğretim Yasası istiyorsunuz; biz, evet, bilimsel, malî, idarî, özerk bir üniversite yasasından yanayız" diyor .
Kırşehirli CHP milletvekili HÜSEYİN BAYINDIR oturduğu yerden "- İrticaî!.." diye ünlüyor..
Kanunu eleştirenlerin söylemleri de farklı değil.
Giydirilmiş şablon bir kere.
........
YÖK yasası çıkarsa çiğneriz diyen Orta Doğu Teknik Üniversitesi Şehir bölge Planlama Bölümü Öğretim üyesi akademisyen ise İşçi Partisi Bilim Kurulu üyesi.Yetmedi Teori dergisi yazı kurulu üyesi ve yazarı ..
.......
YÖK yasası rekor mesai sarf edilerek çıktı.Ama yankılar sürüyor.
Bilimsel aşırması, bilimsel baskı, ikna odaları ile meşhur Alemdaroğlu yasa "A'dan Z'ye yanlış.. Gerginlik olmaması için çekilsin" buyururken bir kısım akademisyen cübbeleri ile kabir ziyareti yapıyor..
Yunan'a karşı kurulmuş ve Türkiye'nin NATO şemsiyesi dışındaki tek ordusunun başındaki kişi "81 yıllık Türkiye Cumhuriyetini koruma ve kollama görevinden" dem vurarak "Fazilet dersine ihtiyacımız yok" diye İzmir taraflarından ses veriyor.
Gerçekten at izi it izine karıştı.
Yeni YÖK Kanunda bir 7 nci maddeye bağlı olarak 2547 sayılı Kanuna "GEÇİCİ MADDE 50" ekleniyor.
Buna göre yeni YÖK kanunu yürürlüğe girdiği tarihte; Yükseköğretim Genel Kurulu ve Yükseköğretim Yürütme Kurulu Başkan ve üyelerinin görevleri sona eriyor. Görevi sona eren bu kişiler, Yükseköğretim Genel Kurulu ve Yükseköğretim Yürütme Kurulu Başkan ve üyeliğinde tamamlayamadıkları süreler içinde yeni bir kadroya atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait aylık, ek gösterge ve her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî haklarını almaya devam edecekler. Bunların atandıkları yeni kadroların aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatlar ile diğer malî hakları toplamının net tutarının, önceki kadrolarına bağlı olarak en son ayda almakta oldukları aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî hakları toplamının net tutarından az olması halinde, aradaki fark giderilinceye kadar atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece herhangi bir kesintiye tâbi tutulmaksızın tazminat olarak ödenecek.
Bu madde üzerinde bile muhalefet başta milletvekili dokunulmazlığı olmak üzere ilgilisiz konularda konuştu. Fakat bu memlekette milyonlar işsiz beklerken eski Yök'çülerin iş yapmadan milletin sırtına LÖKlenmesine karşı çıkmadılar bile...
Belki hükümet, bu kesime rüşvet kabilinden işte paranız daha ne istiyorsunuz ki diye bilmek için milletin kesesinden nemalanmalarına imkan verdi.
Böylece bu milletin kesesinden iş yapmayanlara para verilecek.
Ama kimileri oralı olmuyor.
İşte bu benim gücüme gidiyor.
.......
Belki sosyal bilimciler bir tahlil yaparlar.
Hangi kelime ne kadar kullanılmış diye A4 ölçüsü ile YÖK yasası görüşmeleri tutanağını inceledim.
İşte sayabildiğim kadarı ile tekrarlanan kelime sayıları: İmam- Hatip 180, YÖK 140, karşı 223, din 95, laik ve laiklik 87, demokrasi 68, Atatürk 54, devrim 57, karşı devrim10, Türkiye Cumhuriyeti 29, insan hakları 30, dinleyiniz- dinle 66, dinleme köklü diğer kelimeler10, iyi niyet 6, zihniyet 6, gerilim 5, kaos 3, yıkım 2, dayatma 17, rövanş 8, istismar 17, dinleyiniz 2, dinleyin 12, hitap edin 3, milliyetçilik 8, 28 Şubat 2, düşman-düşmanlık 7, sus 9, hoca 29, profesör 36, anla 19, anlamak 9, Ömer Dinçer 7 kez tekrar edilerek hiç olmayan ve gerekmeyen yerlerde ilgisiz kelimelere başvurulmuş.
Yani at izi it izine iyice karışmış.
AT İZİ İT İZİ VE YÖK -II
İçeride böyle dışarıda farklı mı? Önceki akşam Seçkin Işıldı ile Bakanlıklarda Hacı Ali Özhan'la karşılaşıyoruz. Özhan, cadde ortasında "ben ateist, komünist ve de hem de Atatürkçüyüm" diye haykırarak önde gelen YÖKçüleri Atatürkçü olmamakla itham ediyor, samimiyetsiz buluyor. Ve Hacı Ali Özhan soruyor,"dinciler, İslamcılar, bu konuda ne diyor?" diye. Birilerinin "dinci, İslamcı " dedikleri gazetenin yazarına söylüyoruz "öyle bir şablon yok. Her tayfta ve renkte Müslüman var. Herkesin ihtiyacı kendine göre diyoruz " Kim anlıyor? Dinlemiyor bile... Ben üç kelimede meramımı ortaya koydum. Hadi sen de üç kelimeyle kendi düşünceni ortaya koy diyor. Halkın durumunu da Devekuşu fıkrası ile izah etmeye kalkıştığımızda ise fıkranın sonucunda ortaya çıkan manzarayı kendi üzerine alınıyor...
Birilerinin elinde şablon. Kendi kafasındakini diğerine uydurmaya çalışıyor.
Tıpkı Özhan gibilerin hem ateist hem komünistim hem de Atatürkçüyüm dediği gibi.
Hacı Ali Bey adama sormazlar mı? Bu iş nasıl oluyor diye. Bizim bildiğimiz kominizmle Atatürkcülük hiç yan yana gelemedi. Belli bir mesafede bile duramadı. Ve birbirine hiç tahammül edemez. Ama gel gör ki bizim ülkemizde Hocanın hesabı Ay'ı kırpıp kırpıp yıldız yapması gibi, eski kominist, sosyalist, İpci, Maocu, İTci bilimum son kullanma tarihleri geçmiş, soyu tükenmiş ideolojilerin savunucularının hepsi artık günümüzün tek geçer akçesi olan Atatürkcülüğün maskesi arkasına sığındılar. Eski solcular artık günümüzde liberal ya da salon sosyalisti oldular. Yaptıkları tek şey halktan uzak özel mekanlarda bir zamanlar geçmişte kıyasıya eleştirdikleri kapitalist değerlere sahip bir halde, en pahalı içkileri yudumlayarak, ne olacak bu memleketin hali diyerek, aslında kendi hallerine yanmak. Kendi içler acısı hallerini bile eleştirmeye cesaretleri yok bu gibilerinin. Onu bile halkın değerlerine saldırarak gizlemeye çalışıyorlar. İrtica gelirmiş... Pöh, İrtica, mirtica hikaye, dertleri dinle ile bile değil, dert bu ülke insanının kendine din edindiği din iledir. Öyle olmasaydı her türlü iletişim organı ile propagandası yapılan sair din ve inanışlar bu ülkede bu kadar rahat at oynatabilir miydi? Birilerini takiyyecilikle suçlayanlar kendilerinin iki yüzlü davranışlarını izaha gerek bile duymuyorlar. Niye duysunlar ki? O cesaret yok çünkü...
Siz kalkın baskı ile insanları farklı davranmaya zorlayın, sonra da "niyet sorgulayıcı" makamında "hayır asıl amacı bu değil şu" diyerek, suçlamaya kalkışın.
At izinin, it izine karıştığı yerde herkesin kafası karışık... Çelişki çelişki içinde çık çıkabilirsen bu işin içinden. Muhalefet olarak sen hem parti programında YÖK'ü kaldırarak daha sağlıklı bir sistemden dem vuracaksın, hem de iktidar olamayınca senin programına benzer bir biçimde, mevcut iktidar adaletsizliği gidermek için bir çaba içine girince de ortalığı ayağa kaldıracaksın. 2B olayında olduğu gibi... Gerçi yeni YÖK yasasıyla adaletsizliğin giderileceği de meçhul ama o da ayrı mesele. Anayasa Mahkemesinin hüküm koyma yetkisi elinden alınmadıkça Başörtüsünde olduğu gibi gene olan İHL'lilere olacak...
--
NECATİ ÇAVDAR
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
*Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe
düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma
ve yayma özgürlüğünü içerir.* İnsan Hakları Evrensel bildirgesi
Web sayfası : www.dusunceplatformu.net
E-Mail: dusunceplatformu@googlegroups.com
Bu grubu ziyaret edin. http://groups.google.com.tr/group/dusunceplatformu
ARKADAŞLAR BU GROUPTAN ÇIKMAK İÇİN LİNK'İ TIKLAYIN:
dusunceplatformu-unsubscribe@googlegroups.com
Bu mesajda, yalnizca muhatabini ilgilendiren, kisiye veya kuruma ozel
bilgiler yer aliyor olabilir. Mesajin muhatabi degilseniz, icerigini ve varsa ekindeki dosyalari kimseye aktarmayiniz ya da kopyalamayiniz.
Boyle bir durumda lutfen gondereni uyarip, mesaji imha ediniz. Gostermis oldugunuz hassasiyetten oturu tesekkur ederiz.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---